• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 16 °C

Ak Parti’de “Yaşam Tarzı” çıkmazı

Hasan Altınkaya

“Parti görevlisi, görev aldıktan sonra evini, arabasını, yaşam tarzını değiştiriyorsa, o adamı partiye sokmam!”

Bu sözlerin sahibi Başbakan Ahmet Davutoğlu.
Bununla da yetinmeyip, “Eğer şaibeli bir durum varsa bunun hesabını sorar, yollarımızı ayırırız" diyerek çok net bir mesaj verdi herkese.
Tüm partilileri uyardı Başbakan…
“Kibir ve gurura kapılmayacaksınız” dedi.
“Milletin derdiyle dertlenecek, sürekli nabzını tutacaksınız.
Yukarıdan bir dil kullanmayacaksınız.
Kimseden böyle bir şey görmek, duymak istemiyorum.
Diyalog ve uzlaşıyı ön planda tutacak, gerilimden uzak duracaksınız” diye de ekledi.
Bunlar, tam da milletin duymak istediği sözlerdi.
Fakat anlamadığım, bu uyarıların neden yalnızca partinin üst düzeyinde kaldığı…
Niçin il, ilçe teşkilatlarından da duyulmadığı…
Bir kişi çıksın ve desin ki, bizim teşkilatta yaşam tarzını değiştiren hiç kimse yok!
Ne arabasını değiştiren var, ne de evini değiştiren!
Hele millete yukarıdan bakan, hiç yok!
Bir kişi, tek bir kişi böyle bir cümle kurabilir mi?
Kesinlikle hayır.
Tepeden aşağı riyakarlar kol geziyor.
İstisnalar elbette var, ancak çok azınlık…
Sesleri de çıkmıyor.
Gece gündüz, yağmur çamur demeden, evinden, çocuğundan feragat ederek çalışan gönül elçilerini tenzih ederek söylüyorum bunları.
Zaten onlar da olmasa…
Vay partinin haline!
Zaman zaman hepimiz görüyoruz partidekileri…
Yürüyüşlerine bir bakın.
Nasıl bir ego, nasıl bir kibir…
Nasıl sahte gülüşler…
Mütevazi görünümlerinin altında yatan esas özellikleri yüksek ego ve kibir.
Üst baş, kullanılan islami söylemler…
Nasıl riya kokuyor belli değil!
Bir de milleti salak yerine koymaları yok mu?
Nasılsa yutar herkes, biraz yüzlerine güldük mü, az sırtlarını sıvazladık mı tamamdır.
Ne yazık ki herkesin gördüğü bu gerçek, yıllardır böyle gelmiş böyle gidiyor.
Son ana kadar bu insanlar yüzünden oy vermemeyi düşünen seçmen, yine Erdoğan’ın hatırına oyunu veriyor.
Herkes oynanan bu tiyatronun bir parçası olabilmek için adeta yırtınıyor.
Kimseyi tanıyamıyorsunuz.
Kimi belediye başkanlığına gözünü dikiyor, kimi ilçe başkanlığına…
Kimi meclis üyesi olabilmek için, kimi de ilçe yöneticisi olabilmek için her yaptığını mübah sayıyor.
“Aman kuralına göre oynayayım.”
“Çok sivrilmeyeyim.”
“Kimseyi eleştirmeyeyim.”
“Yanlış mı var, banane…”
“Yoksa beni bir yerlere getirmezler..”
“Çalıyorlar mı, aman gözünü kapat…”
Entrika desen bini bir para.
Yüzüne gülen kişinin yarın arkandan neler yapacağını hiç kestiremiyorsun.
Hak ve hukuktan bahsederek milletten oy almaya çalışanlar, doğruyu söyleyen, gerçekten Allah rızası için bir şeyler yapamaya çalışanları yanında istemiyor.
Dünyaya bak…
Ne kadar “boş-beleş” insan var, hepsi bir yerlere getirilmeye çalışılıyor.
Peygamberimizin ismini ağzından düşürmez, ama aynı peygamberin “İşi liyakat sahibine teslim edin” hadisini hiç duymamış gibi davranır.
İşine geldiği kadardır dini değerler.
İşine gelmediğinde uydurur hemen kılıfını.
Kul hakkı yer, onun da bahanesi hazırdır.
“Biri yiyecekti, bari müslüman adam yesin.
Hem biz camiye yardım yapıyoruz, umreye gidiyoruz filan…”
Böyle uyduruk uyduruk şeyler…
Değer yargılarının iyice içi boşaltılmış durumda.
Kimse samimiyetle konuşmuyor, kimse kimseye güvenmiyor.
Tüm bunları etrafımızda, çok yakınımızda görüyorken, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu sözleri sadece su serpiyor yüreklere.
Sadece teselli ediyor.
Yereldeki hiçbir sıkıntıya çare olmuyor.
Genelden yerele icraata dönüşmeyen bu sözlerin hiçbir anlamı olmuyor.
Ama yine de umudum var.
Geleceğe dair bir ışık yanıyor içimde, yavaş yavaş da büyüyor…
Kim bilir, “Belki yarın, belki yarından da yakın…”

Bu yazı toplam 1308 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İzmitli
23 Kasım 2015 Pazartesi 20:55
20:55
İZAYDAŞ'paralel yapının elinde;İZAYDAŞ'yöneticileri Paralel yapı ve HDP'nin elemanlarıdır...Gerçek AK'partililer dışlanmış durumda!..Recep Bilal ŞENGÜN'ün gitmesiyle yavaş,yavaş kurumu tamamen ele geçirdiler.AK PARTİ'sayesinde işe girmiş doğu kökenli yöneticilerin HDP'ye oy verdikleri...Diğerlerininde AK'partiye oy vermedikleri,evlerinin balkonunda muhalefet parti bayrağı astıkları konuşulmakta.Bu yapılanmanın (PARALEL & HDP)'kendilerinden olmayanları içlerine almadıkları yönetici kadrolarına kendilerinden olanların gelmesini sağladıkları ve direttikleri konuşulmakta.PARALEL YAPININ'uyuyor gibi gözüken yavaş,yavaş kurumu ele geçiren (İngiliz casusu Lavrensleri)’elemanları boş durmuyorlarmış,Arkalarında Fikri abileride varmış!..SARAÇ'zaten yanlız adamış SARAÇ'ı taktıkları,dinledikleri yokmuş...Bu elemanlar (PARALEL & HDP)'ne yapıp,ne edip kendi bildiklerini,dediklerini yapıyorlarmış!..
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim