• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 15 °C

Ahiret hayatı (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Ahiret hayatının mahiyeti ve ahiretteki durumlar, duyular ötesi ve gayba ait konular olduğu için, gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerle ve akılla açıklanamaz. Bu konuda tek bilgi kaynağı vahiydir. Kur’an’da ve sahih hadislerde ne haber verilmişse onunla yetinilir. Bunun ötesinde aklî bir yoruma gidilemez. Çünkü ahiretteki durumlar dünyadakine benzemez. Aralarında isim benzerliğinden başka bir benzerlik yoktur. Mesela “İsrâfil sûra üfürecek, insanların amelleri tartılacak, herkesin defteri ortaya çıkacak” denildiği zaman, hatıra dünyada bilinen bir alet, bir terazi, kağıttan yapılmış bir defter gelmemelidir. Bunların gerçek şeklini ve iç yüzünü ancak Allah bilir. Onların varlığına inanılmalı, mahiyetleri konusunda ise yorum yapılmamalıdır. (DİB. İlmihali, C. I, Sh. 119)

 

İslam inancına göre ölüm bir yok oluş değil, yeni bir hayata geçiştir. Ruhlar âleminde başlayan insan hayatı ana rahminden sonra dünya ile devam eder, buradan kabir ve en son olarak da ahiret âlemine kadar uzanır. Bu keyfiyet yaratılıştan ebediyet duygusuna sahip olan insanın ahirete inanmasını gerektirir.

 

Yine insanın boş yere ve gayesiz olarak yaratılmamış olması (Mü’minûn 23/115), dünyada bulunuş nedeninin imtihan için olması (Mülk, 67/2), ahirete iman etmeyi gerekli kılar. Çünkü insan yaratılış gayesine uygun yaşayıp yaşamadığından ahirette hesaba çekilecek ve bu hesabın sonucuna göre muamele görecektir.

 

İlâhî adaletin gerçekleşmesi için ahiret hayatının olması pek tabii bir durumdur. Ne yazık ki, bu dünyada haklı olan her zaman hakkını alamamakta, kötüler işledikleri suçların cezasını tam anlamıyla çekmemekte, bundan dolayı da zulüm ve haksızlıklar bir türlü önlenememektedir. İşte insandaki adalet duygusu, onun ahirete inanmasını kolaylaştırmaktadır. Her mü’min,  mutlak hüküm ve adalet sahibi Allah’ın her haklının hakkını vereceğine, iyileri mükâfatlandırıp kötüleri cezalandıracağına tereddütsüz iman eder.

 

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de;  “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar? Allah gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez” (Câsiye, 45/21-22) buyrularak ilâhî adaletin gerçekleşeceği bildirilmektedir.

 

Akl-ı selim sahibi her insan, bu ve benzeri bilgi, duygu ve düşünceler ışığında ahiret hayatının varlığını ve gerekliliğini kolayca kabul eder.

 

Ahirete imanın fert ve toplum üzerindeki etkileri

Ahiret inancı insana çok şeyler kazandırır. İnsanı imanın kemaline eriştirir, iyiliklere yöneltir, ahlâken yüceltir, ona dünya ve ahiret mutluluğunun kapılarını açar.

 

Ahirete inanmak insanda hesaba çekilme endişesi meydana getirir ve sorumluluk duygusunu artırarak daha iyi bir kul olmaya yöneltir. Mü’min, bu iman sayesinde her işinde doğruluktan ayrılmaz. Kazancını meşru yollardan kazanmaya ve yine meşru yerlere harcamaya çalışır. Kul haklarını gözetir, kimseye haksızlık ve kötülük etmez, başkalarıyla iyi geçinir. İşini sağlam ve zamanında yapar.

 

Ahirete inanan kimseler, bu dünyanın geçici olduğunu, ölümün bir son olmadığını, öldükten sonra tekrar dirilmenin gerçekleşeceğini, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceğini, bütün davranışlarının iyi ya da kötü mutlaka karşılığını göreceğini peşinen kabul ederler.  Zira ahiret yurdunda, bu dünyada herkes yaptıklarının karşılığını eksiksiz görecek, kimseye hiçbir haksızlık yapılmayacaktır. Yüce Allah, bu hakikati şöyle beyan buyurmuştur: “Her kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzal, 99/7-8)

 

Onlar, ahiretteki sonsuz mutluluğun, ancak bu dünyada kazanılacağı bilinciyle hareket ederler, var güçleriyle ebedî ahiret yurdu için yatırım yaparlar. Dolayısıyla ahiret inancı mü’minler için mükemmel bir kontrol sistemidir.  

 

Hayatın yalnız bu dünyadan ibaret olduğuna inananlar ise, nefsanî arzularının, şehevî duygularının ve mal, mülk, mevki, şöhret gibi dünyevî tutkularının esiri olurlar, bu uğurda haksızlık ve zulüm yapmaktan çekinmezler.  Bunlar kendilerinin dünya ve ahiret mutluluklarını tehlikeye atmakla kalmaz diğer insanlara da hayatı zindan ederler. Zira bu gibi insanlardan oluşan bir toplumda huzur ve güvenden eser kalmaz, hayat çekilmez hale gelir. (Devam edecek)

Bu yazı toplam 879 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim