• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 5 °C

“Ah 28 Şubat vah 28 Şubat” bitti, şimdi “ah cemaat vah cemaat”te…

M.Tanzer Ünal

 

                                                        

28 Şubat…

Biliyorsunuz, 28 Şubat’ın Türk siyasi hayatında önemli bir yeri vardır.

28 Şubat 1997…

Bu tarihte Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan kararlar, kurulduğundan beri AKP’nin “can suyu” idi.

AKP, “28 Şubat”tan beslene beslene bugünlere geldi.

28 Şubat, milli iradeye vurulan darbedir…

28 Şubat şudur, 28 Şubat budur…

 Mağdurları oynadılar, “Ah 28 Şubat vah 28 Şubat!” diyerek ağlaşıp durdular.

                                                                              *********

Dün baktım da, AKP’lilerde “28 Şubat”la ilgili tık yok!

“28 Şubat edebiyatı” nı bırakmışlar…

Şimdi, varsa yoksa “cemaat”!

“Cemaat”ten besleniyorlar…

Yine “mağdurları” oynuyorlar.

Yine “ah-vah” ediyorlar.

                                                                              **********

“Siyaset” ne garip değil mi?

AKP, yıllar boyunca Milli Güvenlik Kurulu’ndan şikâyet edip durdu.

Milli Güvenlik Kurulu’nun, 17 yıl önce 28 Şubat 1997 tarihinde aldığı kararları eleştirdi de eleştirdi…

Şimdi aynı AKP, sıkıntı yaşadığı “cemaat”le ilgili Milli Güvenlik Kurulu’ndan karar çıkartıyor.

Önceki günkü kararın tek cümleyle anlatımı şöyle:

“Ulusal güvenliği tehdit eden yapılanmalar ve faaliyetleri görüşülmüştür…”

AKP’liler, Milli Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat 1997 kararlarına üzülüyorlardı, 27 Şubat 2014 kararlarına ise seviniyorlar.

Neredeyse zil çalıp oynayacaklar…

*“Yaşasın, cemaat aleyhine karar çıktı!”

*“AKP-Ordu el ele verdi, cemaati yok edecek…”

Yaa, işte hayat böyle!

İşine gelmeyince, Türk Silahlı Kuvvetleri kötü…

İşine gelince, bal-şeker…

Dün, Milli Güvenlik Kurulu’nun aldığı bu tür kararlardan rahatsız olanlar, bugün aynı tür karar alınmasından son derece memnunlar.

                                                               *******

Sonra…

AKP’nin çiğnemekten bıkmadığı sakız:

28 Şubat’ta insanlar mağdur edildi, fişlendi, falan filan…

Dön bir de bugüne bak!

Bugün fişlemenin feriştahı yapılıyor.

Mağduriyet mi?

28 Şubat’tan yüz misli daha fazla…

Şu emniyet mensuplarının kışta kıyamette düştükleri duruma bakın!

Kışın göbeğinde 6-7 bin polisin yer değiştirmesi, ne demek?

Polis teşkilatı hallaç pamuğu gibi atıldı.

Yargı, darmadağın…

28 Şubat’ta medyada sansür varmış.

Medyanın bugünkü halini, daha önceki herhangi bir dönemle karşılaştırmak mümkün mü?

                                                                              *******

AKP, kendi haline bakmadan 28 Şubat’ı yargılıyor.

Geçmişte suç olarak nitelediği fiilleri bugün kendisi işliyor…

“Hesabı sorulmaz” diye mi düşünüyor, ne!

 

 

“Bırakın o dershaneleri, bırakın o okulları!”

                                               ********

Korku, insanı saldırgan yapar.

Bir insan sürekli birilerine saldırıyorsa, bilin ki, bir şeylerden korkuyordur.

Başbakan Erdoğan’da uzunca bir süredir bu ruh halini izliyoruz.

Her konuşmasında saldıracağı, tehdit edeceği, bağırıp çağıracağı birilerini buluyor.

Sürekli düşmanı var.

Düşmansız bir dönem geçirmedi.

Ordu, yargı, emniyet…

Sivil toplum kuruluşları, dış güçler…

17 Aralık’tan buyana da en büyük düşmanı cemaat!

“Cemaat”e söylemediğini bırakmadı…

Bir kişiye, bir kuruma söylenebilecek “en olumsuz” sözleri söyledi.

Ama hız kesmiyor, her toplantıda yüklenmeye devam ediyor.

                                                               *********

Önceki gün Burdur’dan esti gürledi.

“Bunların gazeteleri var, okumayın! Dershanelerine, okullarına çocuklarınızı göndermeyin! Bunlara hep birlikte milletçe bir ders vermek gerekiyor…”

İnanılır gibi değil!

Erdoğan, başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz toplumu ayrıştırmaya başladı, bu asli görevine tam gaz devam ediyor.

Ne demek, çocuklarınızı şu okullara gönderin göndermeyin?

Ne demek, şu gazeteyi okuyun okumayın?

Bir başbakanın üstüne düşen görevler mi, bunlar!

İnsanların ekmeğiyle, kurumların gelirleriyle uğraşmak, bir başbakana yakışır mı?

Ne oldu o balkon konuşmaları?

Hani herkesi kucaklayacaktı, toplumun her kesiminin başbakanı olacaktı!

Sonra…

Ortaklıklar, evlilikler gibidir.

Sona erse bile, yaşanan yaşandığıyla kalır.

Nasıl “ticari ortaklıklar” da “kâr ve zarar” paylaşılırsa…

“Siyasi ortaklıklar” da da “sevap ve günah”, “başarı ve başarısızlık” arada pay edilir.

“Yaşadığımız dönemin sevabı benim, günahı senin”, olmaz!  

Şimdi, yıllardır yaşanan ortaklığın günahı cemaatin, sevabı AKP’nin öyle mi?

Erdoğan, böyle hesap görmeye çalışıyor…

Ama böyle bir hesap görme biçimi yoktur.

Hukukta da yoktur, vicdan muhasebesinde de yoktur…

Kaldı ki, o ortaklığın sorumluluğu kendisindeydi.

Millet, ülkeyi yönetmesi için Erdoğan’a yetki verdi, cemaate değil.

Erdoğan yanına ortak aldı, şimdi beni aldattı diye şikâyet ediyor.

Bir şey daha…

17 Aralık skandalı yaşanmasaydı, Başbakan yine de ortağından şikâyet edecek miydi?

Bu millet, kim veya hangi kurum olursa olsun, ülkeyi yönetenlerin pisliklerini ortaya dökenlere teşekkür borçludur.

 

 

AKP’liler şimdi ne yapacaklar? Çocuklarını o okullardan alacaklar mı?

                                               *********

Kafama takıldı…

Erdoğan, “Çocuklarınızı onların dershanelerine, onların okullarına göndermeyin” dedi ya…

Kocaeli’ deki AKP’liler başbakanlarının bu talimatını tutacaklar mı?

Benim bildiğim, AKP yöneticileri de, sıradan AKP üyeleri de çocuklarını çoğunlukla cemaatin dershanelerine ve okullarına gönderiyorlar.

Dershanelerden de, okullardan da son derece memnunlar…

Şimdi ne olacak?

Bir tarafta genel başkanlarının talimat gibi sözleri, diğer tarafta çocuklarının geleceği.

Bana mı soruyorsunuz?

Ben, hiçbir AKP’linin çocuğunu devam ettiği okuldan alacağı görüşünde değilim.

Erdoğan, konuşmaları ve davranışlarıyla kendine gönül bağı ile bağlı olanları da güç durumda bırakıyor.

Benim gördüğüm bu!

   

 

 

Bu yazı toplam 1142 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim