• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 15 °C

Asrın afetinden sonra alınan yol ‘bir arpa boyunu” geçebildi mi?

Mesut Akbulut

Jeoloji Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Niyazi Temizkan, 17 Ağustos 1999’ta meydana gelen yüzyılın depreminin 15.yıl dönümünde hazırladıkları raporu açıkladı.

Raporu çok ilginç tespitler var…

Çok önemli detaylar var…

Birlikte okuyalım;

1999 yılının 17 Ağustos gecesinde 45 saniyede yitirdiğimiz on binlerce insanımız ve milyarlarca lira ekonomik kayıplarımızın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen bugün  17 Ağustos 2014’te itiraf etmemiz gerekiyor ki;

DEPREM NE YAZIK Kİ UNUTULMUŞ, UNUTTURULMUŞ ve YAPILANLAR İDARE-İ MASLAHAT’IN ÖTESİNE GEÇEMEMİŞTİR.

**

Ülkemiz gündeminden hiç çıkmaması gereken ve unutulduğu an meydana gelen deprem yıkıcı sinsi yüzünü son olarak 2011 yılında meydana gelen Van depremleriyle göstermiş, 1999 yılında meydana gelen depremlerden yeterli dersi çıkarmadığımız gerçeğini bir kez daha en acımasız bir şekilde göstermiştir.

 

ASRİN FELAKETİ

Ülkemizin jeolojik gerçekliği olarak depremlerle sık sık karşılaşacağımız bilinmesine karşın, deprem gibi bir doğa olayının "asrın felaketine" dönüşmesinin ardından geçen onbeş yıl sonra bugün, yaşadığımız çevrenin afetlere karşı daha güvenli olduğunu söylemek maalesef hala mümkün değildir.

 

DEPREM GERÇEĞİ

Son günlerde Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege Denizinden Van’a kadar ülkemizin çok geniş bir coğrafyasında meydana gelen depremler, ülkemizin olması gereken can alıcı gündem maddelerinden birisinin deprem olduğu gerçeğini bizlere defalarca hatırlatmaya devam etmektedir.

 

17.479 KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞ

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve büyüklüğü 7.4 olan bu deprem nedeniyle 17.479 kişi hayatını kaybetmiş,  45.953 kişi yaralanmış, 244.383 civarında konut ve işyeri hasar görmüş, üretim kaybı dahil GSMH üzerindeki olumsuz doğrudan ve dolaylı etkisi yaklaşık 15 milyar ABD Doları olarak hesaplanmıştır. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin devasa boyutta bir felakete dönüşmesinin temel nedeninin; yeterince mühendislik hizmeti görmemiş depreme dayanaksız yapılar, sağlıksız ve plansız kentleşmeler ile yanlış yerleşim alanlarının belirlenmesi olduğu gerçeği artık herkes tarafından kabul edilmiştir. TMMOB JMO olarak 1999 Depremlerinin 15. Yıl dönümünde, Ülkemizin depreme hazırlık açısından aldığı yolun kısa bir değerlendirmesini sizlerle paylaşmayı gerekli görüyoruz.

**

15 YIL NASIL GEÇTİ?

17 Ağustos’un üzerinden 15 yıl geçmiş olmasına rağmen;

-Sakarya’da yıkılması gereken ağır hasarlı 6 bina hala yıkılmamış, 750 orta hasarlı konutun onarımı gerçekleştirilmemiştir;

-Kocaeli’nde 06.05.2013 tarihi itibariyle orta hasarlı olan ve son kez tahkikatlarının yapılması veya yıkılması için tebligat gönderilen toplam 6723 adet bina bulunmaktadır. Bu binalarda kiracı olarak hala ikamet edilmektedir. Yakın civarda bile yaşanacak depremlerde ayakta kalması imkansız olan bu “hasarlı binalar, şimdi birer beton tabutluk” durumundadır.

-Düzce ilimizde de durum pek farklı değildir. Değiştirilmesi düşünülen kent yerleşim alanı daha yoğun bir şekilde yapılaşmaya açılmıştır.

-Bolu’da kent içi yoğunluğunun düşürülmesi amacıyla getirilen yapı yüksekliği sınırlaması, 2009 yılında yapılan yerel seçimlerin siyasi istismar alanı haline getirilmiş, akabinde kat yükseklikleri artırılmıştır.

Okul, hastane, yurt vb gibi ülke genelinde değişik amaçlarla hizmet veren kamu binalarının deprem güvenliğinin arttırılması konusu ilgili Bakanlıkların gündeminden düşmüştür. 2014 yılında durum hiç değişmemiştir.

 

NE YAPMALI?

Meslektaşlarımız tarafından hazırlanmış olan “YENİLENMİŞ TÜRKİYE DİRİ FAY HARİTALARI” ülkemizin deprem tehlikesi ve riskinin yüksekliğinin en önemli göstergesidir. Son yıllarda yaşanan depremler, gereken önlemlerin alınması için “bizlere doğanın bir uyarısı” olarak görmek, “geçen her saniyenin çok önemli olduğunun farkında olarak” ivedilikle eksikliklerimizi tamamlamak ve başta deprem olmak üzere ülke jeolojik koşullarının ürünü olan risklere ve teknolojik risklere karşı “etkin ve verimli bir afet yönetim sistemini oluşturmak” zorundayız.

 

ARADAN 15 YIL GEÇTİ, NE DEĞİŞTİ?

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak aradan geçen 15 yılın sonunda soruyoruz.

• Afet risklerini azaltmaya yönelik ulusal afet politikaları oluşturuldu mu?

• Ülkemiz afet tehlike haritaları hazırlandı mı?

• Afetlerle doğrudan ilintili yasalarda tek bir değişiklik yapıldı mı?

• Afet risklerini azaltmaya yönelik bütçe kalemleri, fonlar oluşturuldu mu?

• Halkın afet bilinci ve afetlerle mücadele kültürü geliştirilebildi mi?

 

HASARLI KONUTLARDA İKAMET EDİLİYOR

1999 depremlerinden sonra afetlere karşı mücadele adına hiçbir şey yapılmadığı söylenemez. Ancak, aradan geçen 15 yıldan sonra bugün dahi hasarlı konutlarda ikamet ediliyor olması bile, yapılanların  “durumun idare edilmesinden” öte bir anlamı olmadığını açıkça göstermektedir. Geriye dönüp baktığımızda bu gün sadece bir arpa boyu yol aldığımızı görüyoruz.

 

KADER DEĞİLDİR…

Unutmamak gerekir ki afet yönetimi idare-i maslahatçılığı kabul etmez. Bu zafiyetin bedelini başta yoksullar olmak üzere hep birlikte çok ağır bir şekilde ödemek durumunda kalabiliriz.

Depremler bu coğrafyanın jeolojik yapısının kaçınılmaz sonucudur.

Ancak, afetler bu ülke insanının kaderi değildir.”

**

Raporu okudunuz…

Sanırım siz de 15 yıldır yapılanların ne kadar yetersiz olduğunu görmüşsünüzdür…

niyazi.jpg

Bu yazı toplam 580 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim