• BIST 106.843
  • Altın 142,635
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 26 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 26 °C

19 Mayıs’ın anlamı

Mustafa Küpçü

Her ulusun “onur duyduğu tarihsel olaylar” ve bunları toplum belleğinde anımsatan “ulusal bayramlar” vardır.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı da bunlardan biridir.

Her ne kadar kimileri; “Ulus Devlet bitti!” ya da “canım her yıl aynı şeyleri tekrarlamaya ne lüzum var!” diye düşünse ve ulusal bayramlara “halkın kitlesel katılımını engelleme” hoyratlığı içine girse de, ulusal bayramlar kutlanacaktır.

Çünkü, “toplumsal belleği” diri tutmanın başka bir yolu yoktur.

Nedir 19 Mayıs’ın anlamı?

Sömürgeci Batı ülkeleri bilim ve teknolojide hızla ilerlerken, Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetenler, bu gelişmenin farkına varamamış, “bilim, teknoloji ve sanatta geri kalmış” ve bunun doğal sonucu olarak Osmanlı, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’daki topraklarını kaybetmiş, ağır dış borç yükü altına girmiştir.

 Batılı devletler, alacaklarını tahsil için  “Duyun-u Umumiye” ile tüm vergi gelirlerine ve başlıca işletmelerine el koymuştur. Bu olay bile “Osmanlı Devleti’nin iflası” ve fiilen yok olmasıdır!

Ulusal Birliği’ni en son tamamlayan Almanya ise, Osmanlı’ya “dost” kimliği ile yaklaşmış ve “ordunuzu geliştirelim” diye Alman paşalar göndermiştir. Bu paşalar, orduyu adam ederken, komisyoncusu oldukları Alman silah sanayii adına da Osmanlı’yı yeniden borçlandırarak silah satmışlardır!

Osmanlı’nın son döneminde siyasete egemen olan İttihat ve Terakki yöneticileri, Almanların kumpasına gelerek ilk “paylaşım savaşı” olan 1. Dünya Savaşı’na katılmış, “Çanakkale Savaşları” başarısına karşın, çok cephede savaşmanın ve Mekke Şerifi Hüseyin gibilerin arkadan vurmasıyla yenilmiş ve SEVR Antlaşması ile kalan son toprakları da paylaşılmış, İstanbul ve Anadolu galip devletlerin işgaline uğramıştır.

Osmanlı, çürümüş bir ağaç gibi çökmüştür!

Ancak, Mustafa Kemal ve arkadaşları, 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan Anadolu’ya çıkarak, “Amasya Tamimi” sonrası, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde “halk temsilcileri” ile buluşup, son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın belirlediği “MİSAK-I MİLLİ” sınırlarını korumak ve ülkeyi düşmandan temizlemek üzere harekete geçmişler ve bu mücadeleyi başarmışlardır.

Şu temel gerçeklerin altını çizmeliyiz ki;

  1. Osmanlı’yı yıkan Mustafa Kemal ve arkadaşları değildir.
  2. Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti, o mücadeleyi veren Anadolu halkına bir armağandır.
  3. Yeniden Osmanlı’nın ihyası mümkün değildir. Çünkü, “hanedan saltanatı” dönemi bitmiştir.
  4. Zaman “ULUS DEVLETLER” zamanıdır.

 

Mustafa Kemal, bir ülkenin refah, mutluluk ve özgürlüğünün, yeni kuşakların iyi yetişmelerine bağlı olduğunu görmüş ve Ulusal Mücadele’nin ilk adımı olan 19 Mayıs’ı bu ülkenin gençlerine armağan etmiştir.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda düşünülmesi gereken; “Gençler nasıl yetişiyor? Gençler mutlu mu?”sorusu olmalıdır.

Ne yazık ki, “bilinçli ve nitelikli” bir gençliğin yetişmesini kendi çıkarları için tehlikeli gören bir çağdışı zihniyet, eğitim sistemimizin canına okumuştur!

“Ezberle-unut” ve “Çoktan seçmeli sınavla ölçme” düzenine dayalı eğitim, gençlerin yeteneklerini köreltiyor, “mesleksiz” kılıyor ve “işsiz” bırakıyor.

Üniversiteye gelen gençlerin pek çoğu, düzgün cümle bile kuramıyor!

Dinamik ve ÖZGÜR bir gençlik istenmiyor!

Spor, okullarda haftada bir saatlik zaman öldürme ötesine geçemiyor. Oysa her gün en az 2 saat spor olanağı olmalı gençlerin.

Gençler, siyasetten soğutulmamalı, aksine ciddi bir siyaset eğitiminden geçirilmeli, siyasal kurumların gerçek anlamlarını öğrenmelidir.

DEMOKRASİ diye, “siyasi iktidarın tahakkümü” anlaşılmamalıdır.

HUKLUK DEVLETİ’nde, “Siyasi İktidarın YARGISAL DENETİMİ” olduğunu bilmelidirler!

Siyasi iktidarın “YARGI’yı iktidarın güdümüne sokma” tercihinin, büyük bir siyasal ahlaksızlık olduğunu öğrenmelidirler!

Dermeklerden siyasi partilere kadar her alanda gençler öne çıkmalı ve ülke yönetiminde sorumluluk yüklenme iradesine sahip olmalıdırlar.

Gençliğe güvenelim, gençliğin önünü açalım.

Ama hiç değilse polis copu, biber gazı, tazyikli su ve cezaevlerine tıkarak “Gençliğe Kıymayalım!”

Bu yazı toplam 808 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim