• BIST 82.477
  • Altın 147,865
  • Dolar 3,7883
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 8 °C

42 yılın 22’sine tanıklık ettim

Bülent Ekinci

 “Haber nasıl yapılır, fotoğraf nasıl çekilir, neler haberdir, neler olaydır” konularında hiçbir fikrim yoktu. Aklımda oluşan tek fikir, “Ben bu işi yapmalıyım” idi.

Yakından tanıdığım Cemal Kaplan, Kocaeli Gazetesi’nin spor servisinde çalışıyordu. Bir gün bir belediye otobüsünde karşılaştık. 

İlginç hitaplarından birini kullanarak ve bana, “Tütan, gel Kocaeli Gazetesi adına maç takibi yap. Hafta sonlarını değerlendirmiş olursun” dedi.

Ve böylelikle henüz bir lise talebesiyken tanıştığım Kocaeli Gazetesi, benim gelecekteki iş yerim, gazetecilik ise mesleğim oldu.

Yıl 1994-95 arasıydı.

İzmit Sanayi Sitesi’ndeki gazete binasına ilk girdiğimde gördüğüm insanlar, bugün ağabeylerim, dostlarım ve arkadaşlarım oldu.

Körfez’de tipo baskı yapan Kocaeli Ekspres’ten sonra Kocaeli Gazetesi’yle tanışmam geleceğimi şekillendirdi.

O eski binamıza girdiğimde heyecandan kalbim duracaktı. Hep polis olmayı hayal ederken gazeteci mi olacaktım ve…

Hakan Yağcıoğlu ile tanıştım.

Gazetenin spor müdürüydü.

Esprili ve yakışıklı genç bir müdür, üstelik daktiloyu çok seri kullanıyor.

Ona benzeyecek miydim?  

Spor servisindeki o, 3 metrelik masada bugünkü Yazı İşleri Müdürümüz Mesut Akbulut da vardı.

Sporu ve futbolu çok sevmememe rağmen gazeteciliği sevdiğim için bir süre spor servisinde muhabirlik yaptım.

Daha sonra İstihbarat servisinde bir muhabir izne ayrılacaktı. Onun yerine beni 15 gün süreliğine istihbarata istediler.

Geceleri uyumuyor, telsiz dinliyordum. Kaza, cinayet ne varsa gidiyordum. Aylar sonra gazetenin polis muhabiri olmuştum.

 

HABER ATLATMANIN HAZZI

O günden sonrada hep istihbaratta kaldım.

Bizim dönemimizde haber atlatmak “namus”tu.

Sabah olduğunda benim alanımla ilgili bir haber rakip gazetede varsa ve o haber bizde yoksa beynimden kaynar sular inerdi.

Elim ayağım titrerdi.

Tam tersi durumda da aynı duyguyu ben yaşatırdım.

Kime?

Zafer Çakıroğlu’na…

Kime, Ufuk Kaptan’a?

Kime, Şennur Uzan’a?

 

DOSTLUK VE İŞ İLİŞKİSİ

O dönemin dostlukları da farklıydı. O dönem Özgür Kocaeli’nin hastane muhabiri Ufuk Kaptan, Hürriyet’in adliye muhabiri Mesut Çatak ve Özgür Kocaeli’nin polis Muhabiri Zafer Çakıroğlu ile sıkı bir dostluğumuz vardı. Helen de devam ediyor.

Ama o dostluğu hiçbir zaman haber alışverişinde kullanmadık.

Bir muhabirin diğer bir muhabirden haber ya da fotoğraf istemesi çok ayıptı.

Her gece birlikteydik, ama hiçbir zaman birbirimizden haber istemedik.

Çok uzun yıllar bu görevi yürüttüm, bir dönem adliyeyi takip ettim, siyasi partileri takip ettim.

 

BİR ARA, ARA VERDİM

Sonra yorulduğumu hissettim bir süre mesleğe ara verdim.

Meslekten ayrılalı henüz 24 saat olmuştu ki, ben gazeteciliği özlemeye başladım. 3 yıllık bir aradan sonra yine yuvama Kocaeli Gazetesi’ne geri döndüm.

3 yıllık ara sırasında zaman zaman gelip haberlere gidiyordum. Bu ayrılık canıma tak dediğinde de işimden istifa ederek yeniden kaldığım yerden mesleğe devam ettim.

 

BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL

Kocaeli Gazetesi’nin benim gönlümdeki yeri apayrıdır. Evime ilk ekmeği buradan aldığım parayla götürdüm. Evimi burada kazandığımla döşedim.

Burada büyüdüm, burada yaşlanıyorum… 42 yaşındaki gazetemizin 22 yılına tanıklık ettim. Yaptığımız haberlerle kentin sesi, doğrunun işareti olmaya çalıştık.

Bir gün buralarda bizler olmayacağız ama bizden sonra gelenler de bu kuruma nice 42 yıllar yaşatsın inşallah. Acı tatlı günlerimizin geçtiği bu gazete, içinde bulunduğu her krizi atlatmayı başarmış ve bağımsız olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Siz bizi okudukça biz sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz.

 

 

Yoğun bir dönem bizi bekliyor

Kocaeli’nin yoğunlu bitmez, bizim için de öyle…

Yaz gelir okullar tatil olur “Oh bir nefes alalım” deriz, ama nerede?

Bu yıl ve önümüzdeki yıl bizi yoğun bir gündem bekliyor.

Genel siyaset, onu şekillendirecek yerel siyaset ve 2017-18 dönemine ışıt tutacak gelişmeler…

Bugünden sonra cevabını merak ettiğimiz pek çok sorunun yanıtını birlikte alacağız. MHP genel kurul yapabilecek mi, yeni başbakan kim olacak, Fikri Işık yeni kabinede yer alacak mı ya da aynı bakanlıkta mı kalacak?

Genel siyaset yerele nasıl yansıyacak?
Büyükşehir adayı Fikri Işık mı, Nevzat Doğan mı? Yoksa İbrahim Karaosmanoğlu’nun işaret edeceği bir başkası mı olacak?

Tekrar İzmit’i düşünmeyen Nevzat Doğan’ın yerine teşkilat İzmit’e kimi aday gösterecek. İlçelerdeki belediye başkanları yerlerini muhafaza edebilecek mi, yoksa seçilen yerine seçmen pozisyonuna mı düşecekler?

Önümüzdeki günler, gelecek günlerle ilgili güçlü tahminler yapmamıza gebe.

Yeni yayın dönemimizde bizi yoracak gelişmeler hep de siyasi değil.

Oda seçimleriyle ilgili süreç de başladı-başlayacak…

İşin özü, kent yeni bir yoğunluğun içerisine giriyor. 2017’nin sonlarına doğru da parti teşkilat ve örgüt seçimleri, akabinde yapılacak olan yerel seçimler gündemimizi meşgul edecek.

Bu yoğun, yorucu bir o kadar da keyifli döneme bizlerle birlikte sizler de şahitlik edeceksiniz.

 

 

Kocaeli kimliğini bulamıyor

Kişi başına düşen milli gelir sıralamasında listenin en üst seviyesinde bulunan Kocaeli, bu başarısını sınırları içerisinde bulundurduğu sanayi kuruluşları sayesinde elde ediyor.

Türkiye’de, Kocaeli  “Sanayi” kenti olarak görülüyor.

Yerel yöneticilere göre biz “Turizm” kentiyiz.

Kocaeli’ye yatırım yapan büyük hastanelere göre, “Sağlık” kenti, sahil kesimlerinde oturan vatandaşlara göre “Liman” kentiyiz.

Ama net olarak ‘Biz buyuz’ dediğimiz bir ayrıcalığımız yok.

Kimlik arayışımız halen devam ediyor.

Kararsız kalmamız ya da, neyle ön plana çıkacağımızı bilmememiz bizi bir arayışa itiyor.

Birden çok cephede aynı anda savaşıyoruz.

Kandıra sahilleri, Kartepe kayak pisti, tarihi zenginliğiyle turizm kenti olarak görülen ilimizde, turizmimizi pazarlayacak bir oluşum halen yok.

Sağlık kenti olmamız ise İstanbul ile iç içe girmiş bir coğrafyada olduğumuz sürece imkansız…

Liman kenti…

Evet, biz artık bir limanlar şehriyiz. Benim bildiğin 45 limanımız var.

Liman kenti olmak o şehre zenginlik katar, sanayi kenti olarak bilinen Kocaeli, bu sayede ticaret kenti olma yolunda ilerler.

Liman kenti olmak bazı hususlarda fedakarlık yapmamıza neden oluyor. 

Limanların bulunduğu bölgeleri ve denizi terk etmek gibi…

Günümüz şartları, geleceğimizde olumlu değişiklikler yaratacaksa bunun diyetini öderiz ancak sanayi ve ticaretin Kocaelililere zarar vermemesi gerekiyor.

Bu da yerel yöneticilerin alacağı önlemlerle mümkündür.

Bir liman, yerleşim merkezinin içinde kalıyorsa ya o limana izin verilmemeli ya da o yerleşim merkezi oradan taşınmalı.

Halka ‘Limanın dibinde onlarla birlikte yaşayın, sanayi tesisiyle birlikte yaşayın’ dayatması yapılmamalı.

Gelecek günler göz önünde bulundurularak geç kalınmadan kentimize yeni bir kimlik kazandırmalıyız.

Güzel bir şehir ve sağlıklı bir kent oluşturmak bizlerin elinde…

Bu duygu ve düşüncelerimle mutlu bir hafta diliyorum.

Bu yazı toplam 1079 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim