• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kocaeli : 10 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 10 °C

Acemi avcı…

M.Tanzer Ünal

Hava sıcak.
Öyle böyle değil.
Nefes alınmıyor…
Pis, lanet bir hava…
Herkes mayışmış.
Hem sıcaktan, hem Ramazandan…
Tatsız tuzsuz günler…
İsterdim ki, böyle günlerde “ortama uygun” yazılar yazayım.
Hafif yazılar…
Yeme içme, gezme tozma üstüne…
Mümkün mü?
Değil…
Başımızda böyle yöneticiler olduğu sürece, mümkün değil.
********
Başbakan Erdoğan, “Her ihtiyaçları karşılansın!” diye talimat vermiş.
Kimin?
Suriyeli mültecilerin…
Emir büyük yerden ya…
Hatay, Gaziantep ve Kilis’teki kamplarda kalanların “her isteği” karşılanmış.
Çocuk bezi, kozmetik, cinsel gücü artıran hap, güneş kremi, prezervatif…
Şimdiye kadar 250 milyon (trilyon) civarında harcama yapılmış.
Bu sığınmacılar kim?
Güya Esad’ın zulmünden kaçan insanlar…
Sayıları 45 bin.
Biz, kendi insanımızın karnını doyuramıyoruz…
Biz, kendi insanlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayamıyoruz…
Sırf Esad’a muhalifler diye, Suriye’den kaçıp ülkemize gelenlerin, viagra ve prezervatifine varıncaya kadar ihtiyaçlarını karşılıyoruz.
Bir dediklerini, iki etmiyoruz…
Peki, misafir, misafirliğini biliyor mu?
Bölgeden gelen haberler, “iç açıcı” değil.
Tam aksine, “iç karartıcı”…
Mide bulandırıcı…
Değişik grupların gözlemleri şöyle:
“Suriye’den gelen ve Suriye’deki rejime muhalif olanlar, bizdeki kamplarda her şeye hakim. Bizim güvenlik güçlerimiz yerine, kamplarda her türlü denetimi onlar yürütüyor. Bizim TIR’ları yakan, polislerimizi dövenler, yine Suriyeli muhalifler. Kamplara giriş çıkış bizim değil, Suriyeli muhaliflerin denetiminde. Bizim sınır kapılarımızı da onlar kontrol ediyor.”
Şimdi diyeceksiniz ki, “Bu nasıl iş?”
Bilmem, Ankara’ya sorun!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a…
O bilir…
O her şeyi bilir…
Mevcut fiili duruma bakınca…
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Biz mi Suriyeli muhalifleri korumak için kamplar kurduk?
Yoksa onlar mı, bizim Güneydoğu’muzu kontrol etmek için ülkemizdeler?
Geçen günkü olayı biliyorsunuz…
İslahiye’ deki kampta, Türk bayrağını indirip Suriye bayrağı çektiler.
Sebebi, kamplara Türkmen kökenli Suriyeli girmeyecekmiş.
Böyle saçmalık olur mu?
Adamlar, Türkiye’ye “minnettar” falan değiller.
Kendilerini, “bölgenin konuğu” da kabul etmiyorlar.
Davranışlarına bakılırsa, kendilerini, “bölgenin patronu” olarak görüyorlar.
Suriye’ye değil, Türkiye’ye muhalifler.
Bunlar, “mülteci” filan değil, düpedüz “işgalciler”…
TIR’larımızı yakıyorlar…
Halkımıza saldırıyorlar…
Polislerimizi dövüyorlar…
Şu, rezilliğe bakın!
Şu, bölgede ve dünyada “itibarlı Türkiye” ye bakın!
Neymiş?
Bölgesel güçmüş…
Küresel aktörmüş…
Oyun kurucu devletmiş…
Ortadoğu’yu yeniden inşa edecekmiş…
Hani nerede?
Gol üstüne gol yiyoruz.
İşte, PKK, Suriye’nin kuzeyine de yerleşti.
Eskiden PKK ile 331 km. lik Irak sınırımız vardı…
877 km. lik Suriye sınırı daha eklendi…
PKK ile sınırımız oldu mu 1208 km!
Recep Tayyip Bey, önceki gün ekranlara çıkıp, her zamanki gibi esip gürledi:
“Biz Suriye’nin bölünmesine karşıyız. Sınırımızdaki yeni yapılanma terör yapılanmasıdır. Buna karşı eyvallah etmemiz mümkün değil. Oraya müdahale etmemiz en doğal hakkımızdır. Çünkü ülkemiz tehdit altına giriyor.”
Hadi! Ne duruyorsun?
Müdahale etsene!
Kuzey Irak’taki yapılanma, “terör yapılanması” değil mi?
Ülkemiz yıllardır tehdit altında bulunmuyor mu?
Kandil’e neden girmiyorsun?
Daha doğrusu neden giremiyorsun?
ABD, izin vermiyor değil mi?
Kürdistan’a dokunmak yasak!
Suriye’nin kuzeyi de artık bir Kürdistan…
Oraya dokunmak da yasak…
Ziya Paşa’nın bir sözü vardır.
Herkes bilir…
“Acemi müneccimler gökte yıldız ararken, gaflete düşüp önlerindeki kuyuyu görmezler.”
“Bizim avcı”, “bölgesel lider” ve “küresel aktör” nidalarıyla ava çıkmıştı.
Osmanlı günlerine dönmeyi hayal ediyordu.
Avlandı…
Bizim dilimizde, avlanmak için ava gidip de avlananlara, “acemi avcı” denir.
“Acemi avcı” bir başbakanımız var…
******
Sevgili okurlarım, farkındasınız, olağanüstü günlerden geçiyoruz.
Cumhuriyet döneminin en karanlık günlerini yaşıyoruz.
Maalesef toplumumuz duyarlı değil.
Henüz bu bilince ulaşamadık.
Kendimizi “gelişmiş ve uygar toplum” kabul ediyoruz, ama değiliz.
“Gelişmiş ve uygar toplum” demek, herkesin cep telefonu kullanması demek değildir.
Son model arabalara binmesi, lüks evlerde oturması da değildir…
Kravat takması, takım elbise giymesi de…
“Gelişmiş ve uygar toplumlar”, ülkelerine ve devletlerine sahip çıkarlar.
Keyfi yönetimlere, tepki gösterirler.
Haklarını takip ederler.
Uyanık olurlar.
Diri, canlı ve milli olalım!
İş işten geçiyor…
******
Hava sıcak.
Öyle böyle değil.
Pis, lanet bir hava…
Hep böyle devam etmese…
Rahatlasa…
Rahatlasak…

Bu yazı toplam 4014 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim