• BIST 108.164
  • Altın 151,464
  • Dolar 3,6587
  • Euro 4,3309
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 25 °C

Acil, çok acil yapılması gereken

M.Tanzer Ünal

10 gün oldu…

Darbe girişiminden bu yana 10 uzun gün geçti.

Olayları daha sağduyulu değerlendirmenin zamanı geldi.

Lütfen, artık “olup biteni” bir tarafa bırakalım, “geleceğe” bakalım.

Tabii ders çıkararak…

Ülke olarak neler yaşadık, bir daha benzer olayların yaşanmaması için neler yapmalıyız?

Ama gördüğüm kadarıyla bunlar yapılmıyor, hâlâ meydanlara oynanıyor.

15 Temmuz’un ayrıntılarına takılıp kaldık.

Hızla bu kötü günlerin etkisinden kendimizi kurtarmamız, önümüzdeki yılları planlamamız gerekiyor.

Sanırım bu darbe girişimi olayından her kişi, her kesim kendine düşen dersi çıkarmıştır.

O halde “durum tespiti” yapıp, önümüze bakalım.

 

****************************************************

Ne durumdayız?

                                               ********

Durumumuz şu:

Olayların merkezinde “asker” vardı.

Bu nedenle…

*Asker-asker ilişkisi bozuldu.

*Asker-polis ilişkisi bozuldu.

*Asker-siyaset ilişkisi bozuldu.

*Asker-millet ilişkisi bozuldu.

Bu ilişkilerin çok kısa zamanda düzeltilmesi gerekir.

Çünkü kim ne derse desin, son darbe girişimi olayı ne kadar vahim olursa olsun, ülkemizin güvenliğinde en önemli unsur hâlâ askerdir! Türk Silahlı Kuvvetleri’nde huzur acilen sağlanmalıdır.

Asker, askere şüpheyle bakmamalı.

Askerlikte en önemli şey, güvendir.

Ortadan kalkan güven ortamı yeniden kurulamazsa, askerden sağlıklı hizmet beklemek boşunadır.

Belli ki, askeriyedeki güven ortamı yıllar öncesinde kaybedilmiş.

Yaşadığımız darbe girişimi de bu nedenle…

                                               *******

Asker-polis ilişkisi de berbat halde.

Ülkemizin iki seçkin kuruluşu, darbe girişiminden sonra karşı karşıya geldi.

Doğal olarak askere karşı polis kullanıldı, bu da iki silahlı kurumumuzu karşı karşıya getirdi.

Son derece tehlikeli bir durum!

Hemen, acilen bir şeyler yapılmalı.

                                      *********

Asker-siyaset ve asker-millet ilişkilerinin ne kadar hırpalandığını bilmem uzun uzun anlatmama ihtiyaç var mı?

Artık siyaset kesimi de millet de, askerine güvenmiyor.

Askerin itibarı yerle bir oldu…

Darbe girişiminden bu yana 10 gün geçmiş, askeri birliklerin ana girişleri önünde, hâlâ belediyelerin iş makineleri nöbette.

Yine…

Darbe girişimine rağmen Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, hâlâ görevde.

Siyaset ve millet, askerle barışmalı, bir yolu bulunup barıştırılmalı.

 

 

Neden önemli, neden acil?

                                      *********

Sevgili okurlarım, şöyle kafanızı toplayın ve düşünün…

Türk Silahlı Kuvvetleri, arka arkaya “iki önemli travma” atlattı.

Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla başlatılan travma…

Ve 15 Temmuz darbe girişimi travması…

İki travmanın arasında 8 yıl var.

Her ikisi de, aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik operasyonlardı.

İlk operasyonda, yani Ergenekon ve Balyoz olaylarında, ordumuzun çok iyi yetişmiş yüzlerce subayı, generali ve amirali devre dışı bırakıldı mı?

Bırakıldı…

Son 15 Temmuz darbe girişimi sonrası, yine yüzlerce subay, general ve amiralin orduyla ilişkisi kesildi mi?

Kesildi…

Gözaltına alındılar, tutuklandılar…

Bu iki operasyonla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kaç subayının, kaç general ve amiralinin devre dışı bırakıldığını bir düşünün.

Karar verme ve yönetme noktasında bulunanların neredeyse yarısı gitti!

Böyle bir ordu, Türkiye’nin güvenliğini sağlayabilir mi?

Böyle bir ordu, coğrafyamızdaki sorunlarla baş edebilir mi?

 

 

Bu operasyonlar dış mihraklı mı?

                                      *******

Hiç şüpheniz olmasın.

Amaçları, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni iyice zayıflatmak!

Peki, zayıflatacaklar da ne olacak?

Türkiye…

*İçeride, PKK ve IŞİD ile yeteri kadar mücadele edemez hale gelecek.

*Dışarıda, Suriye’nin kuzeyinde “Kürt Bölgesi” oluşturulmasını engelleyemeyecek.

Sonra?

Sonra, emperyalist ülkeler, Türkiye ve coğrafyamız ile ilgili planlarını rahatça gerçekleştirecekler.

İnanın olayların perde arkasındaki gerçek bu!

İlk bakışta, “Türk Silahlı Kuvvetleri darbe girişiminde bulundu” gibi görünüyor, ama esas Türk Silahlı Kuvvetleri’ne darbe yaptılar.

Ergenekon ve Balyoz operasyonundan sonra, bir de 15 Temmuz darbesi!

Ordumuzu perişan ettiler!

 

 

Bu tehlikeyi görelim

                                      ********

“Acil, çok acil” dememin nedeni bu!

Oyununu bozalım.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yeniden derleyip toplamamız lazım!

Bunun için de askerin askerle, askerin polisle, askerin siyasetle, askerin milletle barışmasını sağlamalıyız.

Hem de zaman kaybetmeden…

Eğer bunu yapmazsak…

Eğer hâlâ demokrasiyi kurtardık diye sokak ve meydanlarda boş boş dolaşmaya devam edersek…

Söylemeye dilim varmıyor, önce ekonomik kriz, sonra iç savaşla karşı karşıya kalırız.

Acilen, çok acilen kendimize çeki düzen vermeliyiz!

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

12 Eylül 1980 darbesi anıları: 2

Ertuğrul Ünlüer’in mikrofonlu fotoğrafını neden kullanamadık?

                                               **********

İhtilal sabahı, Kolordu Karargâhı’ndan ayrılmadan önce, tüm gazete çalışanları için “dışarı çıkış izin belgelerini” aldım.

Eve döndüm, merak içindeki eşime ayaküstü durumu anlattım, gazetenin yolunu tuttum.

Gün yeni ağarıyordu.

Askeri birlikler köşe başını tutmuş, sokağa çıkma yasağına uymayanlara müdahale ediyorlardı.

Eski vilayet binası yakınındaki gazete binasına gidinceye kadar belki 20-25 görevliye izin kâğıdımı göstermek zorunda kaldım.

Geçici gözaltına alınacak kişiler bir bir evlerinden toplanıyor, merkeze götürülüyordu.

Belediye başkanları…

Sendikacılar…

Parti yöneticileri…

Aşırı sağ ve soldaki terör örgütü mensupları…

O sabah, şimdiki Belsa Plaza’nın yerinde bulunan eski balık pazarının önünü görmeliydiniz.

Kamyonlar dolusu palamut ve lüfer…

“Biz şimdi bu balıkları ne yapacağız” diye çevredeki askerlere dert yanıyorlardı.

                                               ********

İki saat içerisinde tüm çalışanlar gazetede bir araya geldik.

Sansürle ilgili kuralları anlattım.

Askeri bildiriler eksiksiz ve en görülür şekilde yayınlanacaktı.

İhtilal aleyhine herhangi bir davranış, haber yapılmayacaktı.

Baskıdan önce, sayfaların provaları Kolordu’ya götürülecek, yetkili subay kontrol edip imzaladıktan sonra, gazete basılıp dağıtılabilecekti.

Gazetecilikte “askerlik” olur mu?

1980’in şartları içinde “gazetecilikte askerlik” başlamıştı.

Her gün “askeri kurallar içinde” gazeteyi hazırlıyor, akşam saatlerinde kontrol ve onay için Kolordu’ya götürüyordum.

Kontrol ve onay işleminin, ilgili subayın başka işleri nedeniyle iki üç saati bulduğu oluyordu.

Bu arada, daha ilk gün, Kandıra Belediye Başkanı Turan Sarı hariç tüm belediye başkanları görevlerinden alınmış, yerlerine emekli subaylar atanmıştı.                               

Turan Sarı da bir süre sonra kendi isteğiyle belediye başkanlığından ayrıldı.

Diğer belediyelerin asker kökenli başkanları da bir süre sonra yerlerini sivillere bıraktı.

İzmit Belediye Başkanlığı’na, eski Kocaeli Valisi Ertuğrul Ünlüer’in getirilmesi düşünülüyordu.

Biz de bunu haber yapmıştık.

İşte bu haberin yer aldığı gazeteyi onay için Kolordu’ya götürdüğümde, ilgili subay “Gazeteyi bugün komutanım kontrol edecek, sizi konutunda bekliyor” dedi.

Orduevi yanındaki komutanlık konutuna gittim.

Komutan, tek başına akşam yemeğindeydi.

Görevli, “Buyurun size de servis hazırladık” dedi.

Turhan Paşa’ya, tüm gazete çalışanlarının beni beklediğini belirterek, “Önce kontrolü bitirelim, sonra rahat rahat yemeğimizi yiyelim” dedim, zor ikna ettim.

Gazetenin birinci sayfasını yandaki masanın üzerine koydu, eline kırmızı kalemi aldı ve iki fotoğrafın üstüne çarpı işareti yaptı.

Fotoğraflara baktım, bir yanlışlık yoktu, neden çarpı işareti koyduğuna bir anlam veremedim.

Fotoğraflardan biri Ertuğrul Ünlüer’e aitti, diğeri ise bir okul töreni fotoğrafı…

Paşa, benim hayretli bakışlarıma cevap verdi:

“Ertuğrul Ünlüer’in mikrofonsuz fotoğrafını kullanın, mikrofon politikacıyı çağrıştırıyor… Okul töreni fotoğrafında ise Türk bayrağı görünmüyor, Türk bayrağı görünsün!”

Gazeteye döndüm, mikrofonsuz bir Ertuğrul Ünlüer fotoğrafı ve bayraklı bir okul töreni fotoğrafı bulduk, gazeteyi öyle çıkardık.

 

 

 

Bu yazı toplam 2769 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Türk milletı
25 Temmuz 2016 Pazartesi 01:36
01:36
Eeeee sonuç
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim