• BIST 106.991
  • Altın 151,930
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 9 °C

6 kişinin ölüm nedeni “denizde boğulmak” olmasaydı…

M.Tanzer Ünal

Gazetemizin dünkü manşetini bugün köşeme alıyorum…

“Karadeniz 6 can daha aldı”

Bu, sadece hafta sonu bilançosu!

Yani önceki gün denizde yüzmek isterken boğularak ölenlerin sayısı…

Yaz başından beri ölenlerin sayısını varın siz düşünün.

Dün baktım da toplumda zerre kadar bir tepki yok.

Normal olay…

Ne olmuş yani?

Kaderleri böyleymiş, kaderi değiştirmek mümkün değil ki!

Allah’ın takdiri böyleymiş, Allah’ın takdirine karışılmaz ki!

Bizim “kaderci toplumumuz” un felaketlere bakışı genelde böyle.

Felaketlerin sorumluluğunu kişiler de, kişileri yönetenler de hiçbir zaman üstlenmez.

Atarlar Allah’ın üzerine, “Allah’ın takdiri böyleymiş” der, geçer giderler.

Halbuki Allah, kullarının kötülüğünü neden istesin ki?

Soma’daki maden kazasında 307 kişi öldü, ülkeyi yönetenler “Allah’ın takdiri” diye demeç verdi.

Yok böyle bir şey!

Sen devlet olarak gerekli tedbirleri alma ve kontrolleri yapma, felaket yaşanınca da “Allah’ın takdiri” deyip milletin öfkesini bastırmaya çalış.

İşte milleti “Allah’la aldatma” buna denir.

 

Önemli olan insan yaşamı ise…

Servet Türk…

Cemal Sevim…

Zahid Koşik…

Hüseyin Helvacı…

Yunus Genç…

Yaşar Akburak…

Pazar günü denizde boğularak canlarını veren kişiler…

Allah, rahmet eylesin!

Allah, yakınlarına sabır versin!

Önemli olan yaşamaksa, insanların ölümüne neden olan koşulların düzeltilmesi, iyileştirilmesi gerekir.

Veya ölüm nedenlerini ortadan kaldıracaksın.

En aza indireceksin.

Hastalık nedeniyle ölümleri bir tarafa bırakırsak, ülkemiz insanı ya trafik kazasında, ya denizde, gölde, derede yüzerken, ya da terör olaylarında hayatını kaybediyor.

“Sağlık” konularına, daha doğrusu “hastalık” konularına yazılarımda yeri geldikçe değiniyorum.

 İnsanlarımızı sağlıklı yaşatmasını bilmiyoruz…

Ama onları hasta etmede, hasta ettikten sonra da tedavileri için akıl almaz miktarlarda para harcamada üstümüze yok!

Diğer konular da öyle…

Trafik kazalarında her yıl binlerce kişinin yaşamını yitirmesi, neden “Allah’ın takdiri” olsun ki?

Sen vatandaşlarını eğitemezsen…

Sen vatandaşlarına nasıl motorlu taşıt aracı kullanılır öğretemezsen…

Sen şoför adaylarını “kasap” gibi ortalığa salarsan…

Allah ne yapsın ki?

       

Yüzmek konusu da aynı

Şu halimize bakar mısınız?

Üç tarafımız denizlerle çevrili.

Ülkemiz bir yarımada…

Göllerimiz… Nehirlerimiz…

Pek az ülkeye böyle bir zenginlik bahşetmiş Evrenin Ulu Mimarı…

Amma velâkin böyle bir zenginlikten yararlanamıyor insanlarımız.

Daha doğrusu yararlandırılmıyor…

İnsanlarımız bu yönde eğitilmiyor.

Okullarda, ne kadar lüzumsuz bilgi varsa öğretiyorlar da, yaşam için gerekli olanlar es geçiliyor.

“Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” diye ortaya çıkanlar, çocuklarımızı Ortaçağ karanlığına mahkûm ediyorlar.

İnsanı insan yapan bilgiler nerede?

*”Vatandaşlık bilinci” nedir?

*”Sağlıklı beslenme” nasıl olur?

*”Spor yapmak” neden önemlidir? Yüzme nerede, nasıl öğrenilir? Yüzme bilmeden denize girmek neden tehlikelidir? Diğer spor branşlarıyla ilgili yönlendirmeler…

*”Trafik kuralları” na neden uyulmalıdır? Yayalar ve motorlu taşıt kullanıcıları nelere dikkat etmelidir?   

*Aile ve toplum içindeki ilişkiler…

*İnsanlar neden çalışmak, neden üretmek zorundadır?

*Çalışmak, dinlenmek, eğlenmek ve tatil yapmak anlayışı…

*Başkasının hakkına saygı göstermek, adaletli olmak…

*Birey olmanın gerekleri…

*Ulusal bilinç…

*Müzik, resim ve tiyatro yeteneklerinin ortaya çıkarılması…

Aklıma gelenleri yazdım…

Çocuklarımızı bu yönde eğitebiliyor muyuz?

Onları, yaşamında gerekli olacak bilgi ve becerilerle donatabiliyor muyuz?

***

Denize gittiğinizde hiç dikkat ediyor musunuz?

Herkes ip gibi bir hat boyunca dizilmiştir.

Orası boy seviyesidir.

Bu, şu demektir:

*Bizde denize yüzmek için değil, serinlemek için girilir.

*Boğaz seviyesine kadar denizde yürünür, sonra geriye dönüp birkaç kulaç atarak yüzüyormuş gibi yapılır.

Bu çizginin ötesine geçerek yüzenlerin sayısı çok azdır.

Denizle bu kadar iç içe olup da “denizden bu kadar uzak” olan toplum sayısı çok azdır.

*Denizimiz var, yüzmeyi bilmeyiz…

*Denizimiz var, balık tutmasını bilmeyiz…

*Denizimiz var, insan ve yük taşımada kullanmayız.

*Denizimiz var, sandal sefası yapmasını beceremeyiz.

 

Ölüm nedeni, “denizde boğulmak” olmasaydı…

Pazar günü denizde boğularak yaşamlarını yitirenler, sessiz sedasız toprağa verildiler.

Hiç kimse çıkıp da “denizde boğulma” sorunu üzerinde durmadı.

Belki bazıları, “Sahillerdeki kurtarıcı sayısını artıralım” diye kendi kendine mırıldanmıştır.

Sorunun çözümü, “insanlara yüzme öğretmek” olduğu bilinir de hiçbir zaman gereği yapılmaz.

Çünkü insanlara yüzme öğretmek, siyasilere seçimlerde bir avantaj sağlamaz.

Yüzme bilmeyen insanların ölmeleri de, ülkeyi yönetenlerin bir ihmali değildir.

Allah’ın takdiridir…

Siyasilere oy kaybettirmez.

Bu nedenle de bu ölümler hiç mi hiç önemli değildir.

Sadece denizde boğulanların ölümü mü?

İnsanların trafik kazalarında ölmeleri de bizim toplumumuzda önemli değildir.

Önemli olsaydı gerekli önlemler alınırdı, bu kadar insanımızı trafiğe kurban vermezdik.

Bugünlerde sadece “insanlarımızın terör olaylarında yaşamlarını yitirmeleri” tepkiye neden oluyor.

Bir süre sonra bu da sıradanlaşacak.

Özetle…

Toplum olarak uyuşturulduk.

“Ölümler”, bize bir anlam ifade etmiyor.

Felâketlere şerbetliyiz biz!

Bu yazı toplam 1341 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ugur
04 Ağustos 2015 Salı 01:27
01:27
Hc. başiskelede denize girildi, ne dersiniz,
ugur
04 Ağustos 2015 Salı 01:25
01:25
hocam eline sağlık, iyi hazırlanmış yazı,
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim