• BIST 106.919
  • Altın 140,862
  • Dolar 3,5378
  • Euro 4,0661
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 25 °C

AKP’de işler karışık mı?

M.Tanzer Ünal

Önceki akşam Ankara’nın nabzını iyi tutan bir dostum aradı.

Gelişen olayları değerlendiriyoruz.

“AKP’de neler yaşanabilir?” diye sordum.

Şunları anlattı:

“Şirkette babanın sözü geçer. O karar alır, ne derse yapılır. Baba şirketten ayrıldıktan sonra çocuklar birbirine düşer. Her kafadan bir ses çıkar. Baba, sözünü geçiremez hale gelir. Ve sonunda çocuklar mahkemeye başvururlar, babalarının karar verme yeteneğini kaybettiğini ileri sürerler, vasi tayin edilmesini isterler…”

Sustu…

“AKP’nin sonu böyle mi olacak?” dedim.

“Hiç şüpheniz olmasın” dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İş bitmiştir. Tayyip Bey köşke çıkmakla yarış dışı kalmıştır. Parti genel başkanlığına, başbakanlığa evladını oturtsa yine söz geçiremez. O koltuğa oturan iki gün söyleneni yapar, üçüncü gün eee yeter artık der. Getirilmek istenen sistem, insan tabiatına aykırıdır, yürümez. Bir yerde kopar. Herkes kendi yolunda yürür, kendi şarkısını söyler.”

“AKP kurucuları birer ikişer karşı tavır alıyorlar…”

“Daha bu başlangıç… Önümüzdeki günlerde farklı ses çıkartıp ayrılanların sayısı artar. AKP, kurulduğu yıllardaki AKP değil. Kuruluş felsefesinden çok uzaklaştı. Belirli bir zümreye hizmet eder hale geldi. Şimdiye kadar partiden menfaat görmeyenler, homurdanmaya başladılar…”

 

Abdullah Gül’ün durumu…

“Abdullah Gül’ün durumu ne olacak?”

“Abdullah Gül’ün durumu aslında karışık değil, net! Erdoğan, artık Abdullah Gül’ü çalışma kadrosunda görmek istemiyor. Başbakanlık yaptı, cumhurbaşkanlığı yaptı, köşesine çekilsin istiyor. Abdullah Gül, köşesine çekilir mi? Bence çekilmez. Çekilmeyeceğini, partiye döneceğini söyledi. Söyledi ama anında önü kesildi. Parti sözcüsü Hüseyin Çelik, genel başkan ve başbakanın aynı kişi olacağını açıklayıverdi. Bu ne demek? Abdullah Gül milletvekili değil, bu nedenle başbakan olamaz, o halde genel başkan da olmayacak demektir…”

“Kurultay tarihi de manidar…”

“Abdullah Gül, görevini devretmeden hiçbir yere talip olamaz. Abdullah Gül’ü devir tarihi olan 28 Ağustos’a hapsettiler. Bir gün önce, yani 27 Ağustos’ta her şeyi bitirecekler. Abdullah Bey’e de güle güle diyecekler, tasfiye edecekler.”

“Abdullah Bey köşeme çekiliyorum deseydi neyse, partiye döneceğini söylediğine göre bundan sonra ne gibi gelişmeler olabilir?”

“Abdullah Bey böyle bir davranışı hazmedemez. En nihayet partinin ikinci adamı… Şimdiye kadar ülkemize bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak hizmet vermiş. Deneyimli ve en verimli çağında… AKP’de de, AKP dışında da seveni çok. Mutlaka partisinde kendine yakışan bir sıfat ve görev ister…”

“Vermiyorlar… Genel seçimleri bekleyip mücadeleye girer mi?”

“Girmez. Girmesi de yakışık almaz. Zaten 9 ay sonraya kadar kim öle kim kala! Abdullah Gül, kendi partisinde siyasete devam etme imkânı bulamazsa, ayrılır, arkadaşlarıyla birlikte başka bir parti kurar.”

“Nasıl bir parçalanma olur?”

“Epey bir kişi ayrılır. Bakmayın siz şimdiye kadarki sessizliğe. Parti, hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvetten son derece rahatsız…”

“Desenize önümüzdeki günlerde AKP de dahil pek çok partide şenlik var!”

“Aynen öyle…”

***

AKP’de dün saat 14. 00 itibariyle durum böyleydi.

Biliyorsunuz, siyasette 24 saat bile çok uzun bir süre.

Bakalım daha neler yaşayacağız?

 


 

CHP’lilerin ağzını bıçak açmıyor

Dün bu köşede “CHP’deki şu gerzekliğe bakın” başlıklı yazım yayınlanmıştı.

Bekledim, acaba yazıda ismini verdiğim eski milletvekilleri ve belediye başkanları telefon edip “Biz çok çalıştık, size gelen bilgiler yanlış” diyecekler mi diye.

Arayan olmadı, arayacak yüzleri de yoktu.

Çünkü o yazıyı yazarken epey sorup soruşturmuştum.

Eğer arayan olsaydı, “Oy kullandığınız sandığın sonuçlarını getirin” diyecektim.

Öyle ya…

İnsanın oyunu kullandığı sandık, kendisine en yakın yerdedir.

Köyünde veya mahallesinde…

Eğer bir siyasetçi kendi köyünden, kendi mahallesi veya semtinden, kendi partisine diğer partilerden daha fazla oy toplayamıyorsa, bu işi bıraksın!

Oy kullandığı sandık, o siyasetçinin “en etkin” olduğu yerdedir.

Daha ötesi var mı?

 

 

Eski il başkanı Ferhan Şensoy’un sandığı…

Tam bu satırları yazarken telefonum çaldı.

Baktım, Ferhan Şensoy.

Yazımı okumuş, bir şeyler söylemek için aramış.

“Dur” dedim, “bir şey söyleme, önce köyünün (Ketenciler) seçim sonuçlarını açıkla!”

“Ekmeleddin Bey’e çıkan oylar daha fazla… Tam rakamları öğrenip sana döneyim.”

Kapattı, beş dakika sonra geri döndü:

“Bizim köyde iki sandık var. Toplamda Ekmeleddin İhsanoğlu’na 235, Recep Tayyip Erdoğan’a 167, Selahattin Demirtaş’a ise 7 oy çıktı…”

“Hadi kurtardın, konuşabilirsin” dedim.

 Öyle ya, siyasetçinin önce konuşacak yüzü olmalı.

Oturacaksın oturacaksın, başarı için hiçbir katkın olmayacak, sonra da kahraman edasıyla ortaya çıkıp görev başındakileri eleştireceksin.

Bu kafayla siyaset yapmak, artık tiksinti veriyor, inanın!

Bu yazı toplam 1416 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Asker
14 Ağustos 2014 Perşembe 16:49
16:49
Herkes Ferhan Şensoy gibi partisine küsmeden çalışsa CHP iktidar olur hakkın yendi sana helal olsun
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim