• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 14 °C

“Akil insanlar” a açık mektup…

M.Tanzer Ünal

Siz önce gidin dağdaki teröristleri ve Meclis’teki yandaşlarını ikna edin!
***********
Bölgemizin “akil insanlar” ı, Sayın Deniz Ülke Arıboğan, Mithat Sancar, Levent Korkut, Mustafa Armağan, Ali Bayramoğlu, Ahmet Gündoğdu, Hülya Koçyiğit ve Yücel Sayman, şehrimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sizleri buralarda görmekten onur ve gurur duyuyoruz.
Keşke böyle bir “görevlendirme” yle değil de, kendi mesleklerinizle ilgili İzmit’e gelmiş olsaydınız.
Bu işe nereden bulaştınız bilmiyorum.
Herhalde, “memleket meselesi” diye düşünmüş olmalısınız.
Doğru, memleket meselesi, ama hayra değil şerre!
Neden hayra değil, açıklayayım…
Son günlerin en moda deyimi “barış süreci” oldu.
“Barış süreci” ile yatıyoruz, “barış süreci” ile kalkıyoruz.
Gazeteyi açıyoruz “barış süreci”…
Televizyonun düğmesine basıyoruz “barış süreci”…
“Barış süreci”, siz “akil” insanların ağzında da sakız…
“Nedir barış süreci?” diye sorunca da, siz ve sizin gibiler “Sen barış istemiyor musun?” diye güya “sıkıştırma sorusu” ile karşına dikiliyorlar.
Hemen arkasından da ekliyorlar:
“Analar ağlamasın, şehit cenazeleri gelmesin, bunun için barış…”
Tamam…
“Barış olmasın, analar ağlasın, şehit cenazeleri gelmeye devam etsin” diyen mi var?
Barışı kim istemez?
“Analar ağlamasın” diye yollara düştünüz, ama bu gidişte 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anası ağlayacak.
**********
Sayın “akil insanlar”,

Bir süredir yaşadıklarımız ne?
Türkiye, nereye götürülüyor?
İpler kimin elinde?
Bakın, yaşadıklarımız “hayatın doğal akışı içinde” yaşananlar değil.
Daha önce senaryosu yazılan bir tiyatroyu oynuyoruz.
Filistin, İsrail, Türkiye, Hamas, Irak, Suriye, AKP, PKK, Barzani, Talabani, Esat, Mısır, Müslüman Kardeşler, Katar, Suudi Arabistan…
Bu büyük “tiyatro oyunu” nda rolü gelen sahneye çıkıyor.
Farkında değilsiniz, ama sizlere de bu oyunda küçük bir rol vermişler, bu nedenle buradasınız, sahnedesiniz.
Tiyatro oyununun adı, BOP…
Büyük Ortadoğu Projesi…
Ortadoğu yeniden yapılandırılıyor.
22 ülkenin sınırları değişecek.
Biliyorsunuz, BOP Projesi ile ilgili ABD’de hazırlanan bir rapor var.
2003 tarihli…
Raporun Türkiye bölümünü isterseniz bir de birlikte okuyalım!
“BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi)kilit ülkeleri Türkiye ve İran’dır. Bu iki ülke ya bizimle olmalı ya da çökertilmelidir. Türkiye’nin konumu ve olaylara bakışı ile İran’ınki birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle uygulanacak politikalar ve planlar da farklı olmalıdır. Türkiye’ye karşı ekonomik destekli bir seri psikolojik operasyon uygulanarak halkın, özellikle Silahlı Kuvvetler’in direnişi kırılmalıdır. Türkiye’yi ekonomik olarak kriz sınırında tutarak siyasal isteklerimize hayır diyemeyecek bir noktaya getirmeliyiz.
Bu planlar uygulanırken PKK örgütü de etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Bu planların uygulanması için çok önemli olan medya desteği için Türkiye’de yeterli altyapımız mevcuttur.
Türkiye’de küreselleşme ve Ilımlı İslam modeli üzerinde çalışırken, İran ve Azerbaycan’da sosyal yapıya dönük milliyetçilik planları uygulanmalıdır.”
“Dünyayı Şekillendirmek” isimli raporun Türkiye ve İran bölümü böyle!
Bu raporun anlaşılmayan bir tarafı var mı?
Raporda ne yazıyorsa, biz aynen onu yaşıyoruz.
Ne eksik, ne fazla…
Ne diyor raporda?
“Türkiye ya bizimle olmalı, ya da çökertilmelidir!”
Türkiye, ABD’ye teslim olmuş mu? Olmuş…
Ekonomik kriz noktasında ve siyasi isteklere “hayır” diyemeyecek durumda.
Bakmayın siz şu anki para bolluğuna!
Mart 2013 raporuna göre ülkemizdeki sıcak para rekor düzeyine çıktı.
Tam 161. 7 milyar dolar.
Halbuki 2002’de 9. 2 milyar dolardı.
Dış borçlarımızı da katın, başkasının parasıyla hovardalık yapıyoruz, caka satıyoruz.
İstesinler bir günde işimizi bitirirler.
Sonra…
Halkın ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin direnci kırıldı mı? Kırıldı…
PKK, silahlı güç olarak kullanıldı mı? Kullanıldı…
Medya, ele geçirildi mi? Geçirildi…
Raporda yazıp da yaşamadığımız bir şey var mı? Yok…
O halde sizlerin bugün şehrimizde yapacağınız, “geyik muhabbeti” nin ötesinde bir şey değil!
İş bitmiş, süreç yürüyor, size de halkı “ikna” etme, daha net ifadeyle halkı “kandırma” görevi düşüyor.
Korkmayın, işiniz zor değil.
Zaten toplum, yıllardır psikolojik olarak bu günlere hazırlandı.
Narkozlandı, gerçekleri göremez hale getirildi.
Şimdi de sizler o narkozlanmış toplumun karşısına çıkıp, dalga geçer gibi “Barış istiyor musunuz?” diye soracaksınız.
Sanki barışı istemeyen varmış gibi…
*********
Sayın “akil insanlar”,

Son zamanlarda “Türkiye PKK ile barışıyor” imajı yayılmaya çalışılıyor.
Halbuki, barışan Türkiye değil, AKP…
Barışı sağlayan da ABD…
ABD, oturun diyor oturuyorlar, kalkın diyor kalkıyorlar.
Barışın nedeni, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki çıkarlarıdır.
Özür dilemenin altında bu çıkar hesabı yatmaktadır.
İsrail, kaz gelecek yerden tavuk esirgememiştir.
Barışın taktik hedefi önce Suriye, sonra İran’dır.
Aysel Tuğluk, geçenlerde Radikal’deki yazısında ne diyordu?
“En az önümüzdeki çeyrek asır boyunca Kürtlerin var olduğu her yerde PKK’da olacaktır. Suriye’de bir süre daha silahlı, İran’da yakın gelecekte tekrar silahlı, Avrupa’da kurumsal olarak…”
Barışın stratejik hedefi ise Türkiye’dir.
Türkiye’yi önce büyütüp, sonra küçültüp, “Büyük Kürdistan”ı kuracaklar.
Aslında ABD’nin bölgede başlattığı “barış” değil, “savaş”tır.
Türkiye’yi Ortadoğu’da ateşe sürüyor…
Taktik şu:
Türkiye’yi önce genleştirecekler.
“Yeni Osmanlı” hayali kuranların istediği gibi…
Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, İran’ın güney doğusunda Kürt federasyonları kurup bunları Türkiye’ye bağlayacaklar.
Böylece Türkiye’yi “Rusya-Çin-İran-Irak merkezi hükümeti-Suriye merkezi hükümeti” nin hedefine koyacaklar.
Bu stratejide bölgede savaş kaçınılmaz hale gelecek.
Savaş sonunda da oturup bölge ülkelerini yeniden yapılandıracaklar.
Benim gördüğüm bu!
********
Bitiriyorum, az kaldı…
Sayın “akil insanlar”,

Benim anlamadığım bir şey var.
PKK, silah bırakacakmış…
Bıraksın!
PKK, yurt dışına çekilecekmiş…
Çekilsin!
Barış gelecekmiş…
Gelsin!
Kim itiraz ediyor ki?
Peki, sizler neden sahadasınız?
Bu telaş, bu koşuşturma neden?
Toplumu neye ikna etmeye çalışıyorsunuz?
Yola çıkarken,sizi yola çıkaranlara, “Silahların susması karşılığında Türkiye ne verecek? Bu konuda soru gelirse ne cevap verelim?” diye hiç sormadınız mı?
Bugün soyut olarak hep “barış, silahlar sussun, analar ağlamasın” ı mı konuşacaksınız?
Güvercin uçurunca, barışın geleceğini mi sanıyorsunuz?
Vatanımız aleyhine olan ihaneti görmüyor musunuz?
Bir şey daha…
*Kan akıtan, adam öldüren dağdaki teröristler…
*Karakol basan onlar…
*Devletin öğretmenini kaçıran onlar…
*Otobüsleri yakan onlar…
*Silahı bırakacak olan onlar…
*Ülkeyi terk edecek olan onlar…
*Özetle “mağdur eden” onlar…
*“Mağdur olan” Türk milleti…
Siz “mağdur eden” e gitmiyorsunuz…
“Mağdur olan” a geliyorsunuz.
Bunda bir terslik yok mu?
Siz eğer birilerini ikna edecekseniz, gidin önce dağdaki teröristleri ve onların Meclis’teki yandaşlarını ikna edin!
30 yıldır mağdur olan Türk milletiyle ne konuşacaksınız?
Son olarak…
“Vatan” dediğin, “millet” dediğin, öyle alınıp satılmaz.
Bazı devletlerin (bu devlet ABD olsa bile) keyfi yerine gelsin diye vatan peşkeş çekilmez.
Biz, 90 yıl önce bu devleti, bu vatanı sokakta bulmadık.
Terör, durursa durur, durmazsa Türk Silahlı Kuvvetleri, yetmezse millet gereğini yapar.
Terör duracak diye, teröristlere istedikleri verilir mi?
Eğer teröristlere boyun eğilecekse, Silahlı Kuvvetler’in ne gereği var?
Ortadan kaldıralım, gitsin!
Sayın “akil insanlar”,

Bu duygu ve düşüncelerle sizlere bir kez daha şehrimize hoş geldiniz diyorum.
Olup bitenlere bir de yazdığım açılardan bakın!

Bu yazı toplam 1553 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim