• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 2 °C

Aksini düşünmek normal olmazdı

Mehmet Özmen

Evet, işte tarihin en kararlı seçimi dün yapıldı.

Kararlı diyorum, çünkü bu kez gerçekten millet dediğini yaptı. Toplum artık çok farklı bir pencereden siyasete baktığını bizlere gösterdi.

Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Türkiye sınırları dahilinde yaşayan bütün ırk ve etnik kökene mensup insanlarımızın, yani Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Laz’ı, Arnavut’u, Gürcü’sü, Arap’ı, Alevi’si, Sünni’si ve sayamadığımız bütün farklı görüş ve yapıya sahip insanların genel bir özelliği vardır diye bir tespitte bulunmuştum.

Bizim insanımız kendine göre lider olarak baktığı, öyle gördüğü ya da görmek istediği kişilere çok ilginç bir şekilde bağlılık gösterir. Çünkü bizim milletimizin başında mutlaka bir lider olmalı. Güvenebileceği bir kişiyi liderlik sıfatı ile buldu mu, bırakmaz istemez bizim milletimiz…

Özellikle 2002 öncesi Türkiye’sinde bu alanda çok ciddi bir boşluk oluşmuştu. Recep Tayyip Erdoğan, bu anlamda oluşan boşluğu doldurmak için belki de milletimiz için en uygun isimdi. Nitekim 3 Kasım 2002 seçimleri de bu tespitimizi net bir şekilde ortaya koymuştur.

Dahası, yine aynı seçmen potansiyeli, 12 yıl içinde girdiği tüm seçimlerde Tayyip Erdoğan ve ekibini hep liderlik koltuğunda tutmuş. Arada iki ayrı referandumda halk kendisini söz sahibi olarak görmüş. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayan referandumdaki yüksek oranı ise bir yerde milletin bu konudaki haykırışı gibidir.

Üzerine bir de 17 ve 25 Aralık gibi operasyonlara rağmen 30 Mart seçimlerinde alınmış YSK rakamlarına göre olan yüzde 43’lük bir oy oranı vardır. Açıkçası bu operasyonlar, AK Parti dışındaki bir siyasi oluşum ya da Recep Tayyip Erdoğan dışındaki bir lidere yapılmış olsaydı, o ülkede bırakın hükümeti, ülkenin geleceği bile değişirdi.

Ancak bu kadar olana bitene rağmen AK Parti hala 43’lük bir oranla zirveye oynayabiliyorsa, artık Erdoğan’ın liderlik durumunun tartışmalara kesin bir şekilde kapanmış demektir. Dünkü cumhurbaşkanlığı seçimleri de bu tezimizi çok net bir şekilde ortaya koymuştur…

Bakın, ben bu yazıyı yazarken, sonuçlar yeni açıklanmaya başlamış, dolayısıyla henüz sonuçlanmamıştı. Belki de ileriki saatlerde Başbakan Erdoğan, yüzde 49.99’a gerileyecek ve mesele ikinci tura kalacaktı.

Ancak bütün bunlar sadece 24 Ağustos’ta seçimlerin sonuçlarını değiştirmez. Sonuçların Erdoğan’ın karizmasını çizeceğini düşünenler bence biraz yanılgı içindeler. Çünkü olaya Erdoğan gibi birisi için seçilmenin ilk turu ikinci turu yoktur. Hoşnut olmayanlar, 24 Ağustos’ta da seçilmiş olsa yine aynı derecede hoşnutsuz kalacaktır kendisinden.

Ancak her ne olursa olsun neticede kazananın reisini seçme yetkisine kavuşan, bunu da hür iradesi ile yaptığını düşündüğüm millet olduğu fikrine sahibim.

Bunun olumlu yansımalarını 5 yıl, hatta 10 yıl sonraki seçimlerde daha net bir şekilde göreceğimiz düşüncesindeyim.

Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı olan, seçimleri kazanarak liderliğini bir kez daha ispatlayan Recep Tayyip Erdoğan’ı, çalışma arkadaşlarını ve meseleye olan ciddi yaklaşımları nedeniyle teşkilatlarını tebrik ediyorum.

Tamam, belki tam manası ile eşit bir seçim süreci olmadı. Bunu da kabul etmekle birlikte, aksi bir durumun sonuçları çok farklı bir yere götüreceğini de olasılık dahilinde görmüyorum.

Neticenin tüm ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum…

Bu yazı toplam 721 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim