• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 19 °C

12 adayı bırakın da 17 adaya bakın!

M.Tanzer Ünal

Ne kadar garip bir milletiz değil mi?

İçinde yaşadığımız, burnumuzun dibindeki sorunları umursamıyoruz, 100 yıl önce yaşanan olayları garip bir şekilde gündeme taşıyıp tartışmaya devam ediyoruz.

Lozan konusu…

12 ada konusu…

Efendim, Lozan zafer diye yutturulmaya çalışılmış…

Şöyle seslenince sesimizi duyuracağımız adaları Lozan’da vermişiz…

Birisi gündem değiştirmek için bunları söylüyor, diğerleri peşinden yürüyor.

Değişen bir şey olacak mı?

Olmayacak…

Neden?

Tarih yazmış, alan almış veren vermiş.

Lozan, dünya tarihine “Türklerin zaferi” olarak geçmiş.

“12 ada”ya gelince…

Ege’deki “12 ada”nın da Lozan’la değil, 1911 yılında 2.Abdülhamit döneminde Trablusgarp Savaşı’yla kaybedildiğini, adaların önce İtalyanlara geçtiğini, 2.Dünya Savaşı’ndan sonra da İtalyanlardan alınıp Yunanlılara verildiğini tarih yazıyor.

Ne yapacağız şimdi yani, uluslararası anlaşmaları rafa kaldırıp, 12 ada senindi benimdi diye yeniden kavgaya mı tutuşacağız?

12 ada, ne zaman elden çıkmış?

Tam 105 yıl önce…

İyi de, 105 yıl önce kaybettiğimiz adaları bırakın da, 2004 yılından buyana Ege’de kaybettiğimiz adalara bakın!

17 adaya…

Yazıldı çizildi, ama kimseden ses çıkmadı.

Ne iktidardan…

Ne muhalefet partilerinden…

Ne toplumun dinamiklerinden…

Ne sürekli “milliyetçilik” ahkâmı kesenlerden…

Ne de “vatan, millet, bayrak” naraları atanlardan…

Herkes sus pus!

Herkes dilini yutmuş!

 

17 ada olayını biliyorsunuz…

Sizler, bu köşenin sürekli okuyucuları, 17 ada olayını çok iyi biliyorsunuz.

Çünkü bu konuyu Türkiye’de ilk dile getirenlerden biri de biziz.

Defalarca yazdım…

O yazılardan birini, en sonuncusunu hatırlayalım mı?

İşte 12 Nisan 2016 tarihli o yazım!

 

Memleket ada ada elden gidiyor, kimseden ses yok

“Tarih, 9 Mart 2016.

Üç gün önce…
Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos; Genelkurmay Başkanı Oramiral Vaggelis Apostolakis ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Giakoumakis ile birlikte askeri helikopterle Muğla’nın Ardıççık adasına indi.
“Yunanlıların bizim adamızda ne işi vardı” diyeceksiniz…
Valla, bunu iktidardakilere ve iktidarı yeteri kadar sorgulamayan muhalefettekilere sormak lazım!
Sadece “Yunanlıların Ardıççık Ada’sında ne işi var?” diye değil, “Yunanlıların bize ait Eşek, Koyun, Bulamaç, Hurşit, Fornoz, Nergizçık, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Gavdoz, Dhia, Dionisades, Gaidhourenisi ve Koufonisi adalarında ne işi var?” diye de sormak lazım!
Çünkü AKP iktidarı döneminde, Yunanlıların işgal ettiği ada sayısı, Ardıççık Adası ile birlikte 17 oldu.
Bu durum defalarca yazılıp çizilmesine rağmen, şimdiye kadar bir hükümet yetkilisi çıkıp da tek kelime açıklama yapmadı.
Yunanlıların adalarımızı birer ikişer işgal etmesi karşısında, ülkemizi yönetenlerde inanılmaz bir sessizlik var.

 

Adada, ölen subaylar için tören düzenlendi

9 Mart 2016 Cumartesi günü Ardıççık Adası’na inen helikopterde; Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın yanı sıra bir de papaz vardı.

Bir süre önce, 11 Şubat 2016 tarihinde, Ardıççık Adası’nda düşen Yunan helikopterinde ölen askerler için anma töreni düzenlenecekti.
Tören düzenlendi, Savunma Bakanı ve beraberindekiler ölen askerlerin ailelerini teselli ettiler.
Bütün bunlar, törenden hemen sonra, Yunan Savunma Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde de yayınlandı.
Ardıççık Adası’nı, sakın öyle kaya parçası filan sanmayın.
Bilenler söylüyorlar, İstanbul’daki Büyükada’dan daha büyük bir adaymış.
Yunanlılara ait “12 Ada deniz sınırı”nın tamamen dışında bir ada…

 

Daha önce 16 ada nasıl işgal edilmişti?

Sevgili okurlarım, Ege’deki Türk adalarının Yunanlılar tarafından nasıl işgal edildiğini ilk kez 31 Ocak 2015 tarihinde yazmıştım.
14 ay önce…
Yetkili bir ismin açıklamalarıydı yazdıklarım.
Hepsi belgeli…
Öyle kulaktan dolma bilgiler değildi.
İşin vahametini anlayabilmek için, o yazdıklarımı bir daha hatırlayalım:
“Ümit Yalım, Emekli Kurmay Albay ve İnşaat Mühendisi.
Son görevi, Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri…
Önceki akşam kendisini Aydınlar Ocağı toplantısında dinledim.
Daha önce bu konuda parça parça gazete haberleri okumuştum, birinci ağızdan bütününü dinlemek bir başka oldu.
2004-2009 arası, AKP iktidarının ilk yılları…
Yalım’ın “vatan toprağı” dediği yerler, Ege Denizi’ndeki 16 ada ve 1 kayalık.
Yunanistan, buraları önce işgal, sonra da ilhak etmiş.
Şimdi bu adalarda Yunan Bayrağı dalgalanıyor…
16 Türk adası ile 1 kayalığın isimleri şöyle:
Muğla sınırları içinde kalan adalar: Sakarcalar, Keçi, Kalolimnoz, Ardacık, Koçbaba.
Aydın sınırları içinde kalan adalar: Bulamaç, Nergizcik, Eşek, Hurşit, Fornoz.
İzmir sınırları içinde kalan ada ve kayalık: Koyun Adası, Venedik Kayalıkları.
Türkiye karasularında bulunan adalar: Gavdos, Gaidhouronisi, Koufonisi, Dhia, Dionisades.
Bu adaları, “kıytırık kara parçaları” olarak kabul etmeyin!
Her biri Büyükada kadar, Kaş’ın önündeki Meis kadar…
Sözü, Ümit Yalım’a bırakmadan önce şunu belirteyim.
Yunanistan tarafından işgal edilmeden önce bu Türk adaları “sit alanı” kapsamındaymış.
Bu nedenle bırakın bu adalara yerleşmeyi, adalara günübirlik seyahat etmek bile yasakmış.
Yunanistan buraları bir güzel işgal etmiş, askerini yerleştirmiş, bayrağını dikmiş, arzu eden Yunanlıları da bu adalara yerleştirerek yaşam başlatmış.
Yunanistan Genel Kurmay Başkanlığı, bu adaların nasıl işgal edildiğini, Yunan askerlerinin adalara nasıl yerleştirildiğini internet sitesinde övüne övüne anlatıyor…
Anlayacağınız, işin gizlisi saklısı yok!
Şimdi resmiyette Türk toprağı görünen bu adalara ancak pasaportla girilebiliyor.
Hani son yılların dillerden düşmeyen “eşbaşkanlık” safsatası var ya, şimdi Ege’de resmen olmasa da fiilen “eşbaşkanlık” uygulanıyor.
Yani?
Yani, Muğla’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin belediye başkanı ve valisi görev yapıyor, Muğla sınırları içinde bulunan işgal altındaki Türk adalarında ise Yunanistan Devleti’nin belediye başkanı ve valisi var.
İşte Ümit Yalım’ın söyledikleri!
*”16 ada ve 1 kayalığın Lozan’da verildiği iddia ediliyor… Bunlar, ihanetin üstünü örtmek için ortaya atılan iddialar. Bu adalar, Kanuni Sultan Süleyman ve IV Mehmet döneminde fethedilen, Atatürk ve İnönü’nün Lozan’da vermediği adalardır. Ayrıca bu adalar da dahil olmak üzere 800 civarında ada, adacık ve kayalık, 1936 yılında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin envanterine kaydedilmiştir. Hepsinin kaydı vardır.”
*”Bu adalar, 2004 yılında işgal edildi, beş yıl sonra 2009 yılında da ilhak edildi. Siyasi iktidar, işgalin önlenmesi için Silahlı Kuvvetler’e direktif vermedi. Diyeceksiniz ki, Yunanistan’a nota verdi mi? 2004 yılından bugüne aradan 11 yıl geçti, AKP Hükümeti bu adaların işgali, ilhakı, boşaltılması için Yunanistan’a tek bir nota dahi vermedi.”
*”İktidar, vatan topraklarını Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi almak için verdi ve 17 Aralık 2004 tarihinde AB’den müzakere tarihi alındı. Bilinen sebep bu!”
*”Türkiye Cumhuriyeti batıdan bölündü ve cumhuriyet tarihinde ilk defa toprak kaybetti. Türkiye’nin batısında iki devletli düzen kuruldu. İzmir, Aydın ve Muğla illerimiz; birisi Türk diğeri Yunanlı olmak üzere ikişer vali ve ikişer belediye başkanı tarafından yönetilmektedir. Vatan topraklarında Yunan bayrakları dalgalanmakta ve Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır.”
*”Yunanistan, adaların kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Ancak ellerinde tek bir somut belge yok. Halbuki bu adaların bize ait olduğunu gösteren başta Lozan Barış Antlaşması’na ekli harita, İngiliz ve Amerikan haritaları olmak üzere çok sayıda uluslararası harita var.”
*”Adalara büyüklük küçüklük açısından bakmak, yanlış bir bakış açısıdır. Çünkü deniz ve hava hukukuna göre, adaların etrafında 6 millik karasuları ile hava sahası vardır. Ayrıca karasularına ilave olarak bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge de vardır. Örneğin, hali hazırda Yunanistan’ın egemenliğinde gözüken Taşoz Adası’nın hemen yakınında petrol ve doğalgaz çıkarılmaktadır.”
*”Bu adaları hukuken geri almamız mümkün değil. Çünkü aradan 10 yıl geçti. Yunanistan’ın bu toprakları kendiliğinden geri vermesi de uzak bir ihtimal. Ancak savaşarak geri alınabilir. Burada temel soru, savaşmadan verdiğimiz vatan parçasını savaşarak geri almak durumunda kalacak olmamızdır. Siyasi iktidar, kendisinden sonra gelecek hükümete çok ağır bir yük bırakmış durumundadır.”
*”Bu konudan muhalefetin haberi var mı? Evet, var… Sayın Kemal Kıçdaroğlu’nun da, Sayın Devlet Bahçeli’nin de haberleri var. Ama nedense konunun üzerine gitmiyorlar. Türkiye’nin eli kolu bağlanmış durumda.”

 

İktidar da biliyor, muhalefet de…

Sevgili okurlarım, halimizi görüyorsunuz…
Memleket, ada ada elden gidiyor.
İktidar, inanılmaz bir sessizlik içinde.
Ümit Yalım’ın söylemesine göre, durumdan Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli’nin de haberi var, onlar da seslerini çıkarmıyorlar.
Sanırım ülkemiz, “kutsal ittifak”a teslim edildi.
Kavgaları, görüntüde…
Özde, zihniyetleri aynı!
Bakalım bu işin sonu nereye varacak?”

 

Son söz

İktidar yöneticileri…

Muhalefet temsilcileri…

Ülkemiz yönetiminde söz sahibi olanlar ve olmak isteyenler…

Sizlere sesleniyorum.

Allah aşkına…

Allah rızası için…

Şu 105 yıl önceki “12 ada” olayını bir tarafa bırakın da, kısa bir süre önce yaşadığımız “17 ada” olayına bakın!

Ağzınızı açıp da bir şeyler söyleyin.

17 adanın, Yunanistan tarafından işgal ve ilhak edilmesine neden ses çıkarmıyoruz?

İktidar neden açıklama yapmıyor?

Muhalefet neden hesap sormuyor?

“17 ada” konusunu öğrenmek, milletin hakkı değil mi?

Bu yazı toplam 2254 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim