• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 30 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 30 °C

Afyonkarahisar izlenimleri (1)

M.Tanzer Ünal

Zafer Müzesi’nin acınacak hali…

Birkaç gündür eşimle birlikte Afyonkarahisar’dayız.

Yoğun çalışmayla geçen kış günleri…

Arkasından asap bozucu seçim süreci…

Kendimizi şifalı sulara attık.

Bizimkisi de güya tatil!

Okumaya, haber bültenlerini dinlemeye, gündemi takip etmeye, yazmaya devam.

Günde iki kez de termal kürü…

***

Afyonkarahisar, bana yabancı olmayan bir kent.

Baba memleketi Yalvaç-Isparta’ya komşu...

Tatillerde Antalya’ya giderken zorunlu uğrak yerim…

Buradaki sosyal ve ekonomik gelişmeleri izlemeye çalışırım.

Bildiklerimi, gördüklerimi ve duyduklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

 

10 yıl önceye kadar “Afyon” idi, şimdi “Afyonkarahisar”…

Uzun, çift isimli vilayetlerimiz var.

Kahramanmaraş…

Şanlıurfa…

Ve Afyonkarahisar…

Maraş ve Urfa’nın başına “Kahraman” ve “Şanlı” kelimelerinin eklenmesini anladık da, Afyon’un sonuna “Karahisar” neden eklendi diyeceksiniz…

Anlatayım…

Afyonkarahisar, “Afyon” ve “Karahisar” kelimelerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiş bir kelime.

“Afyon”, 2300 yıldır bölgede üretilen bitkinin ismi…

“Karahisar” ise şehrin göbeğindeki tarihi kale…

Şehrin eski ismi “Akroenos” muş.

Selçuklular, uzun ve kanlı geçen bir kuşatmadan sonra burayı ele geçirmişler.

Hisar, “kuşatma” anlamına gelir.

Savaş kanlı ve acılı geçtiği için kuşatmanın yapıldığı yere “Karahisar” adını vermişler.

Ve kara taşlarla kale yapmışlar…

16.Yüzyıl’dan itibaren bölgede “afyon bitkisi” yetiştirilmeye başlanmış.

Bu nedenle başına bir de “Afyon” kelimesi eklenmiş. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında da vilayet hep “Afyonkarahisar” olarak anılmış.

“Nutuk”un 34 ayrı yerinde şehirden “Afyonkarahisar” diye söz edilir.

Atatürk de konuşmalarında “Afyonkarahisar” ifadesini kullanmış.

“Afyonkarahisarlılar son büyük zaferin kilidi oldu, esası oldu. Afyonkarahisar’ın tarihi savaşımızda unutulmaz parlak bir sayfası vardır.”

***

Tarihte hep “Afyonkarahisar” olarak anılsa da, vilayetin resmi ismi “Afyon” kalmış.

Hatta zaman içinde uzun ve söylenme zorluğundan “Karahisar” ismi kullanılmaz olmuş, herkes kısaca “Afyon” demeye başlamış.

İyi de, “Afyon” da makbul ve itibarlı bir kelime değil.

“Afyon” dendiği zaman “haşhaş”, haşhaş dendiği zaman da “uyuşturucu” akla geliyor…

Kentte oturanlar ve kenti yönetenler, zaman içinde böyle bir algıdan rahatsız olmaya başlamışlar.

“Afyon=uyuşturucu merkezi” algısının değiştirilmesi için düğmeye basılmış.

Ne yapalım?

Madem kent tarihte “Afyonkarahisar” olarak biliniyor, resmi adı da “Afyonkarahisar” olsun!

7 Ocak 2005 tarihinde çıkarılan yasa ile “Afyon”un ismi “Afyonkarahisar” olarak değiştirilmiş.

10 yıldır artık “Afyonkarahisar”ımız var!

 

Tarihi şehrin acınacak haldeki müzesi…

Afyonkarahisar’ın, cumhuriyet tarihi içindeki önemi büyüktür.

Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına temel teşkil eden “Başkomutanlık Meydan Muhaberesi”nin başlatıldığı yerdir.

Atatürk, 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’den başlattığı Büyük Taarruz Harekâtı sonunda 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar’ı Yunan işgalinden kurtarmıştır.

Ve böylece işgal kuvvetleri için “sonun başlangıcı” başlamış, 9 Eylül 1922’de düşman İzmir’de denize dökülmüştür.

Afyonkarahisar’ın Kurtuluş Savaşı’ndaki önemi bu kadar büyüktür.

***

Afyonkarahisar’ın merkezinde bir “Zafer Anıtı” var.

Anıtın tam karşısında da taş bir bina…

Binanın alnında “ZAFER MÜZESİ” yazılı…

Afyonkarahisar’ın Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra…

Yani 27 Ağustos 1922 tarihinde…

Atatürk, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü; Kocatepe’den şehre indiklerinde bu binada konaklayıp çalışmışlar.

Bu bina, o tarihten itibaren “Başkomutan, Genel Kurmay Başkanlığı ve Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı” ilan edilmiş.

30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin planlaması bu binada yapılmış, taarruz emri bu binadan verilmiş.

Böylesine önemli bir bina!

 

Müzeye girdiğimizde karşılaştığımız manzara

Önceki günü, yani pazar gününü Afyonkarahisar merkezini gezerek değerlendirdik.

Saat 11.00…

Programımızın ilk sırasında, Zafer Müzesi’ni ziyaret var.

Taş merdivenlerden yukarı çıkarak binaya girdik, sol tarafta bir masa, masada iki kişi…

İkisi de tıraşsız…

Hayatlarından bezmiş haldeler…

Görüntüleri böyle.

Kahvehane laubaliği içindeler.

Kötü bir karton üstünde giriş ücreti yazılı:

Yetişkinler, 1. 5 Lira…

Öğrenciler, 1 lira…

Allah Allah, bu ücrete müze girişi mi kaldı!

Üç lirayı masanın üstüne bıraktım, bekledim ki, makbuz kesilsin.

Hiç oralı değiller, sohbete devam ediyorlar…

Bu arada 7-8 kişilik bir grup daha geldi, onlar da ödemelerini yaptılar, onlara da makbuz yok.

Bir taraftan odalara girip çıkıyorum, diğer taraftan o iki müze görevlisini izliyorum.

Bizden sonra gelen ziyaretçilere de hiç makbuz kesmediler.

Bu işte bir gariplik var, ama dur bakalım!

Ben hayatımda böyle müze yönetimi görmedim.

Görevlilerin oturduğu masanın üstündeki küçük bir broşür gözüme çarptı.

Aldım, şöyle bir karıştırdım, gördüm ki, bu müze Kültür Bakanlığı’na değil Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı.

“Başkomutanlık Tarihi Milli Parkı” düzenlemişler, bu düzenleme çerçevesinde ZAFER MÜZESİ’ni de Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlayıvermişler.

Rezaletin daniskası!

Memleketin “tarih”i ve “kültür”ü ormancılara emanet!

Müzede sergilenenler çok değerli…

Kocatepe’den…

Büyük Taarruz Harekâtı’ndan…

Atatürk ve silah arkadaşlarının çalışma odaları aynen duruyor.

Görevlileri gözüm tutmadı ya, basit bir soru sorarak yoklamak istedim.

Aldığım cevap ilginç:

“Biz bir şey bilmiyoruz, ne görüyorsanız o!”

O sırada biri dışarı çıktı.

Diğerine, “Giriş ücretlerine makbuz kesmeyecek misiniz?” diye sordum.

Telaşlandı…

“Kesmez olur muyuz abi” dedi, çekmecelerden makbuz aramaya başladı, “Makbuz kalmamış, yarın söyleyeyim de bastırsınlar” şeklinde cevap verdi.

Üstüne üstüne gitmeye devam ettim:

“Siz müzecilik eğitimi mi aldınız?”

“Ne müzecilik eğitimi abi…”

“Eğitiminiz ne? Hangi okulu bitirdiniz?”

“Ben ilkokul mezunuyum…”    

“İlkokul mezunusunuz ve müzede görevlisiniz…”

“Abi ben belediyede işçi olarak çalışıyordum, bizim belediyeyi kapattılar, beni de buraya verdiler…”

Başka soru sormadım.

O garibanın ne suçu var?

Esas suç, bir müzenin işletmesini Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na verende!

Esas suç, bir ilkokul mezununu “müze sorumlusu” yapanda!

Esas suç, böylesine bir rezilliği şimdiye kadar fark etmeyen kent yöneticilerinde!

***

Sevgili okurlarım, Afyonkarahisar izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

za1-001.jpg

za2-001.jpg

Bu yazı toplam 1613 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim