• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 22 °C

4 bakanı “ak”layan AKP’li vekiller anayasa suçu işledi!

Mesut Akbulut

Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Egemen Bağış'ın ardından Erdoğan Bayraktar'ın da Yüce Divan'a gönderilmesine ilişkin önerge reddedildi. Böylelikle 4 eski bakan da aklanmış oldu…

**

Büyükşehir Belediye Meclisi CHP eski Grup Başkan Vekili Av.Fahri Örengül, dün bir mail gönderdi. Türkiye hukuk mi, guguk mu devleti diye soran Örengül’ün açıklamasını birlikte okuyalım; İktidar guguk devleti değiliz, hukuk devletiyiz derken hukuku maalesef katlediyor ve hesap vermekten kaçınıyor. Oysa ki çağdaş ülkelerde siyasiler hesaplarını öncelikle hukuk/yargı önünde verir ve ondan sonra halkın huzuruna çıkarak siyaseten hesap verirler. Hukuk önünde hesap vermeyen, hesap vermekten kaçınan siyasilerin çağdaş demokrasilerde halkın önüne çıkma lüksü olamaz, olmamalıdır.

**

YÜCE DİVANA HAYIR OYU KALLININ AKP Lİ MİLLETVEKİLLERİ ANAYASA SUÇU İŞLEMİŞ, MİLLETİ TEMSİL ETME MEŞRUİYETİNİ YİTİRMİŞLERDİR.

Anayasamızın 2 maddesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir HUKUK DEVLETİ olduğunu kayda geçmiş bulunmaktadır. Hukuk devleti demek yönetenlerin yanı başbakanın,bakanların,valilerin,belediye başkanlarının  görevleri ile ilgili işlemiş bulundukları suçlar varsa,tüm işlem ve eylemlerinden sorumlu olmaları, YARGI DENETİMİNE TABİİ olmaları yanı ÖZGÜRCE YARGILANMALARI demektir.Hukuk devleti kavramı tarih boyunca dikta yönetimlere, krallara  karşı verilen demokrasi mücadelesinin bir sonucu olarak  demokrasinin olmazsa olmaz bir kuralı olarak tüm çağdaş devlet Anayasalarında bulunur ve eksiksiz uygulanır.

**

ÖRNEĞİN MONİKA skandalında  bunun bir devlet görevi ile ilgili olmamasına rağmen Amerika Devlet başkanının yalan söyleme şüphesi üzerine  Amerikan savcısı dünyayı yöneten bir devlet başkanının adeta kulağından tutarak onu yargı önüne getirmiş, kimse de yargıya sen ne yapıyorsun diyememiştir. Buna benzer Alman ve Fransız devlet başkanları ile ilgili yargılamalar hala hafızalarda bulunmaktadır. İşte TBMM AKP grubu 4 eski bakan ile ilgili olarak yüce divana sevk isteminin reddine karar verirken,bu yönde oy kullanırken esasında Anayasamızın 2 maddesini ihlal etmiş,önce Anayasa suçu,daha sonra Adalet suçu ve en önemlisi vicdanları yaralayacak bir eylemde bulunmuşlardır. Bu oyu veren AKP grubu esasında milleti temsil etme meşruiyetini yitirmiştir. Kocaeli milletvekillerinden kim yüce divana red oyu vermiş ise bunun hesabının sokakta ve her yerde onlara sorulması bir vatandaşlık görevidir.

**

BU KARAR DEVLETİ YÖNETENLERİN ANAYASA MAHKEMESİNE GÜVENMEDİKLERİ GİBİ ÇOK VAHİM BİR DEVCLET SORUNUNU ORTAYA ÇIKARTMIŞTIR.

Anayasa mahkemesi Anayasamız gereği bakanların yargılanacağı ve millet adına karar vermeye yetkili üç önemli güçten en üst ve son yargı makamıdır. Anayasayı korumak ,hak ve adaleti tesis etmekle görevli bu mahkemelere  bu hususta ehil ve kendisini ispatlamış kişiler seçilmektedir.Çoğunluğu yargı mensuplarından oluşmaktadır.AKP 2002 yılından bu yana iktidar olup Anayasa mahkemesinin üyelerinin çoğunluğunu kendisi atamıştır. Bu durumda  Anayasa mahkemesinin kararlarından şüphe duyarak, kendi bakanlarını yargı huzuruna çıkartmaktan kaçınan ve bu konuda  tüm gücü ile çalışan bir AKP nin devletin en temel yargı organına güvenmediğini ortaya koymaktadır. Bu 2002 yılından bu yana iktidarda bulunan ,istediği atamaları  özgürce yapan AKP’nin ANAYASA MAHKEMESİNE GÜVENMEDİĞİNİ ,kaçtığını ortaya koymaktadır ki ; bu durum artık devletin Anayasa mahkemesine güvenmediği gibi ciddi bir devlet sorunu olarak ortaya çıkmaktadır.

**

3 Y İDDİASI İLE İKTİDARA GELEN AKP HALKI KANDIRMIŞTIR.

AKP 2002 yılı seçimlerinde birinin YOLSUZLUK OLDUĞU 3 Y tezi ile halkın karşısına çıkmıştır Zamanın CHP genel başkanı DENİZ BAYKAL ile televizyonda yapılan bire bir açık oturumda açıkça MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIKLARININ kaldırılacağı sözünü vermiş bulunmaktadır. Aradan 12 yıl gezmiş bulunmasına rağmen bu konuda en küçük bir çalışması olmadığı gibi bu tür taleplerin tamamını meclis çoğunluğu ile reddetmiş bulunmaktadır. Hukuk devletinin temel gereği olan dokunulmazlıklarının hiç birini kaldırmadığı gibi,başka siyasi parti mensubu kamu görevlilerinin yasal dokunulmazlıklarını hemen kardırırken,yargılanmasına izin verirken kendi  belediye başkanı,milletvekili ve bakan hakkında ayla yargı izni vermeyerek halkı kandırmaktadır.Adeta kendileri yargılanamaz ama kendileri dışındaki herkes yargılanır şeklinde kendileri için özel bir sınıf oluşturmuşlardır.

**

ŞUYU VUKUUNDAN BETERSE HERKES YARGILANMALIDIR.

Osmanlı özlemi ile yanan AKP iktidarı  atalarımızdan gelen ŞUYU VUKUUNDAN BETERDİR deyimi gereği 4 bakan hakkında ne iddia varsa bunların araştırılmasına izin vermeli ,bakanlar da siyasi baskıyı göze alarak kendileri yargılanmak istediklerini söyleyerek yüce divane gitmelidir.Türk siyasi tarihinde bunun örnekleri vardır.Yüce divana giderek aklanan milletvekili ve bakanlar hatta başbakan vardır.Bunlara en tipik örnek eski başbakanımız MESUT YILMAZ’dır Yargılanarak aklanmıştır.

**

DİN YOLSUZLUK İDDİALARINI KAPATMAYI DEĞİL, ARAŞTIRMAYI, ADALETİ EMREDER.

İktidar dini sembolleri kullanarak iktidara gelmiş bulunmaktadır. Oysa ki hiçbir din yolsuzluk iddialarını kapatmayı emretmez. Tüm dinler adaleti, eşitliği, hakkı ve insanı sevmeyi emreder.bizim dinimiz dinin gösteriş halinde kullanılmasını emreder.

 

Büyük ATATÜRK din ile ilgili bir söyleşisinde aynen “bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir.  Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün söylev ve demeçleri, 1959, c.2, s. 90) derken dinde eşitliğin, ahlakın ve adaletin de kadar önemli olduğunu, dinin bilme, tekniğe, ahlaka uygun değerlendirilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dinin bilme uygun olmasının temel koşulu ise SİYASAL BİLMİN EMRETTİĞİ HUKUK DEVLETİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİ yanı ,dokunulmazlıkların kaldırılması ve zimmet şüphesi içinde bulunan bakanların yüce divane sevk edilmeleridir. Dinimizin gereği de budur.

**

BU KONUDA DİNİ YAZAR MEHMET ŞEVKİ EYGİNİN GÜNÜN DİNİ SEMBOL OLARAK KULLANAN İKTİDARI İÇİN SÖYLEDİĞİ;

Zengin olan Müslümanların çoğu ipin ucunu  kaçırdı,şaşırdı,dağıttı,milyon dolarlık lüks meskenler,yüz binlerce dolarlık yazlıklar,lüks limuzinler,israf,sefahat,rezalet gırtlağa kadar çıktı,hazretim yanılmaz,bizim cemaatin ulu zatı hata yapmaz, dedik,sorgulama yık,hesap sormak yok ,kontrol yok,BİZİ MAHVEDEN MİLİTAN DİN DÜŞMANLARI DEĞİL,İÇİMİZDEKİ DİN SÖMÜRÜCÜSÜ,DİN RANTI YİYEN İŞBİRLİKÇİ,HAİN ALÇAKLARDIR. ( Bkz Yaşar Nuri Öztürk Allah ile aldatmak,sayfa 16) Cümleleri maalesef akla gelmektedir. Bu cümleler rahmetli UĞUR MUMCU’ nun siyaset-cemaat-ticaret- şeklindeki yıllar öncesinden bu günü gören haykırışlarını hatırlatmaktadır. Demek ki gerçeği gören kişiler hangi dünya görüşünden olursa olsun,dürüstçe  gerçeği haykırabilmektedirler.

**

SON SÖZ

Bu ülke gerçekten demokratik bir ülke olacak ise, bu ülkede yargı bağımsız olmalı, bağımsız yargı herkese dokunmalı, dokunulmazlıklar olmamalı, cumhurbaşkanları, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, valiler, kamu görevi gören kim varsa demokrasilerde özünde bizim gibi bir yurttaş olduğuna göre bizim gibi onlar da yargılanmalı, yargılanmaktan gocunmamalı, ben aklanmak istiyorum diyerek yargıya gitmeli, yıllardan bu yana AKP’ nin yaptığı gibi dokunulmazlıklardan istifade etmemelidir.  Yargılanmamak demek şüpheli olarak yaşamak değildir. Dokunulmazlıkları kaldırarak yönetenlerin yönetilenlerden farklı olmadıklarını göstermeleri yönetenlerin temel görevleridir.

**

Gerçekten suçsuz olduklarına inanan insanlara yargılanmalarını temin ederek aklanma hakkını vermek sistemin temel amacı olmalıdır. Demokrasi ancak o zaman gelişir ve toplum da sisteme inanmaya başlar. Bu ülkede dağ başındaki çoban ile en yüksek seviyedeki cumhurbaşkanı, yada bakanlar ,milletvekilleri ve diğer yöneticiler arasında yargılanma açısından en küçük bir fark olmamalıdır. Biliyorsunuz ilahi adalet mevki makam dinlemez. Orada herkes eşit. Saygılarımla.”

**

Fahri Örengül, konuyu bütün çıplaklığıyla açıkladı…

Sahi Türkiye hukuk mu, guguk mu devleti?

Bu yazı toplam 572 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim