• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 7 °C

100 yıl önce, 100 yıl sonra…

M.Tanzer Ünal

Bugün, 18 Mart…

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100.yıldönümü.

Cumhuriyet’e uzanan yolun ilk savaşı.

“Var olma” mücadelemizin başlangıcı.

 “Yedi düvel”e meydan okuma yeri.

Dünyanın en güçlü donanmalarını boğazın derinliklerine gömdüğümüz gün!

Yeniden dirilişin ilk kıvılcımı!

Birinci Dünya Savaşı’nda boğuşmak zorunda kaldığımız 9 cepheden biri.

***

Tüm cephelerde 2 milyona yakın şehit verdik.

Genci yaşlısı…

Okumuşu okumamışı…

Subayı, doktoru, mühendisi…

2 milyona yakın insanımızı yitirdik.

Allah hepsine rahmet eylesin!

Bu insanlar, tekrar “millet” olabilmemiz için öldüler.

Bu insanlar, tekrar “devlet” kurabilmemiz için öldüler.

Bu insanlar, torunlarının “hür yaşayabilmesi” için öldüler.

Bu insanlar, “onurlarını korumak” için öldüler.

***

Bugün…

*Gönderde bayrağımız dalgalanıyorsa…

*Dünyadaki 193 ülkeden biriysek…

*Her şeye rağmen bağımsız ve hür yaşıyorsak…

*Herkes inancını serbestçe yerine getirebiliyorsa…

*”Vatanımız” diyebileceğimiz topraklara sahipsek…

*İyi kötü bir ekonomik düzenimiz varsa…

Bunu, o şehitlerimize borçluyuz.

Bunu, Kurtuluş Savaşı’nı başlatan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gökten zembille inmedi.

Bu devlet bize altın tepsi içinde sunulmadı.

“Türk milleti” ağaç kovuğundan çıkmadı.

Bu devletin temelinde “kan” var, “gözyaşı” var, yıllarca devam eden “sıkıntı” var!

Bu devlet, diğer devletlerle anlaşılarak değil, dünyaya meydan okunarak kuruldu.

 

Şehit Hasan’ın o mektubu

Üniversiteyi bırakıp Çanakkale’ye savaşmaya giden ve burada şehit olan Hasan Ethem’in son mektubunu biliyorsunuz.

Çanakkale’de savaşanların duygularını nasıl da güzel anlatıyor!

"Valideciğim!.. Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat dolu mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının altında otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, tekrar okudum. Böyle mukaddes bir vazifede bulunduğumdan sevindim. İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri gelip dedi ki: – Efendim süt, buyurunuz, dere kenarındaki sürünün çobanından 10 paraya aldım. Valideciğim,
10 paraya 100 dirhem süt, hem de su katılmamış. Valideciğim, sen müteessir olma! Ben seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu. Ey Allahım! Bu ovada onun sesi ne kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu. Herkes, her şey, bütün mevcudat, onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm. Ellerimi kaldırdım, “Ey benim Rabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; İsm-i celâlini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!” diyerek bir dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mesut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi. Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah razı olsun! Oğlun Hasan Ethem 4 Nisan 1331…"

***

İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün varsa, şehit Hasan Ethem’ler sayesinde var!

 

Bunun bilincinde miyiz?

Şöyle etrafınıza bir bakar mısınız?

Türkiye, sanki hayal âleminde yaşıyor.

Daha doğrusu yaşatılıyor…

“Dün”ü unuttuk.

Toplumun, tarihle ilişkisi kesildi.

Değerlerimizi kaybettik.

Artık “bir” ve “beraber” değiliz.

Herkes kendi yolunda yürüyor.

Aramıza düşmanlık tohumları ekildi.

Bizi “etnik” ve “dinsel” yönden ayrıştırdılar.

Tıpkı Balkanlar’da olduğu gibi…

Milletimiz bölünme, vatanımız parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya!

Şu düştüğümüz duruma bakın!

Özetle…

Çanakkale’yi unuttuk.

Şehitlerimizi unuttuk.

Bu vatanı kuran tarihi şahsiyetleri unuttuk.

Yeniden emperyalist devletlerin tuzağında; hırsızların, uğursuzların, hainlerin peşinden gidiyoruz.

Allah sonumuzu hayır getirsin!

Bu yazı toplam 746 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim