• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : -4 °C
  • İstanbul : 3 °C
  • Sakarya : -4 °C

15 Temmuz darbe girişiminin kazandırdıkları ve kaybettirdikleri

M.Tanzer Ünal

Bugün, darbe girişimini geride bırakalı iki hafta oluyor.

Geriye baktığımızda ne görüyoruz?

Teraziye koyup tartalım…

Elimize kâğıt kalemi alıp muhasebesini yapalım…

Darbe girişimi bizlere, ülkemize ne kazandırdı ne kaybettirdi?

Bazılarınız, yazının bu girişine itiraz edecektir, biliyorum.

“Darbe girişiminin hiç kazandığı olur mu?”diye çıkışacaktır.

“Darbe ve darbe girişimi hep kötüdür, hep kaybettirir” diyecektir…

Doğru, darbenin ve darbe girişiminin savunulacak hiçbir yönü olamaz.

Darbelerin, ülkeleri ileri götürdüğü görülmemiştir.

Darbe yaşanan ülkeler, en az 25-30 yıl geriye gider.

Dünyadan soyutlanırlar…

Kendi sorunları içinde debelenir dururlar.

 

Ben, 15 Temmuz’a şöyle bakıyorum

15 Temmuz’da, “darbe” gerçekleşmemiş, sadece “darbe girişimi” olmuş, bu da kısa zamanda püskürtülmüştür.

Bir kâbus yaşadık, geldi geçti!

Eğer darbe gerçekleşseydi, işte o zaman ülke olarak, devlet olarak, bireyler olarak hepimiz hapı yutmuştuk.

Tam bir felaketin göbeğinde kendimizi bulacaktık.

Dünya kapılarını kapatacak, bizi kaderimizle baş başa bırakacaktı.

Şimdi, bu “darbe girişimi” haliyle bile dünya ekonomik, sosyal ve siyasal yönden “kem küm” ediyor ya…

Aslında bu tavır içinde olanlar, “Ya darbe gerçekleşseydi” diye düşünmeli ve buna göre tavır takınmalı.

Darbe; hükümet, asker, polis ve millet dayanışmasıyla püskürtüldüğüne göre, Türkiye’ye karşı olumsuz tavır takınmanın anlamı yok!

Türkiye, bu sıkıntıları elbirliğiyle atlatacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmasın!

 

15 Temmuz’un kaybettirdikleri

Dediğim gibi, bu haliyle bile, 15 Temmuz ülkemize çok şey kaybettirdi.

Başarılı olup olmadığına bakmadılar, “darbe” sözcüğünü duyan Türkiye’nin üzerine “çizik” atmaya kalktı.

Haksız bir şekilde…

Notumuzu indirme sinyali verdiler…

Yatırımcıların kafasını karıştırdılar…

Haliyle turizm etkilendi…

Özetle, yurt dışında Türkiye ile ilgili “olumsuz bir imaj” ortaya çıktı.

Doğaldır…

Empati yapalım, biz olsak, biz de darbe girişimi yapılan bir başka ülke ile ilgili benzer olumsuz fikirlere sahip olabiliriz.

Şimdi birinci önceliğimiz, ülkemizle ilgili bu olumsuz imajı değiştirmek olmalı.

Elbirliğiyle…

Bu konuda çalışmalar başlatıldı.

Bakanlıklar, çalışıyor…

Sivil toplum kuruluşları, çalışıyor…

Bu çalışmalara hepimiz destek vermeliyiz.

Bu ülke hepimizin.

Bu ülkeyi yüceltmek de, batırmak da bizim elimizde.

Neden gelişmiş, çağdaş, sorunlarını minimuma indirmiş, dünyadaki imajı düzgün bir ülkede yaşamayalım?

 

15 Temmuz’un kazandırdıkları

Sevgili okurlarım, 15 Temmuz darbe girişimi bir “şer”di “hayırlara” vesile oldu.

Nasıl mı?

Anlatayım…

*15 Temmuz’dan önce “toplumsal kutuplaşma” vardı, şimdi “toplumsal uzlaşma” var.

*15 Temmuz’dan önce paramparça olmuş bir topluluktuk, şimdi neredeyse tamamımız kenetlendik.

*15 Temmuz’dan önce, ellerimiz birbirimizin boğazındaydı, şimdi ellerimizi topladık.

*15 Temmuz’dan önce, ellerimiz hep yumruk şeklindeydi, şimdi yumruklarımızı açıp birbirimize uzatılan eller haline geldik.

*15 Temmuz’dan önce, “millet olma” özelliğimizi kaybetmemize az kalmıştı, şimdi bu “şer” bizlere “millet” olmayı ve “millet” kalmayı öğretti.

15 Mart, bize daha çok şeyler öğretti...

Pek çok değerimizin yeniden farkına vardık…

*Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini yeniden öğrendik…

*Bayrağımızı yeniden sevdik…

*Laikliğin, devlet yönetiminde ne kadar önemli bir ilke olduğunu yeniden fark ettik…

*Atatürk’ün millet oluşturma çabalarını yeniden takdir ettik.

*Atatürk’ün; dini gruplara, dini cemaatlere mesafeli duruşunun anlamını bir kez daha anladık…

*Atatürk’ün; Türkiye’nin yüzünü Batı’ya döndürmesinin önemi, bugün daha iyi anlaşıldı…

*Atatürk’ün; “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar ülkesi olamaz” sözünün ne anlama geldiğini şimdi daha iyi öğrendik…

*Medyanın; toplum iletişiminde, devlet yönetiminde ne kadar önemli bir işlevi olduğunu nihayet fark ettik…

*Devlete karşı yanlış yapılamayacağını, yapanların eninde sonunda cezasını çekeceğini geç de olsa anladık…

*İktidar ve muhalefetin, ülkemizin temel sorunlarında el ele vermesinin ve kol kola girmesinin şart olduğunu gördük…

*Kavga ederek değil, kavga etmeden ülkeye hizmet etmenin şart olduğunu öğrendik…

*Emperyalizmin yüzünü bir kez daha gördük.

*Devletlerarası ilişkilerde dostlukların değil, çıkarların önemli olduğunu anladık…

      

Bu kazanımlarımız geçici olmamalı

Sevgili okurlarım, ülke olarak artık aklımızı başımıza toplamanın zamanı geldi.

Yaşadığımız olaylardan, atlattığımız felaketlerden, karşılaştığımız ihanetlerden mutlaka ders çıkarmalıyız.

İktidar da, muhalefet de; şapkasını önüne koysun düşünsün…

Ben şimdiye kadar nerelerde hata yaptım, bundan sonra aynı hataları yapmamam için nasıl davranmalıyım?

Ülkemizde mutlaka diyalog kültürünü, uzlaşı kültürünü yerleştirmeliyiz.

Başka çaremiz yok!

Sadece ben bilirim, başkaları bilmez…

Sadece ben akıllıyım, başkaları aptal…

Sadece benim istediğim olur, başkalarının istekleri beni ilgilendirmez…

Sadece benim gibi düşünenler önemlidir, farklı düşünenler önemsizdir…

Bu mantıkla ülkeyi yönetmeye kalkmak, doğru bir yaklaşım değil!

Doğru olmadığını da gördük…

15 Temmuz’dan sonra demokrasi kurumlarımızı çok farklı görüyorum.

“Höt hötler” bitti.

Herkes, birbirine daha saygılı…

İktidar ve muhalefet, oturup konuşabiliyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki akşam bir görüşünü açıklarken ilk defa “Muhalefet de kabul ederse…” ifadesini kullandı.

“Muhalefet de kabul ederse, genelkurmay başkanlığını cumhurbaşkanına, kuvvet komutanlıklarını milli savunma bakanlığına bağlayabiliriz…”

Ne güzel!

İşte böyle olmalı.

Özetle…

15 Temmuz’dan sonra, demokrasi kültüründe “önemli kazanımlar” elde ettik.

Dileyelim ki, bu kazanımların ömrü kısa olmasın.

Büyüyerek, çeşitlenerek sürsün gitsin!

Bu gerçekleşirse…

Türkiye kazanır, hepimiz mutlu oluruz!

Bu yazı toplam 2828 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim