• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 5 °C

Amaçları Osmanlıca filan değil, Atatürk ve Cumhuriyet’le hesaplaşmak!

M.Tanzer Ünal

Dikkat ediyor musunuz?

Her hafta nurtopu gibi bir tartışma konumuz oluyor.

Geçen hafta “seçim barajı” nı tartıştık.

Bu haftanın tartışma konusu ise “Osmanlıca”…

Neymiş, liselerde Osmanlıca mecburi ders olacakmış.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tartışmayı ateşliyor: “Osmanlıcayı bu ülkenin evlatlarının öğrenmesinden ürkenler var. Bunlar isteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca öğrenilecek ve öğretilecektir.”

Başbakan Davutoğlu da “Nedir bu Osmanlıca alerjisi anlamıyorum” diyerek tartışmayı körüklüyor.

Televizyon kanallarında da malum tiplerin hepsi baktım “Osmanlıca uzmanı” olmuş.

Sahiplerinin sesiyle konuşuyorlar…

*Tarihimizden koparılmışız.

*Harf ve dil devrimi yaparak milleti cahil hale getirmişiz.

*Ecdadımızın dilini öğrenmeliymişiz.

*Osmanlıca öğretilmesinden neden korkuyormuşuz?

Bir yığın zırvalar…

İzin verirseniz bu Osmanlıca tartışmasına ben de katılmak, bildiğim doğruları sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Osmanlıca, bağımsız bir dil midir?

Tartışmanın temelinde “Osmanlıca” var.

“Osmanlıca” nın öğretilmesi…

İyi de Osmanlıca; İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Arapça, Farsça gibi bağımsız bir dil midir?

Bağımsız bir dil ise günümüzde hangi ülkeler Osmanlıca konuşuyor?

Osmanlıca, bir ticaret dili mi?

Teknik bir dil mi?

Tıp dili mi?

Osmanlıca, “bağımsız bir dil” değildir.

Osmanlıca, Türkçenin bir dönemine verilen isimdir.

 Hangi dönem bu?

Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü coğrafyada Arap ve Fars kültüründen etkilendiği dönem…

Bu etkilenme sonucunda Arap ve Fars dillerinden pek çok sözcük Türkçeye geçmiş, olmuş Osmanlıca!

Aslında “Osmanlıca” demek yanlış!

Doğrusu, “Osmanlı Türkçesi”…

Tıpkı “Azeri” ve “Azerice” derken yaptığımız yanlışlık gibi.

“Azeri” yoktur, “Azeri Türkü” vardır.

“Azerice” yoktur, “Azeri Türkçesi” vardır.

“Osmanlıca” dediğimiz de “Osmanlı Türkçesi”dir.

Zamanında hata yapılmış…

Arap ve Fars kültüründen etkilenme sonucu ortaya çıkan “Osmanlı Türkçesi”ne, siyasi sebeplerden dolayı hanedanın ismi verilmiş, “Osmanlıca” denmiş.

“Osmanlıca” denilen, tekrar ediyorum aslında “Türkçe” dir.

 Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalmış Türk diline verilen addır.

Alfabe olarak da, Arap alfabesinin Farsça ve Türkçeye uyarlanmış biçimidir.

 

“Osmanlı Türkçesi”nden “Türkiye Türkçesi”ne geçiş

“Osmanlı Türkçesi” de yüzyıllar içinde değişik evrimler geçirdi.

*15 ve 16.yüzyıllarda “Eski Osmanlı Türkçesi” kullanıldı.

*16.yüzyıldan 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar “Klasik Osmanlı Türkçesi” geçerli oldu.

*19.yüzyılın ikinci yarısından 20.yüzyıla kadar da “Yeni Osmanlı Türkçesi” geçerliydi.

Sonra ne oldu?

20.yüzyıl başlarında gelişen ”Türkçülük” hareketi dilde sadeleşme ve “öz Türkçe” sözcüklerin kullanılması fikrini doğurdu.

Modern “Türkiye Türkçesi” dönemi böylece başlamış oldu.

1928 yılında yapılan “Harf Devrimi” ve 1932 yılında yapılan “Dil Devrimi” sonucunda, Latin alfabesi kaynaklı yeni Türk harfleri kullanılmaya başlandı, böylece “Osmanlı Türkçesi”nin kullanımı sona erdi.

Sonraki yıllarda ise, Türk Dil Kurumu yabancı kelimeleri Türkçeleştirme çalışması yaptı, Türkçemiz yıllar geçtikçe kendi özüne döndü ve bugünkü “modern Türkçe” ortaya çıktı.

Bu arada bir gerçeği daha belirteyim…

Osmanlı Türkçesi, Osmanlı yönetici sınıfının ve eğitimli seçkinlerin kullandığı bir yazışma ve edebiyat diliydi.

Ağdalı bir dil…

Günlük hayatta kullanılan bir dil değildi.

 Öğrenmesi zordu.

Üç dile birden hâkim olacaksın; Türkçeye, Arapçaya ve Farsçaya…

Elit tabaka dışında kaç kişi bu üç dili birden bilebilirdi ki!

Yeri gelmişken, “Türk toplumu bir gecede cahil bırakıldı” safsatasına da cevap vereyim.

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra ülkemizde ilk nüfus sayımı biliyorsunuz 1927 yılında yapıldı.

Tarihe dikkat edin, daha “Harf Devrimi ve Dil Devrimi yapılmamış…

Okuma yazma oranı ne kadardı biliyor musunuz?

Sadece yüzde 4!

Osmanlı’nın bıraktığı “eğitim mirası” böyleydi.

Halk eğitilmemiş, cahil bırakılmış!

Sonra da Harf ve Dil Devrimi’ni yapan Mustafa Kemal Atatürk’e “Bir günde halkı cahil bıraktı” diye iftira attılar ve atmaya devam ediyorlar.

Sanki Osmanlı’da halkın yüzde 90’ı okuryazardı da, Atatürk Harf Devrimi’ni yapınca hepsi sıfırlandı.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde okuma-yazma oranı bu seviyeye geldiyse, bu, Atatürk’ün sayesindedir.

 

AKP’nin Osmanlıca sevdası nereden depreşti?

Son zamanlarda “Osmanlıca” yı dillerinden düşürmediklerine bakmayın, amaçları Osmanlıca filan değil, amaçları Cumhuriyet’le ve Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk’le hesaplaşmak.

Osmanlı ve Osmanlıca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulunca ortadan kalktı ya, şimdi her ikisini birden yaşama geçirmek istiyorlar.

Hedefleri, karşı devrim!

Bu süreci çoktan başlattılar bile.

Özetle…

AKP, “geleceği” “dün”de arıyor.

Yaptığı bu!

Bu yazı toplam 1699 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nermin Yıldırım
12 Aralık 2014 Cuma 13:46
13:46
Helal olsun size.Aynen katılıyorum
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim