• BIST 83.059
  • Altın 146,576
  • Dolar 3,7547
  • Euro 4,0354
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 0 °C

8 Mart’a yönelik feministçe bir yorum

Mehmet Özmen

Dünyada zaten insan olmak zor bir iş.

Fakat kadın olmak daha da zordur.

Meşakkatli bir durumdur.

Sürekli fedakarlık, sürekli fedakarlık…

Herkes sizden bekler fedakarlığı. Kaba saba görüntüdeki insanların, -özellikle bizim şu erkek milletinin, cinsiyetinin özelliklerini sadece kadına karşı fark edebildiği türden insanların- sahte kabadayılıklarına karşı beklenir bu fedakarlıklar.

Her zaman kadından bir şeylerin gitmesini istemişizdir bu toplumda.

Halbuki bir Peygamber, cenneti ayaklarının altına sermiştir o kadının…

O annenin…

Ne çile çektiğini bilmeden, sadece yorumlar yaparız 8 Mart tarihi gelince.

Belki birkaç öncesinden başlar tantanalar, birkaç gün sonrasında biter.

Yani hepsi bir haftalıktır hatırlamalar.

Fakat kimse bu kadınlar günü ne iştir diye sormaz bile…

Bugünün sözde örnek ülkesi Amerika’da yaşayan bir grup emekçi kadının neden mücadele ederken ölüp gittiklerini hatırlamaz ya da hiç bilmez insanımız.

Hatta adı kadınlar günü ya, göbek atmaya fırsat biliriz böylesine mana ehemmiyeti büyük olan özel günde.

O kadar kadının arkasından ağıtlar yakılması gerekirken, üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hala namus bekçisi kesilen zevatın ellerinde kadının yitip gittiğini görmek en acı verenidir aklıselim düşünene.

Zaten fizyolojik olarak erkek kadına üstündür. Erkekteki kas sayısı kadından çok daha fazladır. Fakat ne hayat mücadelesinde, ne yaşam hakkında, ne adalette, ne de takvada bir farklılık yoktur iki cins arasında.

Ancak yine de anlamayız biz meseleyi. Lakin kim ne kadar çırpınırsa çırpınsın şurası kesindir ki;

Kadın ve erkek iki eşit varlıktır…

Ne bu eşitliği bozmak erkekliğe sığar, ne de eşitsizliğe karşı tepkisiz kalmak kadının var oluş sebebiyle bağdaşır.

Aslında 8 Mart’ı özünden uzaklaştırıp kadına olan ilgiyi tek gün ile sınırlamak kadar yanlış bir tutum da yoktur. Açıkça söylemek gerekirse, kuyumcuyu ya da çiçekçiyi zengin etmekten başka bir anlam taşımaz bugünkü kadınlar günü zihniyetimiz…

Kısacası anlamak ve idrak etmek gerekir. Kadın bir varlıktır. Değer verilmek, merak edilmek, hoş tutulmak ister. Sebebi ne olursa olsun gereksiz kabalıklara sığınarak üstünlük kurma gayreti içine girmek, en hafif tabirle acizliktir!!!

Aile ortamı ise biraz daha farklı bir durumdur. Şöyle ki;

Neticede bir örf, adet, gelenek var. Bizim yapımızda evin direği babadır, tutunacak dal, sahip çıkacak olan güç her zaman baba figürü olmuştur. Haliyle evin içerisindeki hayatın idamesinde baba herkese göre bir adım ileridedir.

Ama bu durum şiddet vurgusu şeklinde algılanmamalı, kadına emanet mal gözü ile bakılmamalıdır.

Hazır yeri gelmişken 8 Mart tarihinin manevi yönü ile ilgili sadece böyle bir şekilde duygularımızı ifade etmek istedik, hepsi o kadar...

Bu yazı toplam 908 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim