• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 13 °C

12 Eylül dönemi ve toplumun iki yüzü

M.Tanzer Ünal

AKP’nin “beyin yıkama becerisi” müthiş.
Ekip iyi çalışıyor, her fırsatta Başbakan Erdoğan’ın eline bir şeyler tutuşturuyor.
Son grup toplantısında olduğu gibi…
Erdoğan’ın elinde, Cumhuriyet Gazetesi’nin 11 Nisan 1939 tarihli sayısı.
Yüzünde o meşhur gülümsemesi…
“İşte” diyor, “İsmet İnönü, Hitler’in doğum gününün kutlanması için talimat vermiş. Asıl Hitler, CHP’nin içinde…”
Fotoğraftan gazetenin başlığını okumaya çalışıyorum.
“Milli şefimizle Führer arasında samimi tebrikler.”
Cumhuriyetin ilk yılları…
Almanya’da Hitler seçimle işbaşına gelmiş, devlet başkanlığı koltuğunda oturuyor.
Türkiye ile Almanya, aynı pakttalar.
Hitler’in faşistliği daha ortalığı kasıp kavurmuyor.
İsmet İnönü, Adolf Hitler’in doğum gününü kutlamış.
AKP, bu kutlamayı tam 73 yıl sonra “siyasi malzeme” yapıyor.
Dedim ya, AKP’nin “beyin yıkama becerisi” müthiş.
Başbakan Erdoğan, daha kendisi hayatta yok iken yapılan bir doğum günü kutlamasını siyasi malzeme olarak kullanırken, kendisinin diktatörlere karşı olan zaafını unutuyor.
Libya diktatörü Kaddafi’nin elinden “barış ödülü” almıştı.
Mısır diktatörü Hüsnü Mübarek ile çok samimiydi.
Sudan katliamcısı Ömer Hasan El Beşiri’yi Ankara’da krallar gibi ağırlamıştı.
Suriye diktatörü Beşar Esad’a, daha düne kadar “Kardeşim” diyordu.
Pek çok ülkenin terör örgütü listesinde bulunan Hamas’ın lideri Halid Meşal’le sıkı fıkı dost…
Daha hangi birini sayayım?
Ama “yandaş medya”, bugünü görmüyor, daha doğrusu görmemezlikten geliyor, topluma 73 yıl önceki basit bir “nezaket gereği yapılan doğum günü kutlaması” nı gösteriyor.
*******
Bir diğer olay…
12 Eylül…
12 Eylül’ü bu kadar sömüren bir başka parti olmamıştır.
Toplumdaki algıya bakın!
Bilmeyen, etmeyen, toplumun yaşamdan kopuk kesimi sanıyor ki, 12 Eylül darbesi AKP’ye karşı yapıldı…
Aradan 32 yıl geçmiş, “12 Eylül sömürüsü” bitmedi.
12 Eylül de 12 Eylül…
Haydi, hesaplaşın bakalım da bitsin bu iş.
Ağzınızdan bir “sakız” eksilsin.
“Siyasi sömürü” kaynaklarınızdan biri yok olsun.
******
Şu, 12 Eylül darbesinin her ele alınışında neye üzülüyorum biliyor musunuz?
Toplumun iki yüzlülüğüne…
İnsanların dönekliğine, omurgasızlığına, alçaklığına…
Dün “öyle”, bugün “böyle” olmalarına…
32 yıl önce “alkış tuttukları” insanlara, bugün “küfür” etmelerine…
Demek, malzememiz bu!
Çektiğimiz sıkıntı da bundan…
*******
Sahi ne olmuştu 12 Eylül 1980’de?
Bu soruya, ancak 50 yaşın üstündekiler cevap verebilir.
O dönemi yaşayanlar…
O dönemde olup bitenleri algılayabilenler…
Ülkenin sürüklendiği felaketi görebilenler…
Ama dedim ya, yaşayan, algılayabilen ve görebilenler arasında da, demek ki “adam gibi adamların” sayısı çok azmış.
O günleri unuttular veya unutmuş görünüp, bugünkü iktidara alkış tutuyorlar.
32 yıl önce yazdıkları yazılar, verdikleri demeçler, söyledikleri sözler arşivlerde.
30 yıl önce sandık başına gidip kullandıkları yüzde 92 “evet” oyu da vicdanlarında.
Uçup gitmedi…
32 yıl önce, el etek öpmek için sıraya girenler, bugün “küfür korosu”nun solistleri…
Yazıklar olsun onların insanlığına!
*******
Ben, bugün 64 yaşındayım.
12 Eylül 1980’de 32 yaşında idim.
Bir gazeteci olarak olup bitenleri yakından izliyordum.
O yıllarda yaşananları bilmeden, 32 yıl sonra ahkam kesmek kolay.
Sanki Kenan Evren ve arkadaşları, paşa keyifleri istediği için darbe yaptılar…
Sanki Kenan Evren ve arkadaşları, diktatörlük hevesiyle yönetime el koydular…
Sanki ülke, güllük gülistanlıktı…
Sanki siyasi istikrar vardı, ekonomi iyi idi ve can güvenliği mevcuttu…
Birkaç örnek vereyim.
Ülke “devrimci” ve “ülkücü” olarak ikiye bölünmüştü.
Her yörede, sağ-sol çatışması yaşanıyordu.
Türkiye, yasadışı örgütlerin yönetimindeydi.
Köyler, ilçeler, kentler bu örgütler tarafından paylaşılmıştı.
Yerleşim yerlerinin girişinde, hakim örgütün barikatları vardı.
Kim olduğun sorgulanır, eğer karşıt görüşte isen, girmene izin verilmezdi.
Bununla da kalınmaz, sorguya çekilirdin.
Kimsin, nesin, neden geldin?
Eğer karşı örgütten çıkarsan, hapı yuttun.
Ben, bu uygulamaları bizzat yaşayan kişiyim.
Büyük şehirler, mahalle mahalle paylaşılmıştı.
Hiç unutmam, bir gün Konya’da Alaaddin Tepesi’nin bir tarafından öbür tarafına geçememiştik.
Yine bir gün, Isparta’dan Yalvaç’a giderken, yol üstündeki Eğirdir ve Gelendost girişlerinde uzun uzun sorguya çekilmiştim.
Liseler, yüksek okullar ve üniversiteler paylaşılmıştı.
Bazıları sağ’ın, bazıları sol’un elindeydi.
Karşıt görüşlü öğrenciler, okullara alınmazdı.
Sadece okullar değil, öğrenci yurtları ve hastaneler bile paylaşılmıştı.
Herkes silahlanmıştı.
Türkiye, silah kaçakçılarının açık pazarı haline gelmişti.
Her meslek grubunda, iki ayrı dernek vardı.
Öğretmenler, doktorlar, mühendisler, eczacılar…
Aklınıza gelebilecek her meslek ikiye bölünmüştü.
Polisler bile…
Pol-Der… Pol-Bir…
Daha ötesi var mı?
İşte Türkiye böyle bir ortamda iken, Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu.
Siviller, ülkeyi yönetemediği için darbe oldu.
Şimdi, 1980’de Türkiye’yi yönetemeyen siviller suçsuz, onlar güya demokrasi kahramanı…
Ülkeyi iç savaşa sürüklenmekten kurtaran askerler suçlu…
İnsanda biraz vicdan olur!
O zaman vardı…
İnsanlar o tarihte vicdanlıydı.
Geçici askeri yönetimi desteklediler, sandık başına gidip, yüzde 92 oranında oy da verdiler.
Ama günümüze geldiğimizde, o vicdanlı insanlar, salt yaranabilmek için, vicdanlarını AKP’ye sattılar.
Helal olsun!
******
Söyleyeceğim şu:
Tarihi olayları, kendi koşulları içinde değerlendirmek lazım.
73 yıl önceki, İsmet İnönü’nün Hitler’in doğum gününü kutlaması olayını, bugün yargılamaya kalkarsanız, gülünç olursunuz.
Yine…
32 yıl önceki 12 Eylül’ün hesabını bugün sormaya kalkarsanız, siyasi şov yapmış olursunuz.
Başka bir şey değil…
Haaa…
12 Eylül’de hatalar yapılmadı mı?
Yapıldı…
Hangi iktidar döneminde hatalar yok ki?
İçinde bulunduğumuz dönem de dahil…

Bu yazı toplam 1092 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim