• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 18 °C

Adalet artık hakka göre değil, keyfe göre dağıtılıyor

M.Tanzer Ünal

Ülkemizde böyle bir uygulamaya şimdiye kadar tanık olmadık.

Böyle bir uygulamaya hiçbir uygar ülke de tanık olmadı.

Görülmüş duyulmuş değil.

Sadece diktatörlük rejimlerinde rastlanabilen bir olay!

Olayı biliyorsunuz…

İstanbul’da bir Asliye Ceza Mahkemesi, aralarında bazı polis şefleri ve STV Genel Koordinatörü Hidayet Karaca’nın da bulunduğu 62 kişinin tahliyesine karar veriyor.

Karar doğrudur yanlıştır, hukuka uygundur değildir, bunu tartışacak değilim.

Ancak şu kadarını belirteyim, konuştuğum hukukçu dostlarımın tamamına yakını verilen kararın “hukuka ve yasalara uygun” olduğunu söylediler.

Mahkeme tahliye kararı verince, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve bakanlar telaşlanıyor.

Mitingde olanlar miting alanından, diğerleri basın toplantılarıyla ver yansına başlıyorlar.

“Yargıda darbe yapmaya kalktılar, engelledik…”

AKP’nin hoşuna gitmeyen her hareket, her karar “darbe” oldu ya, bu da öyle bir “darbe”!

Eskiden hırsızlığın adı “darbe” idi, şimdi tahliye kararları da “darbe” oldu.

İktidarın hoşlanmadığı kişiler, iktidarın haberi olmadan nasıl tahliye edilir?

Yatsınlar içeride!

Hemen gerekli kişilere talimatlar veriliyor ve “kriz masası” oluşturuluyor.

Ne yapılıp ne edilip bu tahliyeler önlenecektir.

Talimat böyledir.

Ve Türkiye’de ilk defa savcılık mahkeme kararını uygulamıyor ve geri iade ediyor.

Arkasından bir açıklama…

Sulh Ceza Hâkimi, Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının “yok hükmünde” olduğunu açıklıyor.

İyi de Sulh Ceza Hâkimliği bu davanın bir üst mahkemesi değil ki!

Böylece ülkemizde bir üst merci durumundaki mahkemenin verdiği karar, mahkeme dahi olmayan hâkimlik tarafından “yok” kabul edilebiliyor.

Şu “hukuk garabeti” ne bakar mısınız?

Uzun zamandır siyasetin oyuncağı haline getirilen yargının düşürüldüğü duruma bakar mısınız?

Hâkim ve savcıların genel imajlarının bu olayla ne duruma getirildiğini düşünebiliyor musunuz?

Mahkeme karar veriyor, uygulayan yok!

Üstüne üstlük tahliye kararını veren hâkimler, bu karar hükümet tarafından beğenilmediği için, talimatla alelacele toplanan HSYK tarafından açığa alınıyorlar.

Hani, yargı bağımsızdı?

Hani, adalet mülkün (devletin) temeliydi?

Demek devleti devlet yapan temel unsur artık ortada yok!

Hâkim ve savcılar, bu iktidar döneminde “şamar oğlanı” na döndüler.

İktidarın istediği kararları veren hâkim ve savcılar el üstünde tutuluyor, hakkaniyetle adalet dağıtan hâkim ve savcılara ise zulmediliyor.

Anında görevden alıyorlar, “paralel” yaftası takarak itibarsızlaştırıyorlar, çoluk çocuklarını perişan ediyorlar.

Bu yıllardır böyle!

Hatırlayın “Deniz Feneri” olayını!

Olayı soruşturan savcıları meslekten attılar, üstelik yargıladılar.

Neden, olaya adı karışanların hepsi hükümete yakın isimlerdi.

Uzağa gitmeyin, gelin bu tarafa…

17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olaylarını soruşturan, karar veren hâkim ve savcıların, emniyet görevlilerinin sonunu da biliyorsunuz.

Hepsi görevden alındı, hepsi hakkında soruşturma başlatıldı, bazıları tutuklandı.

Neden?

Bu yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları iktidarın en tepesindekilere dayandığı için!

Demek neymiş?

Bu ülkede “haklı” nın değil, “güçlü” nün adaleti varmış.

Yönetilenler, fakir fukara garibanlar yolsuzluk yaparsa zindanda; yönetenler, egemenler yolsuzluk yaparsa köşklerde, saraylarda!

İşte Türkiye’de adaletin getirildiği nokta!

Yargı artık “tepe”den verilen emir ve talimatlarla çalışıyor.

Tutukla, tutukla…

Serbest bırak, bırak…

Böyle yargı olur mu?

Böyle devlet yönetilir mi?

Bu duruma düşürülen yargıdan “adaletli kararlar” çıkar mı?

Türkiye’nin getirildiği şu hale bakın!

Yargı, yargıya düşman!

Polis, polise düşman!

Toplumdaki bütün meslek gruplarında ayrışma var.

AKP, herkese damga vurdu.

Benden olanlar…

Benden olmayanlar…

Çok tehlikeli bir oyun başlatıldı, inatla sürdürülüyor.

 

Adalet ölünce…

Çok bilinen bir fıkradır, mutlaka bir iki defa da okumuşsunuzdur, bir kez daha okuyun, tam bu yazıma uygun!

Birkaç yüzyıl önce İngiltere’de bir uygulama var. Ünlü bir lord ölünce ahalinin haberi olsun diye Londra’daki büyük kilisenin çanları bir kez, bir devlet yöneticisi öldüğünde iki kez çalınıyor.
Kral veya kraliçe öldüğü zaman çanlar üç kez çalınıyor ve herkes ölüm haberlerini bu yolla alıyor.
Bir gün İngiliz mahkemesi yasalara tümüyle aykırı bir karar veriyor…
O gün kilisenin çanları tarihte görülmemiş bir biçimde tam dört kez üst üste çalıyor. Böyle bir uygulama o güne kadar hiç olmamış.
Ahali merak içinde, herkes birbirine soruyor. Bilge Rahip’e heyetler gönderiliyor:
- “Ölen kim? Kral bile ölünce üç kez çalınan çanlar bugün niye dört kez çalındı? Yoksa kraldan daha önemli biri var da o mu öldü?”
Bilge Rahip yanıt veriyor:
“Mahkeme bugün verdiği kararla ülkemizde adaleti öldürdü. Çanları o yüzden, adalet öldü diye dört kez çalmak zorunda kaldık. Adaletin ölmesi kralın ölmesinden çok daha vahimdir. Kral ölünce yerine yenisi seçilir, ama adalet ölünce yapacak bir şey yoktur.”      

***

Türkiye’de de adalet öldü.

Allah sonumuzu hayır etsin!

Bu yazı toplam 1007 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
gercekci
29 Nisan 2015 Çarşamba 21:16
21:16
cumartesi gecesi saat 02 de alınan karar dogru iptal kararı yanlıs mıs.
hangi ulkede boyle tatil gecesi karar cıkıyor acaba. gunduzlere ne olmus
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim