• BIST 90.383
  • Altın 144,353
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 10 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 10 °C

Alkışçı mı olacaklar, vekillik mi yapacaklar?

M.Tanzer Ünal

“Çiçeği burnunda” 11 milletvekilimizin bugünlerde nasıl duygular içinde olduklarını tahmin edebiliyorum.
Yorucu bir seçim süreci…
Tebrikleri kabul dönemi…
Teşekkür ziyaretleri…
Mazbata alma ve Meclis’e kayıt yaptırmanın heyecanı…
28 Haziran Salı günkü yemin töreni…
Sonra?
Sonrasını çok fazla düşünmelerine gerek yok.
Her şey genel başkanları tarafından düşünülecek…
Parti grubuna söylenecek…
Milletvekilleri de kendilerinin dışında alınan kararlara “kayıtsız şartsız” uyacaklar.
Parmak kaldır, kaldır…
İtiraz et, et…
Komisyon çalışmalarında da durum aynı.
Beyin takımı çalışmasını tamamlayacak, milletvekillerine “evet” veya “hayır” demek kalacak.
Benim asıl üzerinde durmak istediğim, partilerin grup toplantıları.
Sizi bilmem, ama ben sinir oluyorum.
Utanç verici bir tablo…
Partiler, bu toplantılarda, “alkışlama” ve “alkışlanma” işlevini yerine getiriyorlar.
Milletvekilleri, grup toplantılarında “milletin vekili” rolünü değil, “alkışçı” rolünü oynuyorlar.
Salona girişinde…
Sesini yükseltince…
Konuşmasını bitirince…
Genel başkanlarını oturarak veya ayağa kalkarak var güçleriyle alkışlamak zorundalar.
Televizyonda grup toplantılarını izlerken, sanırsınız ki, milletvekillerinin birinci vazifesi, genel başkanlarını alkışlamaktır.
Türkiye’de maalesef böyle.
Adı “grup toplantısı”, ama aslı genel başkanların “şov saati”…
Grup toplantısı dediğin basına kapalı yapılır…
Milletvekilleri çıkar kürsüye, parti ve hükümet çalışmalarıyla ilgili görüşlerini özgür bir şekilde söyler…
Başbakanı eleştirir…
Bakanları eleştirir…
Türkiye’de bu mümkün mü?
İstersen ağzını aç, masum bir eleştiri yap…
İlk seçimlerde liste dışındasın.
Çünkü seni seçen millet değil, genel başkan…
Millet istediği kadar seni istesin, genel başkan istemediği sürece, millete vekillik yapamazsın.
Bakmayın aslında siz adlarının “milletvekili” olduğuna.
Milletin vekili gibi görünüp, genel başkanların “alkışçılığı”nı yapıyorlar.
***
Bu dönem Meclis’e gidenlerin işi aslında çok zor.
Tarih, bu dönem milletvekillerine büyük sorumluluklar yüklüyor.
Örneğin…
Önlerine “milletin adını bile ortadan kaldırmaya dayalı” anayasa değişikliği geldiğinde ne yapacaklar?
Genel başkanlarının emrettiği gibi mi oy kullanacaklar, yoksa milletin vekili olduklarını hatırlayıp “kişilikli” mi hareket edecekler?
“Genel başkanını alkışlamaktan başka bir özelliği olmayan milletvekili” olarak mı anılacaklar…
Yoksa “Helal olsun! Ülkesi için gereğini yaptı” şeklinde iz mi bırakacaklar?
Bu dönem milletvekilleri, tarihe hangi sıfatlarla geçecekler, çok merak ediyorum.
***
Onun için diyorum ki:
“Sevgili milletvekillerimiz, Nihat Ergün, Fikri Işık, Sibel Gönül, Muzaffer Baştopçu, Zeki Aygün, İlyas Şeker, Mehmet Ali Okur, Hurşit Güneş, Mehmet Hilal Kaplan, Haydar Akar ve Lütfü Türkkan…”
Lütfen genel başkanlarınızın “alkışçısı” olarak değil, bizlerin vekili olduğunuzun bilinciyle hareket edin!
Başınız öne eğilmesin!
Dik durun!
Milletvekillik, bakanlık gelip geçicidir.
Önemli olan, tarih önünde sizin taşıyacağınız sıfattır.
“Alkışçı” değil, “milletin vekili” olduğunuzu kanıtlamak sizin elinizde.

Bu yazı toplam 1208 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim