• BIST 108.434
  • Altın 151,200
  • Dolar 3,6612
  • Euro 4,3260
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 4 °C

17 Nisan unutulmamalı!

Kamil Çöpür

17 Nisan 1940…

Bu tarih Köy Enstitüleri kanununun Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildiği gündür…

Bu tarih Türkiye’de çağımızın dünya koşullarına uygun bir eğitim anlayışının kanun hükümleriyle belirlendiği gündür…

***

Köy Enstitüleri İkinci Cihan savaşının dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde kurulmuştur.

Devletin eğitime ayıracak büyük bir mali gücü yoktu.

Bu konuda dış yardım da sağlanamazdı…

Bu nedenle insan emeğine dayanmaktan ve onu sınırlı bütçe olanaklarını katarak milli gücü harekete geçirmekten başka çare bulunamazdı.

Yurdumuzda ilkokul çağındaki çocuklarımız eğitimden yoksun bırakılmışlardı.

Köylü yurttaşlarımız çaresizlik, yoksulluk içinde ilkel bir hayatın köleleri haline gelmişlerdi. Bilgisizlik, cahillik bu toplumun üstüne kara bir bulut gibi çökmüştü…

Köylerdeki genç nesiller ya sönüp gidiyor, ya da sömürücülere yem oluyorlardı.

Bundan kurtulmanın tek yolu yoksul köylü çocuklarını eğitmekti.

Bu kanunun hükümlerine dayanılarak tarıma elverişli geniş araziler üzerinde 20 adet Köy Enstitüsü kuruldu.

***

Buralara köy ilkokullarını bitiren çocuklar alınarak köyler için öğretmen ve sağlık memurları yetiştirmek yolu tutuldu.

Bu okullarda modern eğitim ve öğretim ilkelerinin uygulanabilmesi için enstitüler dersliklerinden başka işlikler, uygulama bağ ve bahçeleri, oyun ve spor alanları, toplantı salonları veya açık hava tiyatroları, kooperatifler,  elektrik santralleri, çiçek bahçeleri, parklar heykellerle donatıldı.

Bu okullarda bütün çalışmaların merkezini öğretmen değil, öğrenciler teşkil ediyor, onların kendi kendilerini idare etmeleri sağlanıyordu…

***

Çocukları (kız—erkek) iş içinde uygulamalı olarak eğitmek amacı taşıyordu…

Enstitüleri bitiren öğrenciler gittikleri köylerde, köylülere okulda öğrendiklerini anlatıyorlardı.

Burada yetişen bir öğrenci sıva yapmasından, ağaç budamasına, marangozluktan, tuğla örmesine kadar her şeyi öğreniyorlardı.

Öğrenciler bizzat üretimin, uygulamanın içindeydiler.

***

Örneğin babam Akçadağ Köy Enstitüsü’nde okulun suyunu on kilometre uzaklıktan kendileri getirmişlerdi.

Kendi meyvelerini, kendi mercimeğini, buğdayını kendileri karşılarlardı.

***

Egemen güçler köy çocuklarının okumasını, köylerin cehennemden kurtulmasını istemediler.

Çünkü onlara kölelik yapacak ırgat gerekiyordu.

Köy Enstitülerinin birer komünist yuvası olduğunu söyleyerek siyasi iktidara baskı yaparak bu güzelim okulların kapatılmasını sağladılar.

Tarih hiçbir zaman bu kişileri affetmeyecektir.

Bu yazı toplam 1061 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim