• BIST 105.324
  • Altın 146,472
  • Dolar 3,4715
  • Euro 4,1666
  • Kocaeli : 36 °C
  • İstanbul : 36 °C
  • Sakarya : 32 °C

AKP, devleti “reset”lemek istiyor

M.Tanzer Ünal

Aslında yazılarımda yabancı sözcük kullanmayı sevmem.

Ancak “reset” sözcüğü dilimize o kadar yerleşti ki, haydi bir de ben kullanayım dedim.

“Reset”, özellikle dijital teknolojiye geçişten buyana dilimizde.

Bir düğmeye basıyorsun, hoop sıfırlıyor.

Başa alıyor…

“Reset”in…

*Sıfırlamak…

*İlk durumuna döndürmek…

*Yeniden düzenlemek…

*Yeniden ayarlamak…

Gibi, yerine göre kullanılan anlamları var.

Ardı sıra açıklanan “kamuda görevden alma” haberlerini izlerken, bu sözcük geldi beynime oturdu.

Kendi kendime, “Herhalde AKP devleti resetliyor” dedim.

Devleti yeni baştan düzenleyecek…

Bütün kurumlara yeni baştan ayar verecek…

Öyle görünüyor.

Gidişat bu yönde.

Bunun ilk belirtilerini önceki gün fark etmiş ve dün “Cadı avında şimdi sıra memurlarda” başlığıyla yazımı yazmıştım.

Önceki akşam saatlerinde, görevlerinden alınan kamu görevlisi sayısı 49 bin 321’e ulaşmıştı.

Müthiş bir rakam!

Bu rakam, bu yazı yazılıp gazete baskıya gidinceye kadar kaça ulaşır, bilemiyorum.

Her an, her dakika yeni bir “görevden el çektirme” haberi açıklanıyor…

Daha önce açıklanan sayılar sürekli artıyor…

*Milli Eğitim Bakanlığı, 15 bin 200 personelinin işine son verdi. Bakanlık ayrıca özel eğitim kurumlarında görevli 21 bin öğretmenin lisansını iptal etti.

*İçişleri Bakanlığı 8 bin 777 çalışanını görevden aldı. Vali, vali yardımcısı, kaymakam, müfettiş, polis…

*Maliye Bakanlığı’nda işten el çektirilenlerin sayısı şimdilik 1500.

*Aile Bakanlığı’ndan 393 personel atıldı.

*MİT’ten 100 kişi gönderildi.

*Diyanet İşleri Başkanlığı, aralarında müftülerin de bulunduğu 492 çalışanının işine son verdi.

*Adalet Bakanlığı’nda görevden el çektirilen hâkim ve savcıların sayısı 3 bine yaklaştı.

*Üniversitelerde dekanlar istifa ettirildi, yüksek okul müdürleri görevden alındı. Bazı üniversitelerde, öğretim üyesi ve öğretim görevlileri ile ilgili işlem de başlatıldı.

Daha bu rakamlara; TBMM, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığı’nda görevlerine son verilenlerin sayısı dahil değil.

 

 

Bu kadarla bitmiyor…

Daha “FETÖ temizliği” yapmayan bakanlıklar, kurumlar var.

Siz bu satırları okurken, kim bilir belki o bakanlıklar da “kovulanlar” listesini yayınlayacaklar.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı…

Dışişleri Bakanlığı…

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı…

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı…

Ve diğerleri…

Daha bakanlıklara bağlı iktisadi kuruluşlar var.

Benim tahminim, dün de belirttiğim gibi, devletle ilişkisi kesilecek kamu görevlisi sayısı 120-130 bini bulur.

Eğer “ikinci dalga” başlatılırsa, bu sayı korkarım 200 bine yaklaşır.

 

 

“Cadı avı” derken, şunu söylemek istiyorum

Dünkü yazımın başlığı, “Cadı avında sıra şimdi memurlarda” idi...

Öyle yanlışlıkla değil, bilerek attığım bir başlık.

Gerçekten şu günlerde “cadı avı” yaşıyoruz.

Çoğu kişi, cadı avı gayretkeşliği içinde!

“Vur abalıya!” gidiyor.

Darbe yapılmak istenmiş, yapmak isteyenler, girişime ucundan köşesinden destek olanlar, kim varsa hepsi en ağır şekilde cezalandırılsın.

Bu konuda söyleyecek bir sözümüz yok.

Kimse de ağzını açıp kem küm edemez.

Bu vatan bizim, bu vatan hepimizin, bu vatanda demokrasi dışı yöntemlerle yönetimi değiştirmeye kalkanlar en ağır cezayı alsın.

Ancaaakkk…

Darbeyle hiçbir ilgisi alakası olmadı halde, bunca kişinin kamu görevinden el çektirilmesi, gözaltına alınması neden?

Bunlar, suç mu işlemiş?

Elde somut deliller mi var?

Eğer daha önce suç işledilerse, bununla ilgili somut deliller varsa, neden şimdiye kadar beklendi, neden şimdiye kadar gereken yapılmadı?

Neden “15 Temmuz darbe girişimi sonrası” beklendi?

Madem suçları vardı, suçları tespit edilir edilmez gereken yapılsaydı.

Yok, eğer bu kamu görevinden el çektirilenler salt “cemaate sempati” duydukları için el çektirildilerse, yanlış!

Bir zamanlar, cemaatle iktidar el ele kol kola iken, iktidardakilerden cemaate sempati duymayan var mıydı ki?

En tepeden en aşağıya kadar…

Güç, her zaman iktidardadır.

İktidar, gücünü cemaatle paylaşmış ve cemaati bir dönem güçlü hale getirmiştir.

Erdoğan’ın, “Ne istediler de vermedik” sözü, bu söylediğimi en açık şekilde açıklamıyor mu?

Cemaate yakın olmak, bir zamanlar iktidar mensupları arasında “avantaj” ve “gurur” vesilesiydi.

Hiçbir şeyle ilgisi olmayan insanlar, kim bilir belki salt avantaj sağlamak için cemaate sempati duymuş olabilirler.

“Ben de cemaatçi görüneyim de, iş bulayım” diye…

“Ben de cemaate gireyim de, ihale alayın” diye…

İnanın bu durumdaki insan sayısı çok fazladır.

Zorunluluktan…

Mecburiyetten…

İktidarın cemaat için yarattığı iklim nedeniyle…

Bu nedenle ben diyorum ki…

Gelin, somut suç delilleri olmadan insanları suçlamaya kalkmayın!

Gelin, salt cemaate sempati duyuyor diye insanları mağdur etmeye kalkmayın!

Gelin, vebal altında kalmayın!

Yazıktır, günahtır…

Kişilere değil, çoluk çocuğuna acıyın!

Tekrar ediyorum, bugün epey bir kamu görevlisi “cemaatçi” damgasını yemiş durumdaysa, bunda AKP iktidarının da kusuru, eksiği, hatası vardır.

İnsanları cemaatçi olmaya özendirmişler, hatta zorlamışlardır.

Hafızanızı şöyle bir yoklayın, o günleri hatırlayacaksınız.

 

 

Son bir iki söz

İktidar, devleti “reset”lemek istiyor.

Yeni baştan ayar verecek.

Kadroları yenileyecek.

İyi de bunu yaparken terazisi ne olacak?

Ehil olanları mı işe alacak, yoksa devletin yeni kadroları AKP’liler tarafından mı doldurulacak?

Böyle yapılacaksa, bu da hata olmaz mı?

Devlet kadroları, illaki “taraf olanlarca” mı doldurulmak zorunda?

Yarın öbür gün bir başka grup çıkar, “Siz hepiniz AKP’lisiniz sizleri işten çıkarıyorum” derse, o insanların hali ne olur?

Lütfen, normalleşelim…

Lütfen, insanları bir tarafta olmaya zorlamayalım…

Lütfen, öfkemize kapılıp insanları işlerinden aşlarından etmeyelim…

Lütfen, hukuk dışına çıkmayalım…

Lütfen, adaletli olalım.

Bunun sonu gelmez.

İktidarı ele geçiren, diğerinin tepesine biner.

Türkiye, huzur bulamaz.

Hepimiz perişan oluruz.

Lütfen! Lütfen!

......

Sevgili okurlarım, tam yazımı sonlandırıyordum ki, Kocaeli DYP eski Milletvekili İbrahim Artvinli’nin sosyal medyada paylaştığı mesaj geldi.

Konumuzla ilgili…

Artvinli, diyor ki:

“Her kuruma sızmış FETÖ bir tek siyasete sızmamış. Bakın siyasetçilerimize, hiç birinin FETÖ ile ilişkisi olmamış, bir gözaltı bile yok!”

Hiç aklıma gelmemişti, Artvinli iyi yakalamış.

Sahi, bir de ben sorayım:

FETÖ ile ilişkisi var diye…

On binlerce hâkim, savcı, memur, amir; kamu görevinden el çektirildi, gözaltına alındı, tutuklandı da…

Neden hangi partiden olursa olsun bir tek siyasetçi hakkında, FETÖ ile ilişkisi var diye herhangi bir işlem yapılmadı?

Yoksa bu ülkede siyasetçilerin dokunulmazlığı var da, olan alttaki gariban vatandaşlara mı oluyor?

Lütfen başkalarına “çuvaldızı” batırmaya kalkarken, hiç olmazsa kendimize “iğne” batırmayı ihmal etmeyelim.

Bu yazı toplam 3080 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İzmitlİ
20 Temmuz 2016 Çarşamba 21:52
21:52
İZAYDAŞ PARALELCİ PERSONELDEN KURTARILMALI...
Bu fetocu çete paralel yapı elemanları İstanbul Büyükşehir belediyesinden Recep Tayyip ERDOĞAN'ın ekibinden olan İSTAÇ'tan gelen bürokrati bile yıldırıp,bezdirip ayrılmasına neden oldular!..ŞENGÜN'ü asılsız mesnetsiz iddialar ile Kocaeli il yönetimine ve Sn.Fikri IŞIK'a sürekli şikayet ettiler..Bu elemanların bazıları her ne kadar AK partinin kuruluşundan beri yer alsalar bile fetocu örgütte yetişmiş AK PARTİ içine sızmış yerleştirilmiş kriptolardı...

ŞENGÜN'ün görevli olduğu İZAYDAŞ'fabrika olduğundan dolayı ehli işi bilen insanlarla çalışması gerekmekteydi,daha önce çalışan ekibin büyük kısmıyla çalışmaya devam etti,onların tecrübe ve fikirlerinden faydalanarak İZAYDAŞ'a yükselme ve markalaşma ivmesi kazandırdı,tesise atık gelişi hız kazandı ŞENGÜN'İstanbul Büyükşehir belediyesinden tecrübesi vardı,İzaydaş artık bir markaydı ve Büyükşehir belediyesi için prestij kaynağıydı.

Atık üreticileri ile ekibiyle direk iletişime geçiyorlar atık akışında aksaklık olmamasını sağlıyorlardı.Fakat fetocu çete elemanları yönetici koltuklarını ele geçirmek hak etmeden oturmak istiyorlardı koltuklara,ŞENGÜN'mevcut tesis yanına 2.bir yakma tesisi çalışmalarına başlamıştı..fakat fetocu çete elemanları sürekli rahatsızlık veryorlardı yönetici olmak istiyorlardı..ŞENGÜN'görevi hak edenlere teslim ediyor bu çeteye pabuç bırakmıyordu,bu elemanlar sürekli aslı,astarı olmayan şikayetler ediyorlardı abilerine arkalarında Fikri IŞIK'ta vardı!..

Şengün'ü psikolojik savaşla bıktırıp görevi bırakmasına neden oldular.Zaman içinde kanser vürüsü gibi..Bugün AK parti döneminde işe giren fetocu paralel yapı elemanları bütün Genel müdür yardımcılıkları,Müdürlük,Şeflik,Sorumluluk koltuklarını ele geçirmiş durumdalar...Bu feto çetesinin çoğunun Üniversite diploması bile yoktu,diplomasız olarak koltukları işgal ettiler...bu çete elemanları genelde daha sonra toplu olarak devletin kiralık araçlarınıda kullanarak,eğitim giderlerinide kuruma ödeterek..

Fetonun dersanelerine,okullarına giderek diplomalar aldılar,çoğu iki ile ikiyi çarpamaz,Türkçe bile okuyamıyor ve konuşamıyorlar,sözde imamın çetecileri her yeri zapt ettiler!..Paralel yapı elemanları İzaydaş'ı içten,içe bitirip kendilerine servet yapıyorlar,kurumu hortumluyorlar..ve yeni iş zeminleri hazırlıyorlar!..Atığın az gelmesinin sebeplerinden biri bu,Atığın az gelmesine rağmen kurumun marka değeri ve güvenilirliği karında düşüşe sebep olmamakta..

Bu elemanların Atık taşıma,Depolama geri dönüşüm vb. firmalarla omuz,omuza kendi menfaatleri doğrultusunda çalışıp kendilerine servet ve sektörde kariyer peşinde koştukları konuşulmakta karşılarına çıkan rakiplerinide Recep Bilal ŞENGÜN'e yaptıkları tattikle bertaraf etmektediler;ŞENGÜN'dönemi yöneticileri..Aksel CESUR,Sinan AKAY ve Ali DOĞAN'ın rakip gördüğü Atakan ATASOY,Osman BOZ'gibi.

Bu feto çetsi elemanları abdestsiz,vizdansız kan emici sözde müslüman gözüken her türlü haltı yiyen bir asalak sürüsü.Sürekli atıkları özel firmalara taşıtıyorlar,bu firmalarda Atık üreticilerinden Atıkları başka yerlere yönlendiriyorlar,Yani İzaydaş kendi içinden darbe vuruyorlar.Bu elemanlar başka firmaların lehine çalışıyorlar!..En son Hafriyat alanlarında bile başarılı olamayan bu elemanlardan biri Satınalma-İhalelerin başına getirildi,Para muslukları,Teknik ve İdari müdürlükler bütün koltukları ele geçirdiler.Büyükşehir ve Kurumlarında Paralel yapı ile mücadele yok!..Aksine PARALEL YAPI elemanları gün geçtikçe her yeri ele geçirdiler,geçiriyorlar..ve bazıları daha iyi yerlere getiriliyorlar.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim