• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 2 °C

Asrın felaketini unutmayalım

Bilal Dündar

Dün deprem uzmanı Naci Görür Marmara depremi kapıdadır, diye bir açıklama yaptı. Asrın felaketi olarak adlandırılan Marmara depreminin üzerinden 16 yıl geçti. Kocaeli, Yalova ve bir kısımda İstanbul da olmak üzere 18.000 kişi depreme kurban edildi. Hemen hemen hepimiz ailemizden, yakınlarımızdan ve dostlarımızdan birçok kayıp verdik. İlk üç gün ortada devlet de yoktu. Çünkü depreme karşı plan, proje ve hazırlık yoktu. İnsan olan herkesin unutamadığı o geceden acaba ders çıkarabildik mi? Bana göre ders çıkardığımızı söyleyemeyiz. Deprem bölgelerinden vereceğimiz aşağıda ki örnekler de ders çıkarmadığımızı ortaya koyuyor.

KOCAELİ: Kocaeli coğrafik bakımından küçük olmasına rağmen bütün sanayi kuruluşlarını bünyesinde toplamıştır. Fay hattının geçtiği noktalarda onlarca binanın bulunması bir vurdumduymazlık içinde olduğumuzu gösteriyor. Denizi doldurarak üzerine koskoca binalar dikmişiz. Deniz eninde sonunda kendisine ait yeri mutlaka geriye alır atasözü doğrudur. Değirmendere’de ki Konuk Restaurant, kahvehaneler, çay bahçeleri, dolgu üzerine yapılan binaların tamamı depremde deniz içine almıştır. Yeni Cuma Camii eski hali ile denizin hemen kıyısındadır. Şimdiki haline baktığımızda E–5 karayolu, Büyükşehir Belediye binası, Sabancı Kültür Merkezi, Valilik gibi yüzlerce bina denizin doldurulması ile inşa edilmiştir. Hala denizi doldurarak üzerine çeşitli bina ve tesislerin yapılması da bir faciadır.

Günümüzde deprem sonrası yıkılması gereken veya güçlendirilmesi gereken yüzlerce bina bulunmaktadır. Ne yazık ki bunların boya badana yapılarak birçoğu kullanılmaktadır. Olası bir Marmara Depreminde içindekilerle birlikte yok olacak bir faciaya göz yumuluyor. Buralar da oturan birçok kişi bu durumu bilmeden oturmaktadır. Yetkili, sorumlu kurum ve kuruluşlar ellerinde ki yıkılacak binaların listelerini mutlaka halka açıklamalıdırlar. Bu listeler açıklanmadığı müddetçe vicdanen ve hukuken yetkili ve sorumlu kurum, kuruluş ve kişiler halka karşı görevlerini yapmamış olurlar. Sakarya Üniversitesi yıkılması gerekirken halan kullanılmakta olan binaların listesini öğrencilerine ve kamuoyuna açıklamakla çok önemli bir görevi yerine getirmiş oluyorlar.

Kocaeli Üniversitesinin de bu binalarını açıklamak binlerce öğrencisine karşı görevi olduğunu düşünüyoruz.

 

SAKARYA: Komşu ilimiz Sakarya da depremde 4 bin insanını kaybetmiştir. Maalesef bu ilimizin de depremden yeterince ders çıkarmadığını görüyoruz.

Akyazı da fay hattının geçtiği noktaların sağ ve solunda 75 şer metreden toplam 150 metrelik alana imar yasağı getirmiştir. Ancak Akyazı Belediyesi halk böyle istiyor düşüncesi ile 2010 yılında fay koruma bandını Bayındırlık ve İskân Bakanlığından izin alarak 150 metrelik kısmın daha önce imar yasağı getirilmiş 130 metrelik kısmını ( önemli alan ) kabul edip imara açtılar.
Sakarya da Kocaeli’nde olduğu gibi yüzlerce bina yıkımı bekliyor. Sorumlu ve yetkili kişiler bu önemli konuyu ne yazık ki görmüyor ve duymuyorlar. Burada da ders çıkarılmadığı gün gibi aşikârdır.

 

YALOVA: Burası da depremde hasar görmüş bir yerdir. Açıklanan rakamlara göre 2 bin 504 kişi ölmüş 4 bin 505 kişi de yaralanmıştır. 27 bini ağır olmak üzere 82 bin bina hasarlı duruma gelmiştir. Bu şirin ilde yapılaşma oldukça bozuk ve karışıktır. Sokak araları 5 metre gibi daracık olup yangın ve acil durumda itfaiye bile yanaşamıyor.
Yalova da yapım hatası yüzünden yüzlerce kişi sorumlu olmakla beraber tek günah keçisi olarak Müteahhit Veli Göçer cezalandırılmıştır. Yıkılan yerlere gelişi güzel yapılan binalar bu ilinde ders çıkarmadığını gösteriyor.

Yukarıda verdiğimiz örnekler ve ilave edilecek onlarca örnek gösteriyor ki depremden ders çıkarmamış bulunuyoruz. Binlerce kaybımıza üzülüyoruz, ağlıyoruz, unutmadığımızı ve unutmayacağımızı her platformda dillendiriyoruz. Fakat deprem gerçeğine karşı ne yazık ki dürüst davranmıyoruz. İşi kader diye de niteleyemeyiz. Bu konuda ki dürüstlük deprem gerçeğine göre yapılaşmadan geçiyor. Japonya deprem kuşağı olmasına rağmen 8 şiddetinde onlarca katlı binada kimsenin burnu kanamazken 7 şiddetinde bir depremde Türkiye de binlerce kişinin ölmesi akılla, mantıkla bağdaşmamaktadır. Sonuç da diyebiliriz ki bu akılla, bu tutumla, bu mantıkla yaşanacak depremlerde binlerce ölümler kaçınılmazdır. Birbirimizi kandırarak, üç maymunu oynayarak çağa ayak uyduramayız.

Deprem asrın felaketi olarak 2 grup insan yarattı. Bunlardan birisi depremzedelerdir. Bu gruba giren insanlar evini, barkını, işyerini kaybettiler. Bir anda kendilerini yokluk içinde buldular.
Dışarıdan gelen birkaç lokmaya, bir bardak suya muhtaç haline geldiler.

Bir grup insanda deprem zade olarak ortaya çıktı. Bu uyanıklar fırsatı ganimete dönüştürdüler. Ev, işyeri, villa, arsa gibi birçok değerleri yok pahasına ele geçirdiler. İki üç sene içerisinde servetlerine servet kattılar. Deprem sırasında 1 e aldıklarını 10 a 20 ye katlayarak sattılar. İlimizde bile deprem sonrasında civar köylerden sudan ucuz fiyata aldıkları arsaları devlete, kurumlara, kuruluşlara ve kişilere birkaç misline devrederek milyarlarca para kazandılar.

Sonuç da ağlayanlar ve gülenler diye iki grup oluştu. Bunlara ilaveten bir grup insanda depremde dağıtılan yardımları toplayarak başka yerlerde satışını yaptılar. Ayrıca depremde hiçbir kayıbı olmayan bir grup insanda kendi sağlam evlerini kiraya vererek, barakalarda oturarak, yardımlardan yararlanarak fırsatı ganimete dönüştürdüler. Bu ve benzer olumsuzlukları herkes gördü ve yaşadı.

Her şeye rağmen Marmara Depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Sonuç da elimizden inşallah Allah bu acıları bir daha göstermesin demekten başka bir şey gelmiyor.

Bu yazı toplam 1043 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
G.Ö
18 Ağustos 2015 Salı 19:24
19:24
sağ olun var olun bilal bey sizinde yapıcı birleştirici ve pozif düşüncelerinize canı gönülden teşekkür eder anlamlı ve yapıcı yazılarınızın devamını bekleriz saygılarımla G.Ö
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim