• BIST 89.695
  • Altın 145,769
  • Dolar 3,6139
  • Euro 3,9332
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

Allah zalimleri sevmez (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Zulme Mani Olmak

Kur’an’a göre Müslümanlar, ne kimseye zulmederler, ne de zulme boyun eğerler. (Bakara, 2/279) Çünkü zulme razı olmak zillettir.  Müslüman ister kendisine isterse tanımadığı kimselere karşı olsun, nerede bir zulüm ve haksızlık görse hemen ona karşı çıkmalı ve onu önlemeye çalışmalıdır. Zira zulüm ve kötülüklere mani olmak Allah ve Resûlü’nün emridir.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.), bir defasında İsrailoğulları arasında dinden sapmanın birbirlerini kötülükten sakındırmayıp zulüm ve haksızlıklara karşı tavır almamaları üzerine başladığını haber verdikten sonra şu ayeti okudu: “İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!” (Mâide, 5/78-79)

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) devamla şöyle buyurdu: “Hayır, Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, zalimin elini tutup zulmüne mani olur, onu hakka döndürür ve hak üzerinde tutarsınız; ya da Allahu Teâlâ kalplerinizi birbirine benzetir, sonra da İsrailoğullarına lanet ettiği gibi size de lanet eder.” (Ebu Dâvûd, Melâhim, 17)

 

Zulme göz yummak zalimin zulmüne ortak olmak demektir. Zalimle dost olmak, onun zulmüne engel olmamak da bir çeşit zulümdür. Zulme karşı koymak ve zalimle mücadele etmek yalnızca mazlumların görevi değildir. Zaten onların bunu tek başlarına yerine getirmeleri mümkün değildir. Bu durumda bütün insanlık âlemi zulümlerin önlenmesi ve zalimlerin cezalandırılması konusunda mücadele etmek zorundadır. Çünkü zalimler, tüm insanî değerler ve dünya barışı için amansız bir tehdittir. Bu manada yüce dinimiz, zulmün önlenmesi ve zalimlerin bertaraf edilmesi konusunda mü’minlere önemli görevler yüklemektedir.

 

Kur’an’da, kendilerine haksız yere zulme uğrayan ve sırf “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılan Müslümanlara zalimlerle cihad etmeleri için izin verildiği belirtilerek (Hac, 22/39-40), kendilerini savunmak ve haklarını korumak için mücadele etmeleri emredilmiştir. Diğer bir ayette ise mazlumların imdadına koşmayan kimseler ikaz edilmiştir: “Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisâ, 4/75)

 

Müslümanlar, zalimden hesap sorulup mazlumların hakları alınıncaya ve yeryüzünde zulüm son buluncaya kadar mücadele etmekle emrolunmuşlardır. Zalimler ya tövbe edip zulümlerinden vazgeçmeli ve hak sahiplerine haklarını vermeli ya da en uygun şekilde cezalandırılmalıdırlar. Zulmedenler için bundan başka bir kurtuluş yoktur. Zaten onları ahirette de büyük bir ceza beklemektedir.

 

Haksızlığa ve saldırıya maruz kalan kimselerin meşru müdafaa ölçüleri içinde karşılık verme, kendilerini savunma ve zalimi cezalandırma hakları bulunmaktadır. Nitekim “Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir” (Şuara, 26/227﴿ ve “Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur” (Şûrâ, 42/41) ayetleri buna işaret etmektedir. “Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır)…” (Şûrâ, 42/40) ayetinde de zalimlere verilecek cezanın kötülüğe denk bir misilleme olması ve aşırılıktan sakınılması emredilmektedir.

 

        Zalime Karşı Tavır Almak

       Zalimler insanlıktan nasibini alamamış, merhametsiz, kaba ve katı yürekli, haksızlık ve kötülükte sınır tanımayan zorba ve gaddar kimselerdir. Kur’an’da, Yüce Allah’ın  zalimleri doğru yola eriştirmeyeceği (Bakara, 2/258; Âl-i İmrân, 3/86; Mâide, 5/51 vd.), zalimleri asla sevmediği (Âl-i İmrân, 3/57; Şûrâ, 42/40), onları lanetlediği (A’râf,  7/44; Hûd,  11/18), zalimlerin yerlerinin cehennem olduğu (Âl-i İmrân, 3/151) haber verilmektedir.

 

Bu durumda mü’minlerin, güçsüz insanlara baskı uygulayarak haklarını ellerinden alan, gözlerini kırpmadan insanların canlarına kıyan, zulümde hiç bir sınır tanımayan zalimlerin yanında yer almaları, onlarla dost olmaları, zalimleri sevmeleri ve onlara kalben meyletmeleri asla caiz olmaz. Bu  çok ağır bir vebaldir. Kur’an, mü’minleri bu konuda açık bir dille uyarmaktadır: “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez” (Hûd, 11/113) Zalimlere sevgi göstererek meyletmek, onları desteklemek ateşe atılma sebebi olursa, vay o zalimlerin haline!

(Haftaya Devam Edecek)

Bu yazı toplam 1039 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim