• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 9 °C

Ah! Şu vefasız insanoğlu

Bilgutay Bağdat

Eski Kocaelililer bilirler 60’lı yılların başında Karamürsel’de Amerikan üssü vardı. Bugün Yalova ilinin, Altınova ilçesine bağlı büyük bir askeri eğitim merkezi vardır. İşte orası bahsettiğim Amerikan radar üssü idi. Çok sayıda Amerikalı asker ve ailelerinin olduğu bir alandı. Ve orada birçok Karamürselli de çalışırdı. Bunun yanında Karamürsel’de birçok kişi oranın lojistiğini sağlardı. Hatta onların artıklarını Amerikan bitpazarlarında satar para kazanlarda olurdu.     

Çocuktum, Karamürsel’in dalyan mevkiinde bir Amerikalı aile kaza yapmıştı. Şavrole arabanın kapıları açılmıyordu. Yardıma koşanlar kapıyı açamayınca “-Amerikalıyı çağırın” diye seslendi. Kısa zamanda sarı saçlı mavi gözlü yakışıklı bir Boşnak genci gelmişti, kapıyı büyük bir ustalıkla açtı ve yararlılar arabaya zarar vermeden çıkarıldı. İlk orada tanıdım.

Daha sonra terminalin yanında anahtarcı dükkânında gördüm, etrafa saçtığı ışığı ile dikkat çekiyordu. Amerikan arabalarını tamir ederken gördüm. İşinde gerçekten usta idi. Birçok cemiyette de rast geldim Amerikalıya. Maşallah birçok yere yetişiyordu, hatta onun oturduğu masa üzeri bereketli ve zengin olurdu. Zengin masaya oturan da çok oluyordu.

Bu arada işi geliştirdi. Karamürsel’in ilk sürücü kursunu kurdu. Kursu kurması ile çevresindeki insanlar da iki katına çıktı. Yemeği çok sevmezdi ama yedirmeyi çok severdi. Yedirir içirirdi. Yediren içiren oldun mu sevenin çok olur.

Daha sonra bir okulun yıllarca Okul Aile Birliği Başkanlığını yaptı. O kadar ileri gitti ki bu iş o okul müdürünün isteği üzerine çocuğu okulu bitirmesine rağmen başka bir çocuğun velisi yapılarak Okul Aile Birliği Başkanlığına devam etti. Hiç sesini çıkarmadı, okul müdürü can ciğer arkadaşı idi, her akşam birlikte oturduğu arkadaşıydı. O okula o kadar çok yardımı oldu ki okula gelen her misafiri ağırladı, tabii ki cebinden.

Yıllar geçti, yaş ilerledikçe hastalıklar gece dışarı çıkmayı engellemeye başladı. Amerikalının hayatı değişmeye başladı. Çevre yavaş yavaş yeni kişi arayışlarına girdi. Gün geldi Amerikalı genç olmasına rağmen evden çıkamaz oldu. Derdini anlatamaz oldu.

İşte asıl bundan sonrası çok önemli, para akıttığı dönemde çevresinden ayrılmayanlar şimdi aramaz sormaz oldular. Evinin camlı balkonundan Karamürsel terminaline doğru bakıyor bir kişi kendine doğru baksın ve selam versin diye.

Rahmetli babamla birçok defa karşı karşıya gelmiştir, Amerikalı. Akşam masasını süsleyenler, yemeği içmeyi seven bir tayfa Esnaf Kefalet Kooperatifini eline geçirmek için Amerikalıyı zamanında kullandılar. Gerçeğe bakarsan benim çok kızdığım kişi olması lazım. Ama ben her zaman Amerikalının özünün ne kadar temiz ve saf olduğunu bilen, gören birisiyim. Hiç olayları değerlendirirken ters yönden bakmadım ve her gördüğüm zaman sohbet etmekten hoşlandığım bir insan olmuştur. Hiç masasına da oturmadım. Ama her gündüz karşılaştığımda oturup çay içer sohbet ederdim. Eğer karşımdakini insan olarak değerlendirmesem, insana saygım olmasa değer yargılarım demokratik olmasa ve diğerler gibi anlayış ve düşünceden uzak olsam, benim babama karşı yapılanları farklı algılayan iç dünyamda yargılayan olsam yanına yaklaşmamam lazım.

Benim için önemli olan insandır. Gün içinde kızar akşam vakti düşünür ertesi gün kalbini kazanmaya çalışan bir yapım vardır. Kin ve nefret saman alevi gibi saatler içinde söner ve gider.

Ramazan öncesinde terminalde bulunan börekçide otururken evinin balkonunda Amerikalıyı gördüm. Hala bildiğim tanıdığım saf ve temiz insan, yüreği ile selam verdi. Hemen kalktım yanına gittim, sohbet etmeye çalıştık. Dakika geçmedi önüme miss gibi kokan tatlı bir Boşnak kahvesi geldi. Ablası sağ olsun elcağızı ile pişirdiği kahveyi ikram etti. Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Sordum falan geliyor mu? “- hiç uğramadı” dedi işaretlerle söyledi, üzüldüm. Hatta ablasının söze girerek “-keşke bu küçük dükkânda anahtarcı kalsaydı hep biz bize mutlu kalsaydık” sözü çok anlam içeriyordu.

İnsanoğlunun hep daha fazlasına sahip olma hırsı. İnsanı yiyip bitiren o kahrolası hırs.

Dostlarımız, arkadaşlarımız kendisine yapılan birçok iyiliği ve öz verili davranışları bir an unutur ve vefasızlık yapabilirler. İşte o zaman da “bu kadar vefasız olur mu bir insan”, “vefasız dostmuş”, ya da bütün vefasızları dile getirmek için “vefasız dünya” deriz. Aslında ne dünya vefasızdır, ne eşya, ne de tabiat. Tek vefasız olan sadece insandır. İnsan dışındaki her şey vefalıdır. Vefalı olmak her babayiğidin harcı değildir. Madenin en değerlisi nasıl altınsa, insanın en değerlisi de vefalı olanıdır. İnsan, siyasetçi olabilir, idareci olabilir, makam, mevki, şöhret sahibi olabilir. Ama genellikle vefalı olamaz. İnsanoğlu çıkarları mevzu bahis olunca her şeyi unutabilen, hatta satabilen bir varlıktır. Bu tür insanlardan uzak durmak en güzel olandır.

Beni dinlemek zorunda değilsiniz biliyorum hatta çoğunuz dinelemeyeceksiniz bile biliyorum.  Yine de içimde tutamayacağım ve diyorum ki; Amerikalıyı ziyaret edin.

Karamürsel’de ki herkesin hatta ne kadar Kocaeli’nde eski Anavatan partili varsa istisnasız herkesin Amerikalıya vefa borcu vardır. 

Adımı ne? Amerikalıyı tanımıyorsan kim olduğunu hala anlamadıysan zaten uğramana gerek yok ki! 

Bu yazı toplam 2003 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim