• BIST 107.844
  • Altın 143,054
  • Dolar 3,5306
  • Euro 4,1345
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 23 °C

Anlatabilmenin yolu

Banu Gürer

Özellikle öğrencilerim bilir.

Çok uzun süredir "bunlar daha iyi günlerimiz" diyorum...

Bunu söylerken kastettiğim ise özelde Türkiye genelde ise İslam alemi.

Ve ekliyorum: "Umarım ben yanılırım"...

Evet, insanın yanılmayı istediği zamanlar var da var.

Ancak gidişat o minvalde gözükmüyor.

Hele ki duruma Amerika'dan bakınca...

Zira halihazırda yaşadığım Washington, DC 'de çok hissedilmese bile başka bölgelerde ciddi oranda yükselen "İslamofobi" tehdidi, burada yaşayan Müslümanları endişelendiriyor.

Hatta sadece Müslümanları da değil.

Azıcık "sağduyu" sahibi tüm vatandaşları.

Nitekim Amerika'nın temel niteliğinin farklılıkları bünyesinde barındırmak olduğunu vurgulayan konferanslar da söz konusu tehdide karşı akl-ı selimi tesis etmeye yönelik olarak birçok yerde düzenlenmeye başladı.

Ancak tüm bu gayretlere rağmen uzun yıllardır Amerika'da yaşayan bir arkadaşımın ifadeleri çarpıcıydı: "Ben İslamofobinin bu kadar arttığı bir ortamı 11 Eylül'den sonra bile görmedim!"

Ve ekledi: "Demek ki son 14 yıl Müslümanlar olarak kendimizi yeterli derecede anlatamamışız..."

Bu tespit gerçekten önemli.

Zira Müslümanların kendini yeterli derecede anlatamama problemi sadece Amerika'da yaşayan Müslümanlar için değil, tüm İslam alemi için düşünülmesi gereken bir sorun.

Neden mi?

Eğer siz Müslüman olarak İslam'ın güzelliklerini tüm dünyanın bilmesini istiyorsanız, önce o güzellikleri bizzat yaşayacaksınız.

Yani temsil edeceksiniz.

Mesela İslam "barış ve esenlik" dini diyor ve bunu tüm dünyanın anlamasını mı istiyorsunuz?

Önce siz hem kendi içinizde hem de etrafınızla ilişkilerinizde barışı tesis edeceksiniz.

İslam ahlakının “elinden ve dilinden emin olunan insan” prensibinin misali olacaksınız.

İslam’ın “sevgi” dini olduğunu mu göstermek istiyorsunuz?

Önce siz sevmeyi bileceksiniz.

Ve buna en yakınlarınızdan başlayacaksınız.

Müslümanların daha “birbirlerini” sevmeyi beceremediği bir ortamda İslam’ın sevgi dini olduğunu anlatmaya kalkmak, “başkalarına iyiliği emredip kendini unutmak” (Bakara, 44) demek değil de nedir?

İslam’a muhalefet ederek İslam’ı anlatmaya kalkmak mümkün mü?

Değil elbette.

Ve mümkün olmadığı için de yaşamadan anlatmaya kalktığımız birçok konu elimize ayağımıza dolaşıyor…

Kısacası, düzelmesini isteğimiz her şeyi önce kendi hayatımızda düzeltmeye başlamazsak “en iyi” günümüzün böyle olması da kaçınılmaz olacaktır…

O nedenle “anlatabilmek” için önce “yaşamaya” başlamak gerektiğini unutmayalım…

Bu yazı toplam 2305 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim