• BIST 106.390
  • Altın 141,861
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1152
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 24 °C

11 yıllık kabadayılık bitti!

M.Tanzer Ünal

 

                               *****

Dün bir dostumu aradım.

“Yaşadığımız olayları bir yorumla” dedim.

Anlattı, anlattı, konuşmasının bir yerinde durdu, dedi ki:”Yanımda babam var, ’11 yıllık kabadayılık bitti’ diyor, sana da selam söylüyor…”

Yazıya başlarken bu ifadeyi birkaç kez kendi kendime tekrarladım.

İçinde bulunduğumuz ortamı daha iyi anlatan bir başka ifade olamazdı.

O cümleyi yazımın başlığı olarak aldım.

“11 yıllık kabadayılık bitti!”

11 yıldır devam eden “kabadayılık”…

Ve bu “kabadayılık” ın sona ermesi…

                                                                              *********

11 yıllık süre, AKP’nin iktidar yılları…

Kabadayı, iktidarın başındaki kişi…

Kabadayılık, “döviz kurlarının baskı altında tutularak Türk Lirası’nı değerli gösterme” politikası…

“Kabadayılık” dediysek, yaygın anlamındaki kabadayılık değil.

Ekonomideki kabadayılık…

Dün de yazdım, ekonomide oyunu evrensel kurallara göre değil de “kendi koyduğun kurallara göre” oynamaya kalkarsan, sonuç hüsran olur.

Sokakta “kabadayılık” olur, ekonomide “kabadayılık” olmaz!

Sokaktaki kabadayılıktan, kabadayılık yapan zarar görür…

Ekonomideki kabadayılıktan, tüm millet…

 

 

Ne yaptık, ne hata işledik de bugünlere geldik?

                                               ********

Unutmayalım!

Hiçbir şey sebepsiz değildir.

Bir işin sonunda bir hata varsa, başında da bir hata vardır.

Türkiye ne gibi hatalar yaptı da, bugünkü kaos ortamına geldi?

AKP, iktidar olduğu ilk yıllardan bu yana, döviz kurlarını baskı altında tutarak “Türk Lirası’nı değerli gösterme” politikası izledi.

İzlenen politika, “sıcak para” politikasıydı…

İzlenen politika, “düşük kur-yüksek faiz” politikasıydı.

Başbakan Erdoğan, yıllarca bu sistemi bir “başarı”, bir “kahramanlık” gibi gösterip övdü.

Türk Lirası’nın değerli olması iyi de, bunun da ekonomide yolu yöntemi var.

*Ekonominin temeli, “üretim ekonomisi” ne dayalı olacak.                                       

*Ürettiğini ihraç edebileceksin.

*Liberal ticareti benimseyeceksin.

*Toplumda tasarruf oranı yüksek olacak, yatırım için kendi kaynağını kendin yaratabileceksin.

Bunlar olmadan, ne yaparsan yap, senin paran gerçek anlamda “değerli” olamaz.

Olur, AKP iktidarı dönemindeki gibi olur.

Yapay…

Sıcak paraya dayalı…

Yani bugüne kadar olduğu gibi…

Yurt dışından “sıcak para” getirildi, Türk Lirası’na çevrilip hazine bonosuna, borsaya, bankaya faize yatırıldı.

Daha sonra da daha ucuza dolar alınıp para yurt dışına götürüldü.

Dolar bazında yüzde 30-40 para kazanıldı.

Japon ev hanımları bile Türkiye’deki bu sistemden dünyanın parasını kazandı.

Ülkemiz “sıcak para cenneti” oldu.

Yabancılar, kendi memleketlerinde 10-15 yılda kazandıkları parayı Türkiye’de bir yılda kazandılar.

 

 

Üretimden uzaklaştık, “AVM ekonomisi” ni benimsedik

                                                               ********

Bu, Türkiye’ye dayatılan bir sistemdi.

AKP de bu sistemi itirazsız uyguladı.

Döviz kuru düşük tutulduğu için ithalat ucuzladı, yerli sanayi gebertildi.

“Üretme” yerine, “ithal etme” ön plana çıktı.

Sanayileşme politikası bir tarafa bırakıldı.

Üretime değil, tüketime dönük yatırımlar ön plana çıktı.

“AVM ekonomisi” belirlendi.

Ne demek “AVM ekonomisi”?

Tüketim! Tüketim! Tüketim!

Çoğu kişi, üretmeden tüketmeye başladı.

Hem de çılgıncasına…

“Tüketim ekonomisi” ve “rant ekonomisi” derken yolun sonuna geldik.

 Enflasyon, cari açık, işsizlik, durgunluk…

Önümüzdeki bu sıkıntılarla karşı karşıyayız.

Enflasyon hızla yükseliyor.

Bu yılın açıklanan enflasyon hedefi, yüzde 5. 3 idi.

Daha birinci ay dolmadan bu hedef 6. 6 olarak revize edildi.

Cari açık, yıllık 60 milyar dolar civarında seyrediyor ve finansmanı gittikçe zorlaşıyor.

 

 

Bundan sonra ne olacak?

                                               *******

11 yıldır sürdürülen sistem, “sürdürülebilir bir sistem” değildi.

Deniz bitti, kum göründü…

Saçlar gitti, kel göründü…

“Kabadayılık oyunu” bitti!

Paramızı değerli tutamıyoruz.

“Yapay refah” sona erdi.

Şimdi gerçeklerimizle karşı karşıyayız.

Sıcak para kaçınca, cari açık finansmanında zorlanıyoruz.

Bunda tabii, “dünyada para bolluğu dönemi” nin bitmesinin rolü de var.

Döviz kurları yükselip, liranın değeri düşünce, hükümette panik başladı.

Piyasaya döviz sürdü, olmadı.

Faiz yükseltti, yine olmadı.

Şimdi ülkemizde hem faizler yükseldi, hem de döviz kurları…

Sırtımızda iki yük var, faiz yükü, döviz yükü…

“Döviz artışı” ve “faiz artışı” el ele tutuşmuş karşımızda!

Şimdi ne olacak?

Şimdiye kadar yaşadıklarınızı unutun!

Yaptığınız hesap kitabı da bir tarafa bırakın!

Türkiye, yepyeni bir döneme giriyor.

Belirsiz bir döneme…

Aslında olacaklar belli de sonu belli değil.

*Para ödeyerek satın aldığımız her türlü mal ve hizmetin maliyeti artacak. Bazıları “faiz” nedeniyle, bazıları “döviz” nedeniyle, bazıları da her iki sebeple… Şubat ve mart aylarında hem mal hem de hizmetin fiyatları farklı ölçüde değişecek.

*Faiz ve döviz yükü, önce yatırımcı ve üreticiyi üzecek. Piyasada iflaslar başlayacak. Hesaplarını, iktidara güvenip, “eski döviz kuru” ve “eski faiz oranı” üzerinden yapanlar, zor günler geçirecek.

*İflaslar ve küçülmeler nedeniyle, işçi çıkarmalar başlayacak.

*Seçim sonu, elektriğe ve gaza büyük oranda zamlar gelecek.

*Sosyal, siyasal ve ekonomik dengeler tamamen değişecek.

                                                                              ********

Söyleyeceğim şu!

Eski Türkiye’yi unutun!

“Yalancı cennet” dönemi bitti.

Ekonomide kabadayılık olmaz.

Ekonomide kabadayılık yapmaya kalkarsan, sonuç hüsran olur.

    

Bu yazı toplam 1211 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim