• BIST 107.700
  • Altın 143,961
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 23 °C

24 TEMMUZ 1933

Tarık Bağdat

Birçok insan için pek bir şey ifade etmez 24 Temmuz 1933 ama geçmişte Karamürsel halkı için çok şey ifade ederdi.
Geçmişte diyorum çünkü yaşadığımız bugün o dönemi yaşamış insan pek fazla kalmadı. Geçmişin zorluklarını beyninde taşıyan pek kalmadı. Kalanlar da pek o dönemlerde ne olduğunu kavrayabilecek kadar bilgi birikimine de maalesef sahip değil. Eğer sahip olsalardı o günlerin kadrine ne zorluklardan bugünkü hayal günlerine geldiğimizi iyi bilir bugünleri sağlayanlara şükran duyarlardı.
Peki, 24 Temmuz 1933’ün Karamürsel için önemi nedir? İsterseniz bu soruya cevap vermeye başlamadan önce şöyle bir geçmişe dönelim.
Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul ve İzmir gibi kentleri 15 Mayıs 1919 tarihinde Padişah Ruh-i zemin Efendi (En kutsal, en büyük zat anlamında) Vahdettin’in daveti ile İngiliz, Fransız, Yunan askerlerinden oluşan işgal kuvvetlerince işgal edilmişlerdi.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkması ile düşman işgaline karşı Anadolu’da Kurtuluş Savaşı başlamış oldu.
Kurtuluş Savaşı’nı yapacak Anadolu insanı vardı. Ancak tüm silahlar düşman işgal kuvvetlerine teslim edildiği için silah yoktu, en önemlisi de para yoktu. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları bunu önemsemedi. Hepsinin bulunacağına emindiler. Binlerce yıl Anadolu birçok defa işgal edilmiş ancak bağrından çıkan kahramanlarca her seferinde kurtarılmıştı.
Yine aynı şeyin olacağına emindiler. Nitekim de öyle oldu. İstanbul depolarında bulunan silahlar, mermiler gizlice alınarak bir kısmı İnebolu üzerinden, büyük bir çoğunluğu da Karamürsel üzerinden Anadolu’ya geçirildi. Bu sevkıyatta Karamürselli denizcilerin çok büyük payı ve kahramanlıkları vardır.
Savaşın sonlarına doğru geldiğimizde de düşman kuvvetleri Anadolu’da bulunan Türk halkının askeri Kuva-i Milliye ordusunu dağıtmak ve ikmal yollarını kesmek için İngiliz zırhlıları ile getirdikleri 2 tümen Yunan askerini Karamürsel’e indirmişler Samanlı Dağları ile bağlantılı olarak Yalova, Bursa, İnegöl üzerinden de geriden çevirme harekatına geçmişlerdir. Ancak, Karamürsel halkı samanlı dağlarını mesken tutmuş birçok geçiş noktasında savaşacak sivil gruplar oluşturmuşlardır. Bunlardan başka Yalova sınır bölgesinde Mahmudiye Karapınar da Ramazan Çavuş 600 kişilik “Ne Olursa Olsun Taburu’nu”, İzmit yönünde Terzi Mevlüt Osmaniye grubunu, yine Karamürsel’den halkın oluşturduğu Yalova’da Kabaklı cephesi gibi birçok irili ufaklı cepheler oluşturulmuş, sıkı mukavemet sonucu düşman Anadolu’yu arkadan çevirememiştir. Bu kahramanlıklar sonucu 30 Ağustos 1922’de zafere ulaşılmıştır. Mudanya ateşkes anlaşmasından sonra da 24 Temmuz 1923 de toplanan Lausonne (Lozan) Barış Konferansı Sonucu topraklarımıza, özgürlüğümüze kavuştuk. Bunu yaşayan ve yaşayanları dinleyenler ne kadar önemli olduğunu yüreklerinde hissederler.
Anlattığım tarihi akışta Karamürsel’in yeri ve önemi çok büyüktür. Karamürselli yiğit kadınların, erkeklerin, çocukların ve özellikle denizcilerin yaptıkları şükran ve minnet ile anılacak cesaret örnekleridir. Bu kadri bilen büyük önder, kurtarıcı ve demokratik ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk anlamlı bir günde 24 Temmuz 1933’te Karamürselli ziyaret ederek şükranlarını halka belirtti.
Şimdiki zamanda Karamürsel sahilinde Atatürk anıtı önünde bulunan zamanın Belediye binası önüne denizden gelen büyük önder yürüyerek çarşıyı gezdi. Pir Ali lakaplı Ali Tamer’in kahvesinde kahve içti ve halka hitap etti. Yaptığı hitap da yukarıda bahsettiğim kahramanlıklardan yola çıkarak geldiği günün önemine vurguda bulundu ve
“Geldiğim bugün Lozan Barış Konferansında barış anlaşması ile özgür Türkiye oluşmuştur. Bu oluşumun en büyük payı Karamürselli yiğitlere aittir” dedi.
Askerlik şubesine çıkarken pencereleri kafeslerle sımsıkı kapalı bulunan evin kime ait olduğunu sorduğunda az önce kahvesinde kahvesini içtiği Pir Ali bir adım öne çıktı “Benim evim paşam” dedi.
Mustafa Kemal ATATÜRK “Ev halkını bu kafesler içine hapsetmek insan haklarına, tabiiyeti ile de insanın doğasına ters bir davranıştır. Eğer biz batı medeniyetleri ile aynı seviyelere gelmek istiyorsak hareket tarzımızı ve düşünce tarzımızı değiştirmemiz gerekir” dedi.
Bunun üzerine Pir Ali kendi elleri ile ve büyük bir halk kitlesi önünde kafesleri kırdı. Ve büyük halk kitlesince de takdir edildi.
Oğluna da aydın insan kimliğinden dolayı Aydın adını verdi. Pir Ali’nin oğlu Aydın Tamer askeri okula gitti. Askeri kimliği döneminde ve sivil hayata döndüğünde birçok başarılara imza atan günümüzün değerli Karamürsellileri arasında yerini almıştır.
Bu önemli günün o günleri yaşamış, dinlemiş bizler için çok büyük önemi vardır. Ve hâlâ her 24 Temmuz günlerini büyük bir coşku ile anıyor ve kutluyoruz. Ancak kutlayan bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az hassas insanla kutluyoruz.

Bu yazı toplam 1334 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim