• BIST 98.314
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli : 10 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 13 °C

Artık “Ben yaptım oldu” dönemi bitti

M.Tanzer Ünal

Çok hoşuma gitti, çok!

Anıtkabir’den “o ucube”nin kaldırılmasına karar verilmesi, çok hoşuma gitti.

Bu sonuç, “halk iradesi”nin bir zaferidir.

Anıtkabir’e plastik çocuk parkı kurulmasına karar veren Genelkurmay Başkanlığı, halkın kararlı tutumu karşısında bu kararını geri almak zorunda kaldı.

Halk tepki gösterdi…

Duyarlı medya tepki gösterdi…

Ülkemizin dinamik güçleri tepki gösterdi…

Toplum vicdanını rahatsız eden büyük bir yanlıştan, akılalmaz bir yanlıştan dönüldü.

İyi ki, Genelkurmay Başkanlığı inat etmedi…

İyi ki, bazı zıpçıktı siyasetçilerin ve köşe yazarlarının abuk sabuk görüşlerine itibar etmedi…

Fazla uzatmadı, işin tadı kaçmadan, kararını geri aldı.

Bu, bir örnek olsun!

Bu, “Halk ne anlar, ben yaparım kimse itiraz etmez” diye düşünen yöneticilere bir ders olsun!

Türkiye’de artık “Ben yaptım oldu dönemi” bitti.

Bakmayın siz halkın sessiz sessiz durduğuna.

Kuzuların sessizliği var ortalıkta…

Bir konuda karar alırken, bir şey yaparken 40 kez düşünün!

 

Madem soruyorsunuz, yazayım…

Bazı okurlarım ısrarla öğrenmek istiyor…

“Meclis binasının bombalanan bazı bölümlerinin müze haline getirilecek olması konusunda görüş belirtmediniz. Ne düşünüyorsunuz?”

Görüşüm şu:

*Bir grup “dinci isyancı” tarafından yapılmış olsa bile, milli bir ordunun kendi millet meclisini bombalamış olması bizim için milli bir utançtır.

*Türkiye’nin, böyle bir utancı sürekli sergilemesinin anlamı yoktur.

*Utancımızı müze haline getirip başkalarının bize acımasını beklemek, onur kırıcıdır.

*Bu nedenle TBMM’nin 15 Temmuz’da bombalanan bölümleri derhal onarılmalıdır.

*Ulusumuza sürekli utanç yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.

Görüşüm net olarak böyle!

 

Neleri özledim?

Şaka maka, bugün 27’inci gün.

Geçirdiğim “yürüme kazası” nedeniyle, sağ ayağım 27 gündür alçıda.

27 gündür ev hapsindeyim.

Sağ ayağımı sürekli uzatarak oturabiliyorum…

Otura otura yoruluyorum…

Yata yata yoruluyorum…

İnsan, sahip olduğu şeylerin değerini, kaybedince anlıyormuş.

Meğer yürümek, bırakın yürümeyi adım atmak, ne büyük değermiş.

Yıllardır her gün 6 kilometre yürüyen ben, şimdi ancak yürüteçle tek ayağımla zıplayarak adım atabiliyorum.

Sırtüstü yatmak zorundayım, sağa sola dönemiyorum…

Gazete, kitap, dergi okuyorum, günlük yazılarımı aksatmamaya çalışıyorum.

Ziyaretime gelen dostlarımla sohbet ediyorum.

***

Dün aklıma düştü.

Bir aya yaklaşan ev hapsinde acaba neleri özlemiş olabilirim, diye düşündüm kendi kendime.

Sıraladım…

*Her sabah saat 6.30’da kalkıp yürüyüş yapmayı özledim. Yürüyüş yaparken, yürüyüş arkadaşlarım Emin Taşkazan, Hüseyin Örnek, Kazım Özok, Selim Yürekten’le yaptığımız uzun sohbetleri özledim…

*Havuz mevsimi bitmiş olmasına rağmen, her yürüyüşten sonra havuza girmeyi, yüzerken Ali Şirin’le sohbeti özledim.

*Haftada iki gün Hüseyin Örnek ve Ahmet Turan’la tenis oynamayı özledim.

*İşe gitmeyi, arkadaşlarımla toplantı yapmayı özledim.

*Zeynep Hanım’ın çaylarını özledim.

*Pazar günleri Maşukiye pazarına gidip alışveriş yapmayı özledim. Pazar yerinde pazarcı dostlarımla sohbet etmeyi özledim.

*Yenicuma Camii karşısındaki Köylüm Pazarı’ndan keçi peyniri, Bergama tulumu, zeytin, yumurta almayı özledim.

Başka, başka…

*Kebapçı Selman’da ve Derince’deki Ramiz’de köfte, Bursa Kebapçısı’nda döner yemeyi özledim.

Daha pek çok özlemim var.

Hele bir ayağa kalkayım…

Hele bir yürümeye başlayayım…

Hele bir otomobil kullanabileyim…

Bütün özlemlerimi gidereceğim.

 

Milli Eğitim’deki kafalara bakın!

“Neden biz böyleyiz” diye dövünüp duruyoruz…

“Neden başımız beladan kurtulmuyor” diye sürekli feryat figan ediyoruz…

Hiçbir şey sebepsiz değil.

Sebebi var…

Onlarca değil, yüzlerce, hatta binlerce!

Bir tanesi…

Bu ülkeyi yöneten kafalar.

Bağnaz, gerici, çağdışı kafalar…

Hepsi olmasa bile, aralarında epey var.

Dün gazeteler yazdı.

Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Bayram, sosyal medyadaki kişisel Facebook hesabından müthiş (!) görüşler paylaşmış.

Tam anlamıyla döktürmüş!

Demiş ki:

“Bir kadın, evinden süslenip çıkıp evine dönene kadar kaç erkeğin şehvetini tahrik etmişse, o kadar erkekle zina yapmış gibidir.”

Kafayı gördünüz değil mi?

Kadınlarımızı böylesine aşağılayan bir zihniyet, Burdur’da milli eğitimin başında!

Çocuklarımız bu kafalara emanet.

Ve işin daha da acısı, bu kafalar görevlerini sürdürmeye devam ediyor.

Milli eğitimde böyle kafalar yönetimde bulunduğu sürece, bu memleketin iki yakası nasıl bir araya gelsin ki!

Bu memleketin burnu nasıl pislikten kurtulsun ki!

Bu yazı toplam 1947 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
vatandaş
27 Eylül 2016 Salı 14:34
14:34
ne oldu bizim cengişz topel havalimanı hakkında verilen sözler. biz vatandaş olarak yeni seferler başlayacak diye beklerken bu perşembe son trabzon seferi ile cengiz topel 3. kez kapanıyor. bunu vatandaşa nasıl açıklayacaklar. sayın bakanımız thy ve anadolujet in tavrını aşamadımı hala ?
vatandaş
27 Eylül 2016 Salı 14:33
14:33
ne oldu bizim cengişz topel havalimanı hakkında verilen sözler. biz vatandaş olarak yeni seferler başlayacak diye beklerken bu perşembe son trabzon seferi ile cengiz topel 3. kez kapanıyor. bunu vatandaşa nasıl açıklayacaklar. sayın bakanımız thy ve anadolujetin tavrını aşamadılar mı ?
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim