• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 9 °C

Asalet ve Mahremiyet

Banu Gürer



“Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez…” (Ahzâb, 53)
“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.” (Nûr, 27)
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât, 12)
Muhtelif vesilelerle ortaya koyduğum bir iddiadır: İslam insana asalet kazandırır…
Tabii bu ancak İslam’ın doğru anlaşılmasıyla mümkün.
Eğer doğru anlaşılamazsa ne asalet ne de feraset kazanma ihtimaliniz var.
Yukarıdaki ayet-i kerimeleri zikretmemin sebebi de budur.
Zira İslam’ın “özel hayat”a bakışını adab-ı muaşeret çerçevesinde ortaya koyan çok önemli prensipler içermektedir.
Nedir o prensipler?
Birincisi, evler kişilerin mahremidir ve bu nedenle bu alana saygı göstermek zorunluluktur.
Nitekim ilk ayet-i kerimenin iniş sebebi; “Hz. Peygamber’den (S.A.V.) ilim öğrenmek” gibi iyi hatta “ulvî” bir niyetle dahi olsa O’nun (S.A.V.) evine vakitli vakitsiz giren ashaptan bazılarının bu davranışının, Hz. Peygamber’i (S.A.V.), özel hayat sınırına dikkat edilmediği için, rahatsız etmesi, ama onları kırmamak için bunu söylemekten çekinmesidir.
O dönemlerde Hz. Peygamber’in (S.A.V.) evi de bir nevi okul vazifesi gördüğü için orasının aynı zamanda bir ev olduğunu unutanlara bizzat Allah-ü Teâlâ bu hatırlatmayı yapmaktadır.
İkincisi, bu alana saygı göstermenin ilk etabı o alana giriş biçimidir.
Yani siz bir başkasının evine “gizlice” giremezsiniz. Gelişinizi haber vermek, ev sahibinden izin almak ve onlara “selam vererek” girmek zorundasınız.
Selam vermek sadece bir nezaket göstergesi olarak da düşünülmemelidir. Aynı zamanda sizden yana “selamette oldukları”nın güvencesini karşı tarafa vermek demektir.
Hatta Bakara suresi 189. ayetin vurguladığı üzere ancak “kapılarından” girebilirsiniz. Arkalarından değil.
Bunun yanında evlerin gözetlenmesi de hadislerde şiddetle yasaklanmıştır.
Üçüncüsü, başkalarının özel hayatlarında ne yaptıklarını araştıramaz, onlar hakkında zanda bulunamaz, dedikodularını yapamazsınız.
Bir başka ifadeyle kişilik haklarına taarruz edemezsiniz. Bunu yapmak bir Müslümanın ahlakına ve asaletine sığmaz. Zira Müslüman bu konularla uğraşmaz.
Yeter ki kişisel hakların kullanımı başkalarının haklarını ihlal etmesin.
Peki, “ayetle” vurgulanacak kadar önemli olan bu prensipler her zaman doğru anlaşılabiliyor mu?
Tarihimizde anlaşıldığına dair çok güzel örnekler var. Mesela eskiden evlerin camlarının cepheleri ve yükseklikleri, komşuların birbirini gözetlemesine mani olacak biçimde planlanırmış.
Bu özelliği saraylarda dahi görmek mümkün.
Ancak günümüzde “şeffaflığın” anlam kayması yaşadığı en önemli alanlardan birinin özel hayat olduğu ve bunun ev mimarisinden tutun magazinin kurumsallaşmasına kadar birçok alana yansıdığı düşünüldüğünde, bu konuda ciddi mesafe kaybettiğimiz de sanırım bir gerçek.
İşte bu nedenle en azından hayatında İslam’ı referans alanların söz konusu prensiplere riayet etmesi, aksi halde sebep olunacak veballerin büyüklüğü açısından ciddî önem arzediyor…
Yoksa İslam’ın insana kattığı asalet sadece “laf”ta kalacaktır…





Bu yazı toplam 1256 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim