• BIST 90.002
  • Altın 146,309
  • Dolar 3,6187
  • Euro 3,9328
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 16 °C

24 Temmuz 1933

Bilgutay Bağdat

24 Temmuz 1933 hem Karamürsel tarihinde hem de ülkemiz tarihinde önemli yere sahip zaman dilimidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, düşman eline bırakılan yurdumuzun kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk, 24 Temmuz 1933 günü Karamürsel’e onur misafiri olarak gelmiştir. Atatürk’ün Karamürsel’e geldiği tarihte ilkokul öğrencisi olan rahmetli babam Tarık Bağdat şöyle anlatmaktadır.

“-Sıcak bir temmuz sabahı idi. Babam Halil Bağdat (Urfalı Halil) erkenden hazırlanmaya başlamıştı. Ağır takımlarını giymiş tıraşını olmuştu. O sabah içim içime sığmıyordu. Gideceği yere beni de götürmesini o kadar çok istiyordum ki. Ve nihayet bana doğru gülümseyerek seslendi.

 

“- Tarık! Oğlum buraya gel.” dedi.

Koşarak yanına gittim.

“-Oğlum!” dedi,

“-Büyük Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bugün ilçemize gelecek, haydi sende hazırlan. Birlikte görmeye gideceğiz.” Ben heyecan içinde koşarak annemin yanına gittim. Annem bayramlıklarımı giydirdi. Ve babamla beraber belediye binasının önündeki iskele önüne geldik.

Çok büyük bir kalabalık vardı. Nerdeyse bütün Karamürsel oradaydı. Belediye başkanı Hafız Selahattin Bey, ilçe kaymakamı, tüm bürokratlar, halk ve ben heyecan içinde bekliyorduk. Babam Halil o tarihte emekli olmamış bürokrattı.

Birden kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, hala sebebini anlayamam. Ve iskele ucundaki jandarma askeri Dil Burnu tarafını göstererek bağırmaya başladı. “Geliyoooor! Geliyoooor!”

Herkes Dil Burnu yönüne döndü. Kalabalığın arasında kalan ben hiçbir şey göremiyordum. Halkın içinde bir teknenin görünmesi ile heyecan birden çok artmıştı. ‘İşte geliyor’ sesleri yükselmeye başladı. İskeleye uzanan kuyruk artıyor, ben arada ezilmeye başlıyordum. Babam o heybetli duruşu ile beni sırtına aldı, şimdi daha iyi görüyordum. Halkta o büyük insanı yakından görmek için itiş kakış vardı.

 

Süzüle süzüle gelen Acar motoru yavaş yavaş iskeleye yanaştı. Motorda ayakta dimdik duran, beyaz şapkası elinde, beyaz takım elbisesi içinde büyük lider iskeleye adımını büyük bir çeviklikle attı. Masmavi gözleri vardı. Nur gibi ışıldayan yüzüne insan bakmaktan kendini alamıyordu. Anlatılamaz bir iyi insan enerjisi alıyor, babamın omzunda ona küçük yaşıma rağmen büyük bir saygıyla bakıyordum. O tertemiz pırıl pırıl üzerine tam oturmuş beyaz elbisesi için de heybetli bir duruşu vardı. İyi bir lider olmak böyle bir şeydi demek ki. Heyecan doruktaydı, alkışlar, hoş geldin nidaları kulak zarlarını yırtacak noktaya ulaştı. Kaymakam ve belediye başkanı ile birlikte belediye binasına çıktılar.

 

Bir müddet belediye binasında dinlendikten sonra yaya olarak Karamürsellilerin yani bizlerin arasında Atatürk Caddesi’ndeki ‘Pir Ali’ lakabı ile anılan Ali Tamer’in kahvesine geldik. Ben bir ara heyecandan ve yakından görmek için babamın elinden koptum ve bacak aralarından en öne kadar geldim. Etrafa bakarken beni gördü ve gülümseyerek bana baktı. Pir Ali büyük kurtarıcıya kahve ikram etti. Kahvesini içtikten sonra yavaş yavaş ayağa kalktı ceketini ilikledi. Bir eli arkada bir eli ceket düğmeleri arasında bir süre durdu. Etrafa bakında ve halk birden sus pus oldu. Ve Mustafa Kemal Atatürk gür, tane tane tok ses tonu ile konuşmaya başladı:

Sevgili Karamürselliler, bugün 24 Temmuz ve bugün misakı milli hudutlarımızın çizildiği, Bağımsız Türk devletinin tanındığı onurlu bir gündür. Karamürsel’e bugün gelişimin önemli sebebi de Lozan’a uzanan o meşakkatli yolda sizlerin büyük emeğinizin oluşundandır. Verdiğiniz mücadele ulusumuzun kurtuluşuna medar olmuştur. Sizleri kutluyorum” buyurmuştu.

Aradan geçen 82 yıla rağmen büyük kurtarıcımızın o konuşması hala hafızamdaki yerinde tüm canlılığı ile duruyor. Daha sonra Sarıkum Mahallesi’ndeki askerlik şubesi bahçesinde kendileri için hazırlanan kamelyaya sağ elinde bastonu yaya olarak yürümeye başladı.

Mektep (Amiral Karamürsel İO’nun olduğu yer) sokağına gelindiğinde bir evin penceresinde kafes gördü, kaşlarını çattı halka dönerek; “Bu ev kimin” dedi. Pir Ali atıldı “Paşam benim”, “Bak” dedi, “Senin kahveni içtim, sen aydın bir adamsın, evindeki hanımları karanlığa gömmen, kafesler ardına hapsetmen sana hiç yakışmıyor”. Pir Ali atıldı, kafesleri indirdi, ayaklarının altında ezdi.

Kamelyada belli bir süre oturdu. O zamanki Karamürsel’i izledi, bilgiler aldı. Mustafa Kemal Atatürk yine yürüyerek şube yokuşundan indi. Halkın coşkulu uğurlamasıyla acar motoruna geldiği gibi binerek ilçemizden ayrıldı.”

Unutulmaması gerekir ki; Atatürk’ün demokrasiyi elimizde kalan son vatan parçası Anadolu topraklarına getirmesi sayesinde bugün kötü niyet besleyenler amacına ulaşamamıştır. Unutmamalıyız ki, ülkemizi parçalanmaktan kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’ün bu vatan topraklarında yaşayan tüm etnik kökenleri bir araya getiren lider özelliğidir. Ve unutulmamalıdır ki; Gerçek Atatürk’e inananlar her zaman demokrasinin kesintiye uğramaması, kötü niyetli insanların eline geçmemesi ve demokrasinin doğru işlemesinin yanında olan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin dünya var oldukça var olmasını dünde, bugünde, yarında arzu edenlerdir.

Bu yazı toplam 1171 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim