• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 5 °C

93 yıl önce, 93 yıl sonra…

M.Tanzer Ünal

19 Mayıs 1919…
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı tarih…
Bugün, 93’ncü yıldönümü.
1.Dünya Savaşı sonunda, savaşı kazanan devletler, ülkemizin birçok yerini işgal etmişti.
Atatürk, yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için, 16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan Samsun’a hareket etti, 19 Mayıs’ta Samsun’a vardı ve burada Kurtuluş Savaşı’nı başlattı.
Üç yıldan fazla süren savaşlar sonunda ülkemiz yabancı güçlerden kurtarıldı.
29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
İşte o tarih, Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih, Ata’nın isteği üzerine “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanıyor.
******
Diyeceksiniz ki, “Bunları tekrar tekrar neden yazıyorsun, bilmeyen mi var?”
Bilip de, unutanların…
Bilip de, bilmiyormuş gibi davrananların…
O tarihi günlerin önemini kavramaktan aciz olanların…
Bu milleti tarihinden koparmak isteyenlerin…
Devletimizi kuran şahsiyetlere saldıran hainlerin…
Gözüne gözüne sokmak istedim.
Bu ülkeyi gökten zembille inmiş sanıyorlar.
Nasıl yoktan var edildiğini, ödenen bedelleri unuttular.
Yeni nesillere de unutturmak istiyorlar…
“Geçmişi inkar” kampanyası başlattılar.
Dünün hainlerini, bugün kahraman ilan ediyorlar.
Dünün gerçek kahramanlarını ise yerden yere vuruyorlar.
İşte böyle bir dönemi yaşıyor Türkiye…
******
Atatürk, Türkiye’nin geleceğini gençlere emanet etmişti.
Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi, söylevinde şöyle dile getiriyordu:
“Ey Türk gençliği! Birinci ödevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa dek korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.”
Yine hepimizin bildiği sözler…
Ne oldu?
Nerede o gençlik?
Bir bölümü dinci oldu.
Bir bölümü rockçı…
Ülkesini seven…
Ülkesinin değerlerine sahip çıkan…
Türkiye’nin birlik, beraberlik ve dirliğini savunan…
Emperyalizme direnen…
Gençlik nerede?
Özellikle çok partili demokrasiye geçildikten sonra, Türkiye’de böyle bir gençlik yetiştirilmedi.
Sonuç da ortada…
Gençliğinde duyarsız olandan, ileri yaşlarda ne beklenir ki?
Şöyle çevrenize bir bakın!
Toplumun büyük kesimi uyuşmuş.
Ülkemizde olup biteni algılayamıyor.
Algılasa bile, sesini çıkarmıyor…
Korkutulmuş, sindirilmiş…
Asker, cezaevinde.
Medya ve üniversiteler ele geçirilmiş.
Yargının işi tamam…
Sivil toplum kuruluşları ve işadamları el pençe…
Özetle… Türkiye teslim alınmış, ülkenin temel direkleri tahrip ediliyor.
*******
İster katılın, ister katılmayın…
Türkiye, 93 yıl sonra yeniden “Kurtuluş Savaşı şartları”na döndü.
Siyasi ve ekonomik bağımsızlığımız yine tehlikede.
Emperyalist güçlerin, “bölgedeki oyuncağı” haline geldik.
ABD ve AB, istediklerini yaptırıyorlar.
Milletimizin birlik ve beraberliği, toprak bütünlüğümüz tehlikede.
“Boyumuzdan fazla” borçlandırarak…
“Boyumuzdan büyük” görevler vererek…
Bize “tatlı bir oyun” oynuyorlar.
Düşünsenize…
Bugünü heyecan, gurur ve sevinç içinde kutlamamız gerekirken, içine düşülen ve yaşanan burukluktan kendimizi kurtaramıyoruz.
Ayağımızın altındaki toprağın kaydığının farkındayız.
Ama yine de “gaflet” uykusundan uyanamıyoruz.
Mışıl mışıl uyumaya devam ediyoruz…
İyi uykular Türkiye!
******
19 Mayıs Bayramı’nın formatının değiştirildiği günlerde, Yılmaz Özdil güzel bir yazı yazmıştı.
Okuduysanız bile, ikinci kez zevkle okuyacağınızı sanıyorum.
“ 19 Mayıs Atatürk’ü an-ma bayramı

- Vapur hazır mı arkadaşlar?
- İyisi mi ertele Kemal abi...
- Nasıl yani?
- Güzel abim, yarın öbür gün çoluk çocuk üşür 19 Mayıs’ta… Başka mevsimde kurtar memleketi.
- Ağustosu mu beklesek?
- Çok sıcak olur be... Vıcık vıcık ter, üstüne soğuk gazoz mazoz, maazallah bademcikleri şişer.
- Temmuzda gidelim bari.
- Canım abim, milli eğitim falan kurucan, okul filan, kışın ders, yazın tatil, haziranda karneyi kapan anında vınn, yazın olmaz bu iş yani.
- Sömestrde gitsek...
- Umre var, oraya gitçekler.
- Aralığa çekelim...
- Kar yağar.
- Ocak da soğuk...
- Buz, buzz.
- Mart?
- Nevruz’dan haberin yok galiba, bakanlar valiler ateşten atlıycak, senle mi uğraşcaklar.
- Nisana alalım...
- Play-off var, statlar dolu, kutlama yapıcaz diye boşaltamayız, Lozan Antlaşması’na uysa bile, Dijitürk sözleşmesine aykırı olur, uefa’yla papaz oluruz valla.
- Eylülde gelsek...
- Yağmur yağar, ayaz da var, zatürree mi etçen çocukları.
- Ekim hiç olmazsa...
- O hiç olmaz... Padişah efendimizi anıcaz, ayıp olur şimdi o tarihte burnunu sokup araya girmen.
- Kasım?
- Ölücen zaten, onu kutluycaz.
- E gitmeyeyim o zaman...
- E gitme tabii, otur oturduğun yerde, salla başını al maaşını, sen mi kurtarıcan memleketi.”
******
Bu duygularla…
Tüm okurlarımın “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı”nı kutluyorum.

Bu yazı toplam 661 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim