• BIST 107.148
  • Altın 143,559
  • Dolar 3,5506
  • Euro 4,1367
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 30 °C

At izi, it izine karıştı mı?

Mehmet Özmen

17-25 Aralık operasyonlarının ardından resmen başlayan, 15 Temmuz’daki darbe kalkışması sonrasında da kaçınılmaz bir hal alan FETÖ ile mücadelede son günlerin moda sözü şu oldu:

“At izi, it izine karıştı…”

Konu hakkında ilk kez Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kullandığı bu ifade zamanla herkesin, karşıt görüşteki insanlara yönelik olarak sarf ettiği bir söz haline geldi. İktidar muhalefeti, muhalefet de iktidarı bu söz ile eleştirir oldu.

Fakat ben de bu konuda, yani at izinin, it izine karıştığı hususunda farklı bir noktadayım.

Evet, bu iki iz karma karışık bir hal almış. Zira FETÖ’nün PKK ve DHKP-C gibi terör unsurları ile bağlantılarının olduğu kimileri tarafından net bir şekilde ortaya konuluyor. Bu durum elbette sıkıntı verici. Yani bir terör örgütü ile mücadele ederken, o örgütün başka terör grupları ile olan ilişkileri karşısında zorlanabilir ve istediğiniz hedefe beklediğiniz zaman zarfında ulaşamayabilirsiniz.

Kısacası bu konuda Türkiye bir ülke ile mücadele etmiyor. İçeriden ve dışarıdan yığınla ülke ve terör unsurlarına karşı mücadele veriliyor.

İşte bu noktada gerçekten at izi, it izine karışmış. Din adına yapan DAEŞ’de, Ermeni terör örgütü PKK da, ABD ve İsrail’in uşağı olmuş DHKP-C de, sonrasında ortaya çıkan FETÖ de hepsi nasıl olduysa tek bir hedefe kanalize olmuş durumdalar…

Türkiye’deki iktidarı görev yapamaz hale getirmek…

Böyle bir durumda sizce ne yapmak gerekir?

 

O profesörü destekliyorum…

Geçtiğimiz günlerde bir olay başıma geldi. Çocukların oyun alanlarında bulunan ve çevredeki halkın da ürkerek mutlaka çocuklarının başında parka gelmelerine sebep olan köpeklerden üç tanesinin saldırısına uğradım.

Yaralandık ve soluğu hastanede aldık…

Üç kez aşı oldum ve karantina altına alınan köpeğin durumunun iyi olması ile sonrakilerin vurulmasına gerek kalmadı.

Olayın sebebi ise oğluma bir köpeğin havlayarak üzerine gelmesiydi.

Düşünsenize, o köpek çocuğuma bir zarar verseydi…

O hayvanı hangi hayvan sever bozuntusu elimden alabilirdi.

Olayın yaşandığı parkı kan gölüne çevirir, çevrede bir tane bile köpeği sağ bırakmamacasına mücadele ederdim. Buna emin olun…

Bunu açık açık söylüyorum. Bizi boş verelim, neticede belli bir yaşımız ve gücümüz var.

İlla endişe duyacağınız canlının insan olmasına gerek yok. Bu bir kedi ve kuş da olabilirdi.

O yüzden Kocaeli Üniversitesi’ndeki profesörü iyi anlıyorum.

Ve dahası hak veriyorum.

Şimdi buradan isim vermeye gerek yok, ama hayvan hakları diyerek o atıp tutanlar var ya, işte onlar benim gibi düşünemezler. 5 yaşına gelmek üzere olan bir çocuğun saldırısına uğradığı bir köpeğe ne yapılmalı?

Ben şahsen katli vacip derim.

Kısasa kısas derim…

Şunu kimse unutmasın ki; en iyi saldırgan hayvan ölü hayvandır. Hiçbir hayvanın değeri benim gözümde insan hayatından daha değerli değildir.

Hele ki benim çocuklarımdan…

Şimdi ben bunları yazıyorum ya, atıp tutmalar, vicdansız demeler, vay efendim yasalar var diyenler çıkacaktır.

Hiç birisini takmıyorum.

Ve tekrarlıyorum:

En iyi saldırgan hayvan, ölü hayvandır…

Bu yazı toplam 826 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim