• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Sakarya : 20 °C

Allah (C.C.) rızası için…

Banu Gürer

 

Bir Müslüman için Allah (C.C.) rızasının anlamı nedir, ya da ne olmalıdır, hiç düşündünüz mü?

Veya İslam’a göre neden bir Müslümanın Allah (C.C.) rızasını gözeterek yaptığı fiiller anlamlıdır?

Öyle ki, içtiğiniz suyu dahi Allah (C.C.) rızasını gözeterek içiyorsanız susuzluğunuzu gidermenin yanında sevap da kazanıyorsunuz demektir…

Neden?

Belki birçoğunuz Allah’a (C.C.) imanın göstergesi olduğu için diyebilir.

Doğrudur da.

Ancak bu göstergenin anlamı üzerinde Müslümanlar olarak hiç düşünüyor muyuz?

Yani Allah’a (C.C.) imanımızı nasıl gösteriyoruz da fiillerimizi anlamlı hale getiriyoruz?

Beraber düşünelim:

Allah (C.C.) rızası için yaptığınız her işte “nefsiniz” öncelik olmaktan çıkar.

Bu ne demektir?

Kendini öncelemek yerine Allah’ı (C.C.) öncelemek demektir.

Sadece Allah (C.C.) rızası için sevmek ve öfkelenmek demektir.

O’nun (C.C.) rızasını gözeterek çalışmak ve üretmek demektir…

Dolayısıyla artık sizin için sadece kendinizi düşünerek, sadece kendi menfaatinizi gözeterek hareket etmek söz konusu değildir.

Mesela şahsınıza karşı hata yapanlardan intikam almaktan “Allah (C.C.) rızası” için uzak durursunuz.

Çünkü “nefsiniz”i ötelemişsinizdir…

Ve Allah (C.C.) sevgisini nefsin tatmininden öne almışsınızdır…

Bunun yanında Allah’ın (C.C.) gözetmenizi istediği tüm hakları ve ilkeleri de gözetmek durumundasınız demektir.

Eğer bu hak ve ilkeler sizin menfaatinize uygun düşmüyorsa, menfaatinizi geri plana itmek ve “hakkı” yerine getirmek için gerekeni yapmak zorundasınız demektir.

Bu ise kısaca “kendinizi aşmanız” anlamına gelir.

Bunu yapabildiğiniz takdirde artık insan olmanın bazı zaafları sizi kontrol edemez, siz onları kontrol edersiniz.

Hal böyle olunca dini kendinize uydurmak gibi hatalara düşmekten kaçınırsınız...

Her düşünce ve fiilinizde “kimin için” hareket ettiğinizi sorgulayarak adım atarsınız…

Muhasebenizi bu şekilde yaptığınızda adalet ve kul hakkı ihlali ihtimallerine karşı kendinizden başlayarak tedbir alma şansını yakalarsınız…

Çünkü ilahi rızaya uygun düşmeyen bir şeyin hesabını veremeyeceğinizi kendi benliğinizde kabul etmiş olursunuz…

Dolayısıyla sizin asıl korkunuz Allah’ın (C.C.) sevgisini kaybetmek olur, her şeye rağmen istediğinizi elde edememek değil…

İnsan-ı kamile ulaşmak da böyle mümkündür.

Aslında Müslümanların kardeşliği de bu noktada ayrı bir anlam kazanır.

Zira ahlakını “Allah (C.C.) rızası” üzerine temellendiren insanların birbirini sevmesi de Allah (C.C.) rızası çerçevesinde olacağı için birbirlerine bu gözle bakanlar ancak kardeş olabilirler...

Tıpkı bireysel farklılıkları ne olursa olsun ortak bir ahlaki ve kültürel zeminde şahsiyetleri şekillenen ve buna bağlı ortak idealleri paylaşan aile fertleri gibi…

Peki, biz bu ahlakın neresindeyiz?

Kaçımız sözde değil de özde Allah (C.C.) rızası için hareket edebilme basiretine ve iradesine sahip olabiliyor?

Bunu başaramayan bir ümmetin kardeşlik yerine birbirini boğazlaması doğal değil mi?

Her birimizin nefsinin istekleri bir diğer “kardeşimizin” istekleriyle tehdit altında olunca, Allah (C.C.) rızasını devreden kaldıranlar arasında bu kavganın bitmesi beklenebilir mi?

Cevap sanırım çok açık…

 

 

 

Bu yazı toplam 1158 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim