• BIST 103.019
  • Altın 148,318
  • Dolar 3,5321
  • Euro 4,1743
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 20 °C

95 yıl önce ve 95 yıl sonra Almanya kafası ve Türkiye’nin hali

M.Tanzer Ünal

8 Mart 1921…

Almanya’nın Berlin şehri…

1915 olayları sırasında “Dahiliye Nazırı” olan Talat Paşa, 24 yaşındaki Ermeni Soğomon Tehliryan tarafından yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldü.

Ermeni genç olaydan sonra teslim oldu, poliste verdiği ilk ifadede “Katil olan ben değilim, asıl oydu…” dedi.

Cinayet davasının ilk duruşması 2 Haziran 1921 tarihinde Berlin Moabit Eyalet Mahkemesi’nde başladı.

Katil Tehliryan, kendisini yine “Katil olan ben değilim, asıl oydu” diye savundu.

Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Mahkeme, daha ilk duruşmada Talat Paşa’yı 1915 olaylarından sorumlu tuttu, katil Ermeni’nin beraatına karar verdi.

Talat Paşa öldüğüyle kaldı, katil Ermeni Tehliryan “milli kahraman” ilan edildi.

 

 

Gelelim 95 yıl sonraya

 

2 Haziran 1921…

2 Haziran 2016…

Aradan tam 95 yıl geçti.

95 yıl sonra bugün, Almanya bir kez daha 1915 olaylarından Ermenileri beraat ettirmeye, olaylardan Türkleri sorumlu tutmaya hazırlanıyor.

Almanya Federal Meclisi, bugün 1915 olaylarını “soykırım” olarak niteleyen tasarıyı oylayacak ve büyük bir olasılıkla da kabul edecek.

Çünkü tasarı Yeşiller Partisi’nin öncülüğünde hazırlandı ve hükümet ortağı diğer partiler tarafından da desteklendi.

“2 Haziran” tarihi, tesadüf olamaz.

Bilinçli olarak seçildiği muhakkak!

Çünkü “2 Haziran” Ermeniler için önemli bir tarihti…

95 yıl önce bu tarihte Alman hâkimler, katil Ermeni genci beraat ettirmişler, öldürülen Talat Paşa’yı ise 1915 olaylarının sorumlusu olarak ilan etmişlerdi.

Şimdi ise, koskoca Almanya Federal Meclisi, Türkiye’yi “sözde Ermeni soykırımı”na mahkûm etmeye hazırlanıyor.

Ne bitmez tükenmez bir “dost intikamı” imiş!

“Dost intikamı” diyorum, çünkü Almanya 95 yıl önce Osmanlı’nın, bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “ittifakı” görünüyor.

Demek ki, dün de bugün de dostluklar sahte, ittifaklar ise sadece “diplomatik ağız”mış.

 

 

Bugünü anlayabilmek için düne iyi bakalım

 

Sevgili okurlarım, bugün başımıza ne geliyorsa dünkü hatalarımızdan geliyor.

Dün, “Kürt sorunu var” dedik, halbuki yaşadıklarımız terör sorunuydu, emperyalist devletlerin dayatmasıyla “Kürt açılımı” yapmaya kalktık, şimdi başımızı terörden kaldıramıyoruz.

Hatırlayın, yine emperyalistlerin dayatmasıyla “Ermeni açılımı” da başlatmıştık.

“Kürtlerden sonra Ermenilerle de barışacağız” nutukları atılmaya başlanmıştı.

Hatta, Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığı döneminde 24 Nisan mesajı yayınlamış, “Tehcir… Yaşanan acılar…” demiş, hayatını kaybeden Ermenilerin torunlarına taziyelerini iletmişti.

 

Sahi, 24 Nisan 1915’te ne olmuştu?

Öyle uzatıp kafa şişirecek değilim.

Rusların Doğu Anadolu’yu işgal ettiği yıllar…

Osmanlı Ordusu cephede savaşırken, Ermeniler “bağımsızlık” peşine düştüler.

Çeteler kurdular, devlete karşı isyanlar başlattılar.

Osmanlı’nın Kafkas bozgunundan sonra, Ermenilerin Müslüman halka karşı şiddetleri arttı.

17 Nisan 1915’te Van’da Ermeni isyanı başladı ve çevre illere de yayıldı.

Osmanlı Devleti, baktı olacak gibi değil, devlet aleyhine çalışan, Müslüman halkı katletmeye başlayan 2345 Ermeni’yi tutukladı.

Ve olay çıkaran Ermeni vatandaşlara tehcir (bulundukları yerlerden başka bölgelere gönderme) uyguladı.

Bu tehcir sırasında, bölgesel çatışmalarda ölenler olmuş.

Olabilir… 

Kargaşa varsa, çatışma varsa, savaş varsa insanlar ölür.

Ölenler kimler?

Osmanlı vatandaşı…

Türkler, Kürtler, Ermeniler, Araplar…

Efendim, siz Ermenileri öldürdünüz…

Tamam da Türkleri kim öldürdü?

Ölen veya öldürülen Kürtler, Araplar ne olacak?

Bunun çetelesini tutan var mı?

 

 

Bunlar fasa fiso, esas hedef başka?

 

“Ermeni soykırımı” iddiası, yıllardır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tepesinde, her an inmeye hazır bir balyoz gibi tutuluyor.

Kim tutuyor?

Emperyalistler…

ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri…

Neden tutuyorlar?

Sevr’in intikamını almak için!

Yine kafa şişirmeyeceğim.

Birkaç olaydan söz edeceğim, hepsi bu kadar.

Bunları bilmezsek, bugünü anlayamayız.

Önce şunu unutmayalım!

Osmanlı Devleti parçalandıysa, Ermeni ve Kürtlerin hainlikleri sonucu parçalandı.

Emperyalistler, hedeflerine ulaşabilmek için Ermenileri ve Kürtleri maşa olarak kullandılar.

Sonunda Osmanlı, 1.Dünya Savaşı’ndan mağlup çıktı, 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr’de ölüm fermanını imzaladı, paramparça oldu.

Emperyalist devletler, Sevr’de, Ermenileri ve Kürtleri “verdikleri üstün hizmetler” den dolayı ödüllendirdiler.

İşte o ödül maddeleri!

SEVR’DEKİ ERMENİSTAN MADDESİ: (Madde 88 ve 93) “Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyacak. Türk- Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek.”

(ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920’de sınırı belirledi. Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis’i Ermenistan’a verdi.)

SEVR’İN KÜRDİSTAN MADDELERİ: (Madde 62 ve 64) “İngiliz ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon, Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak, bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecektir.”

 

 

Kürtlerin ve Ermenilerin hevesleri kursağında kaldı

 

Sevr Antlaşması’nın imzalandığı dönemde Türk Kurtuluş Savaşı devam ediyordu.

Türkler savaştan galip çıkınca, Sevr çöpe atıldı, yerine 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı.

Bu antlaşmayla şimdiki sınırlarımız çizildi, emperyalist devletlerin maşalığını yapanlar avuçlarını yaladılar.

Ermenilerin ve Kürtlerin “devlet kurma hevesleri” suya düştü.

Peki, emperyalist devletler, Ermeniler ve Kürtler bu sevdadan vazgeçtiler mi?

Vazgeçerler mi?

Ermenileri ve Kürtleri kullanarak Osmanlı’yı parçalayanlar, bu kez Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni parçalamak için hainliklere başladılar.

İşte cumhuriyet döneminde yaşadığımız terör olaylarının temelinde bu hainlikler var.

 

 

Taşnak-Hoybun ihanet anlaşması

 

Size, 5 Ekim 1927 tarihinde Lübnan’ın Bihamdun şehrinde imzalanan bir “ihanet anlaşması” ndan söz edeceğim.

Dikkatle okursanız bugünleri daha iyi anlarsınız.

Taşnak, 1889’da kurulan ve “Bağımsız Ermenistan” için çalışan bir Ermeni örgütü.

Hoybun ise 1907’de faaliyete başlayan, “Bağımsız Kürdistan” için çalışan Kürt örgütü…

Yani bugünün Asala ve PKK’sı…

İki örgütün yetkilileri, 5 Ekim 1927 tarihinde, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti daha 4 yaşındayken, bir araya geliyorlar ve devletimizi yıkmak için anlaşma imzalıyorlar.

19 maddelik bir anlaşma…

İhanet anlaşması…

 

Önemli maddeleri şöyle:

Madde 1. Her iki taraf bağımsız bir Kürdistan ve birleşik bir Ermenistan'ın kurulma hakkını karşılıklı olarak tanıyarak…

Madde 2. Her iki taraf hangi toprakların Ermenistan'a, hangilerinin Kürdistan'a ait olduğuna bakmaksızın ve sadece iki ülkenin kurtuluşunu temel amaç edinmiş olarak , ortak düşmana karşı........... İki ulus arasındaki sınırlar aşağıdaki prensiplere göre belirlenecektir: Yerli Kürt ve Ermeni nüfusunun 1914 önceki sayısı bu belirleme de temel esas olarak alınacaktır.

Madde 3. Mevcut antlaşma imza sahibi taraflar arasında, ortak düşman Turani- Türk öğesine karşı savunma ve saldırma işbirliği paktı olduğundan…

Madde 9Taşnaksutyun Partisi ve Kürt Ulusal Cephesi Hoybun, Ermenistan ve Kürdistan'ın kendilerine ait toprakları üzerinde bağımsızlıklarının tanınmaması nedeniyle, kendilerinin Türkiye ile savaş içinde olduklarını kabul ederler.

Madde10. İki tarafın hazırladığı rapor gereğince Taşnaksutyun Partisi askeri gücünü eylem halindeki Kürt güçlerine katacak ve söz konusu eylemler için gerekli olan silah ve mühimmatı sağlamaya çalışacaktır.

Madde 14. Taraflar kendilerine verilecek toprak miktarına göre, paylarına düşecek kamu borç miktarını ödemeyi kabul edeceklerini taahhüt etmektedirler. Ayni şekilde taraflar, yabancıların madenler ve demiryolu üzerindeki daha önce kabul edilmiş tüm imtiyazlarını tanıyacaklarını kabul etmektedirler.

 Madde 19. Bu anlaşma Fransızca yazılmış olup iki nüshadan oluşmaktadır. "(3)

 

 

Almanya’nın tavrı boşuna değil

 

Şimdi dönelim yine bugüne…

Bugün Almanya’da yapılacak oylama, öyle basit bir oylama değil.

Bir” hesaplaşma oylaması”!

Aslında Lozan’da hesap kesilmiş, ama gel gelelim emperyalist devletler bunu hazmedemiyorlar.

Onlarca yıldır Türkiye’nin üzerinde boza pişiriyorlar.

Peki, bugünlere gelmemizde bizim hiç mi kusurumuz yok?

Olmaz olur mu, bütün kusur bizde.

Muktedir olarak kalma pahasına emperyalist ülkelerle işbirliği yapanlar, ülkemizi bu hale getirdiler.

Şimdi de işin içinden çıkamıyorlar.

Gırtlağımıza kadar borç…

Kapımızda siyasi yaptırımlar…

Terör…

Boğuşup duruyoruz.

Ve bütün bu olup bitenlerin suçunu da başkalarına atıyoruz.

Sen ülkeni iyi yönet de, başkalarının Türkiye’yi hırpalamasına izin verme!

Ama biz öyle yapmıyoruz…

Yaşadığımız bütün musibetlerden başkalarını sorumlu tutuyoruz.

İşin kolayına kaçıyoruz…

Aynanın karşısına geçip kendimize bakmıyoruz.

Allah aşkına, bir devlet herkesle mi kavga eder?

ABD ile kavgalıyız…

Almanya ile kavgalıyız…

Rusya ile kavgalıyız…

İran’la kavgalıyız…

Irak’la kavgalıyız…

Suriye ile kavgalıyız…

Mısır’la ve Libya ile kavgalıyız…

Avrupa’daki devletler arasında kavgalı olmadığımız kaç devlet var?

İktidarın akıl dışı politikaları nedeniyle dostumuz diyebileceğimiz tek bir devlet yok yeryüzünde.

İşin en vahimi de, Türkiye bu kadar zorluklar içindeyken umut olabilecek, alternatif olabilecek bir muhalefet partisi de yok!

Bu yazı toplam 3416 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ATATÜRK ASKERİYİZ
06 Haziran 2016 Pazartesi 17:55
17:55
Mustafa Kemal Atatürk Sevr i imzalamadı halkı örgütledi.Bağımsız TÜRKİYE CUMHURİYET ini kurdu.ATATÜRK e KEMALİZM e hakaret edenler, ülkenin bayrağını, İslamın adaletini, halkın özgürlüğünü çiğnediği bugünler birgün son bulacak.
İnan Akın
02 Haziran 2016 Perşembe 16:55
16:55
Hay ağzınıza, kaleminize sağlık. Hainlere, iktidar uğruna takla atanlara ders vermişsiniz. Son söz: ATATÜRK'ÜM OLMASAYDIN OLMAZDIK.
BÜLENT
02 Haziran 2016 Perşembe 08:34
08:34
TANZER BEY KALEMİNİZE SAĞLIK ÇOK BEĞENEREK OKUDUM SİZİN GİBİ USTA KALEMLERE HER ZAMAN İHTİYACIMIZ VAR BİR KEZ DAHA TEŞEKKÜRLER
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim