• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 8 °C

27 Mayıs Askeri Darbesi

Mustafa Küpçü

27 Mayıs 1960  “Askeri Darbesi” olduğunda ilkokuldaydım.

O yıllarda, gazeteler dışında tek iletişim kaynağı radyolardı. Yassı Ada Duruşmalarını anımsıyorum.

Bu olaydan daha önce, Demokrat Parti (DP) iktidarda iken, yine radyolardan sık sık “Vatan Cephesi’ne katılanlar” anonslarını anımsıyorum!

Sonradan anlıyorum ki, ülke “DP’nin Vatan Cephesi’ne üye olanlar ve olmayanlar” diye ikiye ayrılmış!

Düşünüyorum da; “Tüm ordusu NATO emrine verilmiş bir ülkede Ordu nasıl darbe yapabilir?”

Yanıt çok açık; ABD ve NATO isterse!..

Menderes ve partisi, 10 yıldır iktidardaydı. İktidara gelir gelmez, TBMM onayını bile almadan, ABD çıkarları için Kore’ye asker gönderilmiş, bu sayede NATO’ya girilmiş, “ABD ile İkili Antlaşmalar” yapılmış ve Türkiye ABD ÜSLERİ İle sarılmıştı!

DP iktidarı, Batı Emperyalizminin açıkça güdümüne girmiş, 1955’te Müslüman Cezayir halkı, Türk Kurtuluş Savaşı’nı örnek alarak, Fransız emperyalizmine karşı mücadele verirken, DP iktidarı Cezayir halkının değil, Fransa’nın yanında yer almış, Bu yüzden Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu Bandung Konferansı’ndan kovalanmış, Müslüman halkın çoğunlukta olduğu ülkelerin Türkiye’ye bakışları değişmişti.

Ya sonra?

DP iktidarının sonuna doğru, ABD yönetimi ile DP’nin arasına önce soğukluk girmiş, sonra da Sovyetler Birliği!

ABD Başkanı’ndan randevu alamayan Menderes, Sovyetler Birliği ile  “ekonomik ilişkiler” kurmaya başlamıştı. İskenderun ATAŞ Rafinerisi’ni, bilindiği gibi Sovyet Rusya kurmuştur.

27 Mayıs Askeri Darbesi olmasa, birkaç gün sonra Menderes ve Zorlu, Moskova ziyareti yapacaklardı!

Nereye varmak istiyorum?

“Emperyalizmle işbirliği yapan siyasal iktidarların sonunu yine emperyalizm belirler!”

Ordusunun tamamı ABD-NATO emrine verilen, özellikle Kurmay subaylarının büyük ölçüde “ABD Hayranı” olduğu bir ülkede, ABD onaylamazsa, darbe yapılamaz!

27 Mayıs Askeri Darbesi, emperyalist planlara uygun olarak, Türk halkının “etnik köken ve mezheplere göre ayrıştırılmasının da miladı olmuştur!”

Ama bu ayrışmanın ilk adımını bizzat DP lideri Menderes yapmıştır! Meclis Grubu’nda; “Siz öyle bir güçsünüz ki, isterseniz Hilafeti bile getirirsiniz” diyerek, belirli kesimlere pervasızca palazlanma olanağı sağlamıştır!

Hemen altını çizerek belirtelim ki, Menderes ve iki arkadaşının idam edilmeleri de bu ülkede “Siyasal bölünme ve düşmanlığın” da temelini atmıştır!

İdam edildikten sonra “Demokrasi Şehidi” ilan edilen Menderes’in “Demokratlık ölçüsü” yukarıdaki sözleriyle çok net anlaşılıyor! Yani; “Demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yok etmek!”

Menderes’ten uzun yılar sonra Erdoğan da, benzer ifadeleriyle siyasi tarihimize geçmiştir! Bir 23 Nisan’da koltuğuna oturan kız çocuğuna; “Şimdi sen Başbakansın, ister asar ister kesersin” diyen, Demokrasi’yi; “Amaca ulaşınca inilecek tren” olarak gören Erdoğan’dır!..

“Demokrasi Şehidi” Menderes’in günah defteri ise, hayli kabarıktır!

Bu konuya da yarınki yazımızda gireceğiz…

 

Bu yazı toplam 3166 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
rıza bal
26 Mayıs 2016 Perşembe 09:58
09:58
ağzına sağlık hocam uyuyan ülkem insanlarını sizler uyandıracaksınız.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim