• BIST 89.371
  • Altın 146,677
  • Dolar 3,6426
  • Euro 3,9175
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 19 °C

Adı konmamış “Dünya Savaşı” yaşıyoruz

M.Tanzer Ünal

Önceki sabah Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürdüğü haberi duyulunca, herkesin ağzı yüreğine geldi.

“Ne o, Türkiye savaşa mı giriyor?” veya “Ne o, 3.Dünya Savaşı mı çıkıyor?” diye herkes birbirine sormaya başladı.

Öncelikle herkesin kafasındaki sorulara cevap vereyim.

Türkiye, zaten savaşta…

Dünya, yıllardır adı konmamış bir “Dünya Savaşı” yaşıyor.

***

İki gündür Rus savaş uçağının düşürülmesi olayını yakından izlemeye çalışırken, dünyada olup bitenler bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Kendi kendime, “Bu olayı da bütünün küçük bir parçası olarak görmek gerekir” diye düşündüm.

“Yöneten ülkeler” ile “yönetilen ülkeler” arasında yıllardır yaşanan kavganın küçük bir parçası…

İster kabul edelim ister etmeyelim, dünyada “yöneten ülkeler” var, “yönetilen ülkeler” var.

Başka adlar da verebiliriz…

Paylaşan ülkeler… Paylaşılan ülkeler…

Sömüren ülkeler… Sömürülen ülkeler…

Dünyada savaşlar durup dururken çıkmamıştır.

Savaş, güçler arasında bir “paylaşım” kavgasıdır.

Mazlum insanlar ölür, mazlum toplumlar kaybeder, egemen güçler hep kazanır.

Kural budur.

                                                              

 

Şu Suriye’nin haline bir bakar mısınız?

Suriye’ye bir bakın!

Ne oldu da Suriye bu hale geldi?

Dört beş kez gittim bu ülkeye…

Tamam, geri kalmış bir ülkeydi…

Tamam, insan hakları yönünden ileri düzeyde değildi…

Ama huzurluydu.

Kendi dünyasında mutluydu.

Ne oldu şimdi?

Şimdi daha mı iyi?

Yüz binlerce Suriyeli öldü veya yaralandı.

Milyonlarca kişi ülkesinden göç etmek zorunda kaldı.

Açlık, sefalet diz boyu.

Kim bu durumun sorumlusu?

Beşar Esad mı, yoksa Ortadoğu’yu paylaşmak isteyen emperyalist devletler ve taşeronları mı?

ABD’nin, Rusya’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin, Kanada’nın, Suudi Arabistan’ın, Katar’ın, Ürdün’ün, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ne işi var Suriye’de?

PYD, IŞİD ve diğer terör örgütleri neden orada?

Emperyalist güçlerin bölge ile ilgili emellerine alet olmak Türkiye’ye yakışıyor mu hiç?

O güzelim ülke, bugün “çakallar” ın elinde paramparça!

Neymiş?

Demokrasi gelecekmiş…

Emperyalist devletlerin müdahale ettiği hangi ülkeye demokrasi geldi, hangi ülkeye huzur geldi, bana söyler misiniz?

Irak’a mı, Mısır’a mı, Libya’ya mı?

Hangisine?

 

 

Bugünü anlamak için geçmişi iyi bilmeliyiz

Batı, yüzyıllar boyunca “sınıf ve mezhep savaşları” yaşamış.

Geride bıraktığımız yüzyılda ise savaşlar “paylaşım savaşı” na dönüşmüş.

Dünya nimetlerinden daha fazla pay alma savaşı…

“İç savaşlar” yaşanmış…

“Sivil savaşlar” ve “devletlerarası savaşlar”…

Elimde bir araştırma var.

Cornell Üniversitesi’nden Milton Leitenberg’in bir araştırması…

Çatışma ve savaşlarda ölenlerin sayısını yaklaşık rakamlarla tespit etmiş.

*1.Dünya Savaşı: 13-15 milyon kişi.

*1918-1922 Rus İç Savaşı: 12. 5 milyon kişi.

*1909-1916 Meksika İç Savaşı: 1 milyon kişi.

*1936-1939 İspanya İç Savaşı: 600 bin kişi.

*1914 öncesi çeşitli sömürge müdahalelerinde: 1. 5 milyon kişi.

*2.Dünya Savaşı: 65-75 milyon kişi.

*1945-2000 yılları arasındaki çeşitli çatışma ve savaşlarda: 41 milyon kişi.

Bu araştırma, yüzyıl boyunca devam eden çatışma ve savaşlarda 135-148 milyon arasında insanın öldüğünü ortaya koyuyor.

Bu rakamı 1900 yılındaki dünya nüfusuyla orantılarsak, dünya nüfusunun yüzde 10’u ediyor.    

 

 

Batı, 2.Dünya Savaşı’ndan sonra kendi aralarında savaşmayı bıraktı

Batı, 1939-1945 yılları arasında yaşanan 2.Dünya Savaşı’ndan (2.Paylaşım Savaşı) sonra kendi aralarında savaşmayı bıraktı.

Strateji değişikliğine gitti.

Kendi kaynaklarını kendilerine bırakıp,“başkalarının kaynaklarını paylaşmaya” karar verdiler.

Bu nedenle, 1945 yılından sonra “savaş coğrafyası” nı değiştirdiler.

Ortadoğu, Afrika, Uzakdoğu ve Latin Amerika; yeni “savaş alanları” olarak belirlendi.

Yaklaşık 70 ülke…

İşte 1945-2000 yılları arasında ölen 41 milyon insanın tamamına yakını bu coğrafyaların insanları.

Diyeceksiniz ki, “Ya Bosna Savaşı’nda ölenler?”

Sadece Bosna Savaşı’nda ölenler istisna…

Bosna’da 1992-1995 yılları arasında yaşanan, Batı’nın planladığı bir “soykırım” savaşıydı ve 312 bin soydaşımız ve dindaşımız öldürüldü.

 

 

Adı konmamış “Dünya Savaşı” devam ediyor

Bence, 2.Dünya Savaşı 1945 yılında sona ermedi.

Devam ediyor…

Biraz önce adlarını verdiğim coğrafyada “paylaşım” sürüyor.

Siz, dünyanın “savaşsız bir yıl” geçirdiğine hiç tanık oldunuz mu?

Şöyle geriye bir bakın, Dünya Savaşı’nın daha geniş bir alanda, tamamen “3.Dünya ülkeleri” içinde veya arasında, devam ettiğini görürsünüz.

Egemen Batı’nın başlatıp devam ettirdiği savaşlar bunlar…

Savaşı çıkaran Batı; savaşanlar, savaşta ölenler sömürülen ülkelerin zavallı insanları!

Eğer yaşadıklarımıza “2.Dünya Savaşı’nın devamı” demiyorsanız, yaşadıklarımız bal gibi “3.Dünya Savaşı”…

1945-2000 yılları arasında 41 milyon kişi ölmüş.

Son 15 yılda ölenlerle ilgili sağlıklı bilgi olmadığı için yazmadım.

Tahmini bir rakam eklersek, ölenlerin sayısı 50 milyonu geçer.

 

 

Birleşmiş Milletler, ne iş yapar?

Biliyorsunuz, Birleşmiş Milletler, 2.Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra “dünya barışını ve huzurunu korumak amacıyla” kurulmuştu.

Misyonu tarif edilirken, “Birleşmiş Milletler; adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği, uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluştur” denmişti.

Peki, Birleşmiş Milletler bu misyonuna uygun hareket edebiliyor mu?

Nerdeee!

Birleşmiş Milletler kurulduğundan bu yana tek bir yıl dahi “savaşsız” geçmedi.

Hesap edin, 20.Yüzyıldaki savaşlarda ölenlerin üçte birinin Birleşmiş Milletler kurulduktan sonraki savaşlarda öldüğünü görürsünüz.

Güya Birleşmiş Milletler, ülkeler arasında meydana gelebilecek anlaşmazlıkları ortadan kaldıracaktı.

Sonradan anlaşıldı ki, Birleşmiş Milletler, sadece “egemen güçlerin güvenliklerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için” kurulmuş!

Önemli olan kendileri…

Başka devletlerin savaşmaları, insanlarının ölmesi, hiç mi hiç önemli değil!

NATO da öyle değil mi?

Bu iki kurum, emperyalist ülkelerin “melek” görüntüsü altındaki “şeytanları”!

Eğer bugün ABD, İngiltere, Fransa, Almanya; direkt veya “yerel diktatörler” aracılığıyla savaş çıkarıyorlar, katliam yapıyorlarsa; bu uygulamalarının bir tarafında BM ve NATO da vardır.

Bundan hiç kuşkunuz olmasın!

Bunu böyle bilin!

 

 

Özetlersek…

Kısaca “Batı” olarak adlandırdığımız emperyalist ülkeler, 2.Dünya Savaşı’ndan sonra, kendi kaynaklarını paylaşmak için savaşmayı bıraktılar, “3.Dünya Ülkeleri”nin kaynaklarını paylaşmak için bu ülkeleri birbirine kırdırmaya başladılar.

Bugün Ortadoğu ülkelerinde yaşanan savaşlar, bu oyunun bir parçası.

Ülkemizi yıllardır tehdit eden PKK terör belası da, yine Batı’nın bir oyunu.

Defalarca yazdım, bir kez daha yazayım…

PKK bir etnik kesimin silahlı gücü değil, ABD’nin bölgedeki silahlı örgütüdür.

Emri ABD’den alır.

Ortada görünenlerin hepsi piyondur.

Sadece PKK mı?

Ne kadar etnik ve dinci silahlı örgüt varsa, bunları kurdurup besleyen de yine emperyalist devletlerdir.

PYD’si, El Kaide’si, IŞİD’i, El Nusra’sı…

Bunların görevi, belirli bir sistem dahilinde arzu edilen bölgelerde karışıklık ve savaş çıkarmaktır.

Karışıklık ve savaş çıksın ki, emperyalist devletlerin müdahalelerine “gerekçe” olsun!

***

Özetin özeti…

Suriye’de yaşananları “mikro” değil de “makro” açıdan değerlendirmekte yarar var.

Dünyada “paylaşım savaşı” devam ediyor…

Bu yazı toplam 1210 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
cenk
26 Kasım 2015 Perşembe 13:45
13:45
Syn.Tanzer Bey,
Valla tebrik ediyorum azizim sizi...Bugün Türyedeki ve dünyadaki
teröröün ardında RTE vardır diyenerin ortalıkta boy gösterdiği bir zamanda siz
batı ve emperyalist ülkeler vardır diyorsunuz...
Bu çok ama çok önemli bir gelişme...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim