• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 5 °C

Allah zalimleri sevmez (1)

Mehmet Sönmezoğlu

Yüce dinimiz İslam, yeryüzünde adaleti hâkim kılmayı hedeflermiş, zulmün ve haksızlığın her çeşidini de yasaklamıştır.

 

Zulüm genelde; bir şeyi kendine mahsus yerinden başka bir yere koymak, bir şeyin gereğini değil de zıddını yapmak, sınırı aşmak, doğru yoldan sapmak, adaletsizlik yapmak, hakkını vermemek olarak tarif edilmektedir. Zulüm, adaletin zıddıdır. Adalet bir fazilet, zulüm ise haysiyetsizliktir. Haksızlık, adaletsizlik, zorbalık, baskı ve işkence, başkasının canına kıymak, malını almak,  namusuna göz dikmek gibi büyük küçük her türlü günah, isyan ve itaatsizlik zulümdür.  En büyük zulüm ise şirktir. (Lokmân, 31/13)

 

Zulüm üç kısımdır: 1- İnsan ile Allah arasında vuku bulan zulüm. Bu şirk, küfür, nifak ve isyandır. 2- Kişi ile insanlar arasındaki zulüm. Haksızlık, hırsızlık, öldürme, iftira vb. günahlar. 3- Kişi ile nefsi arasında zulüm. Bu, Allah'a karşı görevlerini yapmayan ve insanlara zulmeden kimsenin neticede nefsine zulmetmemiş olmasıdır. (Dini kavramlar Sözlüğü)

 

Zulüm ve haksızlık yapan kimse zalim olarak adlandırılır. Mazlum ise, kendisine zulüm ve haksızlık yapılan, baskı ve işkenceye maruz kalan kimse demektir. İslam’a göre, zulmün yasak olması bakımından hangi din ve inançtan olursa olsun insanlar arasında bir ayrım yoktur. Çünkü bütün yaratılmışlara karşı merhametli olmak mü’minlerin en başta gelen özellikleridir.

           

Zulmün Cezası

Dinimize göre zulüm büyük günahlardandır, çünkü zulümde, insanların can, mal, inanç gibi en tabii haklarının ihlali söz konusudur. Bu yüzden Allah, zalimleri kıyamette en ağır şekilde cezalandıracaktır. Fakat bunu başkalarına ibret olması için bazen dünyada yerine getirir. Zalimleri ve onlara yardım eden, destek olan kimseleri yaşadıkları şehirler ve kasabalarla birlikte çeşitli afetler göndererek helâk eder. Kur’an-ı Kerim’de zulümleri sebebiyle helâk olan milletlerin ibretlik hikayeleri anlatılır. Nuh (a.s.)’ın kavmi, Âd ve Semûd’un, Lût kavminin, Medyen’in, Firavun’un ve onun peşinden gidenlerin acı akıbetlerinden geniş bir şekilde bahsedilir.    

 

Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Hiç şüphesiz Allah zalime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.” Sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: “Rabbin, zalim bir kasaba halkını yakalarken işte böyle yakalar. O’nun yakalaması gerçekten çok acı ve çetindir.” (Hûd, 11/102) [Buhârî, Tefsîru sûre, 11; Müslim, Birr, 61)

 

Allah Teâlâ, suçluları cezalandırmada acele davranmaz. Onların suçlarından, zulümlerinden ve kötülüklerinden pişmanlık duyup tövbeye yönelmeleri için kendilerine mühlet verir; onlara süre tanır. Kâfirler, küfürden imana; zalimler, zulümden adâlete, âsiler isyandan ibadete; günahkârlar, günahtan tövbeye; sapıklar, dalâletten hidayete yönelebilirler. Bu sebeple Allah Teâlâ cezaları tehir eder, hatta birçoğunu ahirete bırakır.

 

Bu hadis, dünyada mazlumlar için bir teselli kaynağıdır. Kendilerine verilen fırsat ve mühlete kapılıp aldanmasınlar diye, zalimler için de ciddi bir tehdit teşkil eder. Allah Teâlâ, bu gerçeği şöyle beyan etmektedir: “Sakın zalimlerin yaptığından Allah’ı gafil sanma! O, sadece onları, gözlerin dehşetten donup kalacağı, bir noktaya dikilip bakacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim, 14/42) [Riyâzü’s-Sâlihîn Terc. Erkam Yay. C. 2, Sh. 140-141]

 

Zulümden Sakınmak

Hz. Peygamber (s.a.s.) mü’minleri ısrarla büyük bir vebal olan zulüm ve haksızlıktan sakındırmaya çalışmıştır. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:  “Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır...” (Müslim, Birr, 56) Hz. Peygamber (s.a.s.)  bu hadisinde dünyada zayıf ve güçsüz insanlara zulmederek onların hayatlarını karartan zalimlerin, mazlumlara yaptıklarının karşılığı olarak hesap gününde şiddetli bir azapla karşılaşacaklarını haber vermiştir.

 

Zalimlerin hesap günü gelmeden önce üzerlerindeki ağır vebalden kurtulmaları gerekir. Bunun için zulüm ve haksızlık yapmış olan bir kimse tövbe etmeli ve kendilerine haksızlık ettiği kişilerle mutlaka helâlleşmelidir. Aksi takdirde ilâhî adaletin gereği olarak azaba çarptırılacaklardır. Bir hadiste şöyle buyrulur: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin...” (Buharî, Mezâlim, 10)- (Haftaya Devam Edecek)

Bu yazı toplam 793 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim