• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 17 °C

11 Eylül

Bilal Dündar

Eylül ayı hepimizin hafızalarından silinmesi mümkün olmayan olaylarla doludur. Daha dün gibi hatırlıyoruz 11 Eylül 2001’de başta süper güç Amerika olmak üzere dünya ülkeleri şoka girdi. Amerikan Hava Yolları’ndan kısa aralıklarla kaçırılan uçaklar Amerikan prestijini yerle bir etti. Nasıl oldu ki uçan kuşu takip eden Amerika bu şekilde gafil avlandı? Aralıklarla kalkan uçaklardan ikisi New York’ta ki ikiz kulelerden kuzey kulesinin kuzey tarafında ki 94. ve 98. ile güney kulesinin güney tarafında ki 77. ve 85. katlarına çarparak ikiz kuleleri kibrit kutusu gibi devirdi. Binlerce insan ölmüş herkes kendisini korku cehenneminde hissediyordu. Aynı gün bir başka uçak Washington’da Pentagon’u vurmuştu. Bu unutulmaz vahim durum için çeşitli yorumlar yapıldı. Sonuçta ihale El Kaide örgütüne ve onun lideri Usame Bin Ladin’e kesildi.
Çünkü açıklanan Amerikan raporuna göre El Kaide üyesi 19 militan bu katliamı yapmıştı. Amerika bu şoktan çabuk çıkarak yeni stratejiler tespit ederek bir takım önlemler aldı. Bu önlemler sonucunda Orta Doğu’da yeni şekillenmelere girdi. Afganistan’da Taliban’ı amansız takibe alarak buradaki militanlardan birçoğunu yok etmek için büyük hareket başlattı. Daha sonra Irak’ın 3’e bölünmesi ile sonuçlanan Saddam’ı yok etme planını devreye soktu. Bu planın sonucu olacak ki Orta Doğu’da Arap Baharı diye adlandırılan Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da ve Suriye’de rejim değişikliği yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Görünen o ki bu hareket birçok ülkede de yaşanmaya devam edecektir.
Süper güç Amerika karşısında plan ve projeleri etkileyecek, değiştirecek bir blok olmadığı takdirde hep kendi yazıp oynadığı senaryolarını sürdürecek. Nasıl olursa olsun ne şekilde devam ederse etsin terör korunduğu müddetçe birçok yerden kaynak bulduğu sürece dünya hep diken üzerinde yaşayacaktır. Dünya ülkeleri terörü yok etmediği müddetçe bu tip nahoş olaylar ne ilk ne de son olacaktır. Ama ne yazık ki birçok ülkeler başkalarının yumuşak karnı olan olaylarda elini kuvvetlendirmek için terör olaylarına açık ve gizli destek vermekteler. Terörün olduğu yerde özgürlük, adalet, mutluluk ve gelişme olmaz. Dileğimiz ve temennimiz yeni bir 11 Eylüllerin yaşanmamasıdır. Bunun içinde diyalog, sağduyu egemen olmalıdır.

12 Eylül
Türkiye’nin yakın tarihinde 12 Eylül’ü yaşayanların, görenlerin unutması mümkün değildir. Bütün kurumlar, kuruluşlar içerikten yoksun bir şekilde sağ ve sol olmak üzere ikiye bölünmüş vaziyette idi. Polis teşkilatında, öğretmenlerde başta olmak üzere diğer kurumlarda da bariz bir bölünme vardı.
Siyasi liderler bir araya gelmiyordu. Birinin ak dediğine öbürü kara diyordu.
Anarşi herkesi canından bezdirmişti. Sabahleyin işine giden kişiler akşama sağ geriye dönüp dönmeyeceğini bilemiyor kuşku ve korku içinde hayat devam ediyordu. Adeta bir kaos ortamı yaşanıyordu. Başta Kenan Evren olmak üzere ordu idareye el koydu. Yargılamalar başlandı. Yeni anayasa halkoyu ile kabul edildi. Bu soruşturma ve sorgulamalarda suçsuz, günahsız birçok insan da cezalandırıldı. O günü yaşayanlar çok iyi hatırlayacak ki Kenan Paşa bir kurtarıcı gibi büyük bir kitle tarafından sevinçle karşılanarak desteklendi.
Bugün Kenan Paşa’yı yerden yere vuran birçok kalem sahibi o zaman yazıları, sözleri ve davranışları ile Kenan Paşa’yı adeta alkışlıyorlardı. İşte bunu anlamak hiç mümkün değildi. 12 Eylül hareketini sevabı ile günahı ile desteklersin veya desteklemezsin buna hiçbir kimsenin itirazı yok. Ama dün alkışladığını bugün yerden yere vuruyorsan bu silik şahsiyetlilik ve dönekliktir. Bu tip kalemler toplumu balık hafızasına sahip olduklarını düşünüyorlarsa kendilerini aldatıyorlardır.
Demokrasilerin gelişmesinin önünde darbeler her zaman engeldir. Bunu anlayan, bilen, kabul eden hiçbir kimse darbeleri istemez ve darbecileri desteklemez. Ama bunun da öncelikli şartı yetki ve sorumluluk sahibi siyasilerin sorumluluklarının çok iyi bilmeleri gerekir.
12 Eylül Türk toplumunda büyük iz bıraktı. Aradan geçen bu kadar zamana rağmen 12 Eylül anayasası değiştirilemiyorsa bu günah gelmiş geçmiş hükümetlerin ve siyasi kadroların sorumsuzluğunun ta kendisidir. Değişim ve dönüşümü gerçekleştirecek kurum siyaset kurumudur. Kimsenin topu bir başkasına atmasına gerek yoktur. Hale tek adamlığı yaşatan siyasi partiler bu uygulamaya devam ediyorlarsa asla samimi olamazlar. İyi bir anayasa için Siyasi Partiler Kanunu’nun öncelikle değişmesi gerekir. Seçimler tek kişinin idaresi ile değil hakim nezaretinde bütün üyelerin katılımı ile adayların belirlenmesi gerekir. Ayrıca Kürsü dokunulmazlığı dışında bütün dokunulmazlıkların kaldırılması gerekir. Bu iki unsur gerçekleşmediği takdirde gerçek demokrasiden ve katılımcı demokrasiden bahsetmek mümkün olamaz.
12 Eylül’ün gerçekleşmesine sebep olanların ve gerçekleştirenleri bu toplum unutmayacak ve unutmamalıdır. Çağdaş bir değişim toplumun dinamosudur.
Türkiye’de ve dünyada 11 Eylül ve 12 Eylülün bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.
Sağlık, mutluluk ve umut dolu günlere dileğimle.

Bu yazı toplam 1132 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim