• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 7 °C

Avara kasnaklara sordum bilemediler

Ruhittin Sönmez

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın en önemli vasfı konuşmayı çok sevmesi, çok konuşması ve inandırıcı konuşması olsa gerektir.

Cumhurbaşkanlığı yetkisine girsin girmesin her konuda fikrini beyan eder. O konuştuğu zaman da yirmi TV kanalı yayınlarını keserek canlı yayınla bizlere duyurur. O’nun her konudaki düşüncesini biraz TV seyreden, gazete okuyan veya sosyal medyayı takip eden herkes bir şekilde öğrenir.

Ama bazı konularda şaşırtıcı bir suskunluğa giriverir ki, biz vatandaşlar bu konularda nasıl düşüneceğimizi şaşırıveriyoruz.

Mesela “Sınırımızın 10 kilometre ilerisinde Türkmenler 10 günden beri bombalanıyor. Her şeye lafı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan susuyor. AKP seyrediyor.”

Mesela Tayyip Erdoğan, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın Genel Kurul'da Kürtçe bazı ifadelerden sonra yemin metni dışına çıkarak “Türk Milleti” yerine “Türkiye Milleti” demesine ilişkin yorum yapmaktan kaçınıyor.

“Asrın lideri” susunca da özellikle de medyada ve sosyal medyada görevli “avara kasnaklar” hepten boşa dönmeye başlayıveriyor.

Malum "avara kasnak" bir kayış tarafından çevrilen, tahrik eden ve tahrik edilen kasnaklar içinde güç aktarmayan, sadece kayışın gerginliğini sağlayan kasnaktır. Amacı sürtünme kuvvetini artırarak daha fazla güç aktarılmasını sağlamak olan mekanizmanın bir parçasıdır.

R. Tayyip Erdoğan bir hususta fikir beyan ettiyse, bu avara kasnaklar bu fikrin en güçlü bir şekilde topluma aktarılmasının bir aracı olurlar.

Bu avara kasnaklar ister dönemez olsun, isterse boşa dönsün de.. Biz merak ediyoruz. Çünkü muhalif kanalları susturulan; başka haber kaynakları neredeyse tüketilmiş olan; aydınlarının, yazarlarının resmi görüş haricinde fikir beyan etmekten korkutulduğu bir toplumuz.

Merak ediyoruz:

Ne olacak Bayır Bucak Türkmenleri’nin akıbeti? “

Ayn El Arap / Kobani’de PKK/PYD militanlarına kadar ulaşan şefkat ve himmet eliniz Türkmenlere de ulaşacak mı?

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın ifadesiyle soralım: “Hangi örgüte gittiği bütün dünya tarafından bilinen silahları ‘Türkmenlere giden yardım’ diye nitelendiriyordunuz. Şimdi Türkmenlere yardım yapmanın tam zamanıyken bırakın yardım etmeyi, neden kınamıyorsunuz bile.”

“Konuşsana Müslüman sesin hiç duyulmuyor. / Yoksa Türkmen Türk diye ümmetten mi sayılmıyor?”

Ne olacak Zana’nın yemin meselesi?

“Yeni Anayasa” ile “Türk” ifadesini kaldırarak mı çözeceksiniz, yoksa “inlerine mi gireceksiniz?”

7 Haziran sonrası yemin ederken düzgün okuyan bu kişi, kimden ve nereden cesaret aldı da yemin metnini şaşırıverdi?

Deyiverin gari…

 

ZEKÂMIZLA ALAY ETMEYİN

Yukarıdaki bahsettiğim “avara kasnak” görevini yapan, yani kendi fikrini anlatmak yerine, R.Tayyip Erdoğan’ın mesajlarını güçlü bir şekilde topluma iletip, ikna edilmesine yardımcı olan yazarlardan biri bakın ne diyor:

Hürriyet Gazetesinde Akif Beki “Erdoğan'ın 'özgür basın'a iltifatı” başlıklı bir yazı yazdı. Cumhurbaşkanının, 19 Kasım’da ATV ile A Haber kanallarının ortak yayınında, seçim yasaklarını ihlal gerekçesiyle YSK’nın (yandaş) A Haber’e kestiği, RTÜK’ün de uyguladığı cezalar konusundaki açıklamalarını aktardı.

Erdoğan’ın, ‘yayın yasağı’ şeklindeki bu ‘sansür’ cezalarına çok sert çıktığını, cezalandırmayı haksız ve yanlış bulduğunu aktaran Akif Beki, bu açıklamaları “en liberal, en özgürlükçülere bile parmak ısırtacak bir manifesto” olarak tanımladı.

Erdoğan bu konuşmasında “Özel sektörün görsel ve yazılı yayınlarına müdahale edilemeyeceğini, RTÜK’ün de YSK’nın da buna hakkı olmadığını, gönlünde kim varsa onu çıkaracağını, istediğini çıkarıp istediğini çıkarmayacağını,  her medya grubunun dilediği tarafı tutup dilediğince tek yanlı yayın yapabileceğini... Buna kimsenin karışamayacağını..” ifade etmişti.

Öncelikle başlık yazarın demokratik bir zihniyete çok uzak olduğunun işareti. Bir Cumhurbaşkanının basın özgürlüğünü dile getirmesi “özgür basın’a iltifat” olarak nitelendirilmez. Özgür basın demokrasilerde 4. kuvvet olarak tanımlanır. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre bu kuvvetler birbirlerine iltifat etmez, sadece özgürlüğüne, görev ve yetkilerine saygı duyar.

İkincisi, Erdoğan’ın bu konuşmayı yaptığı andan geriye doğru sadece üç aylık uygulamaya bakmak bu konuşmayı ne kadar ciddiye almamız gerektiğini göstermeye yeter.

Cumhurbaşkanının “Bunlar bana ihanet ettiler, yalnız dahi kalsam sonuna kadar bunu sürdüreceğim” dediği Cemaat mensuplarının şirketlerine “el konuldu.” (Bazıları buna “çökme” diyor.)

“Kendisine ihanet eden” bu medya hukuk devletlerinde bir benzeri görülemeyecek şekilde etkisiz hale getirildi.

Anlaşılan “Ceza hukukunda yeri olmayan ‘paralel devlet / legal görünümlü illegal yapı’ kavramları yeterli olmadı, ilaveten “Tayyip Erdoğan'a ihanet” kavramı ile takviye ediliyor.

Bazı Cemaat mensuplarının geçmişte yaptığı hukuksuzluklar, yapılan bu hukuksuzlukları meşru kılmaz.

“Özel sektörün görsel ve yazılı yayınlarına müdahale edilemeyeceğini” anlatan zatın inandırıcı olabilmesi için söz ve eylemlerinde bir uyum olmasını beklemek, sıradan zekâlı bir insanın normal davranışı değil midir?

Bunlar galiba zekâmızla alay ediyorlar…

 

GOEBBELS’İN İLKELERİ:

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu “Tarih gelecektir... Çünkü tarih, geçmiş olayları inceleyip, oradan ulaşılacak bilgi ve tecrübelerle geleceğimize yön veren bir bilimdir” diyor.

Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in aşağıda bir kısmını verdiğimiz ilkelerinden bugünümüzü anlamak ve geleceğimizi tahmin etmek için yararlanabiliriz:

“-Gerektiğinde yalan söylemekten kaçınmayın ve utanmayın. İnsanların beyni tembeldir. Tembel beyin yalanı çok daha iyi hazmeder.

-Yalanlarınızdan da asla geri adım atmayacak sürekli tekrar edeceksiniz. Bunu yapınca halk o söylemin size ait olduğunu unutur ve kendi fikriymiş gibi inanmaya başlar.

-Söylediğiniz yalan ne kadar büyükse o kadar etkili olur.

-Karşı taraf haklı bile olsa herhangi bir konuda hatalı olduğunuzu, yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyeceksiniz.

-Suçu da asla kabul etmeyecek ve üstlenmeyeceksiniz. Geri adım atmak olmayacak.

-Hep saldıracak, karşı tarafı savunmada bırakacaksınız. Siz değil onlar savunmada kalacak.

-Size karşı yapılan suçlamaları görmeyecek ve duymayacaksınız.

-O yalancılar için gerekenler ‘bağımsız Alman yargısı’ tarafından yapılacak ve cezalarını bulacaklardır.

-Gerektiğinde sadece bir tek rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyi onun veya onların üzerine yıkmaya çalışın.

Bu yazı toplam 927 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim