• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 7 °C

Avrupa’nın gerçek yüzü

Haluk Ulusoy

Geçen sene yazmaya başladığım zaman siyasi görüşümü tarif etmiştim. Şu günlerde tekrar etmekte yarar görüyorum.

Ben, oy vermeye başladığım günden bu yana, yerel ve genel seçimlerde, bölücü fikirleri savunan partiler hariç, tüm partilere oy vermiş biriyim.

Yani hiçbir partiyi takım tutar gibi tutmadım.

Tutmuyorum.

Parti programlarını okurum, taahhüt edilenleri dinlerim ve kararımı veririm. Evimizde de sözde değil özde demokrasi vardır. Ne eşime ne de çocuklarıma karışmam ve benim yaptığım gibi okuyup, anlayıp oy vermelerini telkin ederim.

Şimdi bu beni ne yapar? Kimilerine göre liboş, kimilerine göre iş adamı, kimilerine göre yandaş, kimilerine göre dönek, kimilerine göre akıllı.

Siz hangisini seçmek isterseniz onu seçin ve yaftalayın gitsin. Ama bir konuda asla eleştiriye tahammülüm yoktur. O da vatan sevgimdir, bayrak sevgimdir, vatandaş sevgimdir.

Bu konuda laf edene kırılırım ve çok kızarım. Çünkü bu ülkenin nasıl kurulduğunu bilirim. Kurucu atalarıma minnet ve şükran duyarım, bayrağımın anlamını bilirim. Gidecek başka yerimizin olmadığını bilecek kadar da farklı ülkelerde uzun süre yaşadım ve dünyayı dolaştım.

Bu sebeple, Avrupa’da son günlerde yapılan siyasi hamleleri gayet iyi anlıyorum. Bu hamleleri bu kadar yadırgamamak lazım. Biraz tarih okuyan biri ‘Biz bu filmi daha önce de gördük der’ ve neden rahmetli İsmet İnönü’nün bu heriflere güvenip ikinci dünya savaşına girmediğini bu vesile ile hatırlar. Ekmeğin karneye bağlanması falan iç politika malzemesi yapılmıştır. Asıl sebep birinci dünya harbinde Almanlardan yediğimiz kazıkların İnönü tarafından hatırlanmasıdır.

Bizim Avrupalılara karşı bir kompleksimiz var, onlar bizi istemez, ama biz illa da onlarla birlikte görünmek isteriz. Her yaptıklarını doğru kabul ederiz. Her ürettiklerini daha iyi kabul ederiz. Üretmekten ziyade, onlardan almayı tercih ederiz.

Ne kadar yanlış…

Fakat bir gerçek var, bu iyi düşünülmüş ve uygulanmakta olan bir algı operasyonudur.

Herifler, bizden çaldıkları tarih tarafından tescil edilmiş olan LALE ile dünyada ticaret yapıyorlar, biz beceremiyoruz. Neden?..

Neden bu konuyu üniversiteler araştırıp da bir plan olarak sektörün ve devletin önüne koymuyorlar.

Hadiselere hep hırsla ve yanlış bakıyoruz. Bakanlarımıza yapılanları asla unutmayalım. Mutlaka günü gelince karşılığını verelim. Bunu hırs ile yapmayalım, AKIL ile yapalım.

Çiçek üreticilerimizi destekleyelim. Adamların dünya çapındaki tüm pazarlarında, devletimizin vereceği sübvansiyonlarla fiyat rekabeti yapalım. Adamlara bir tane gül, bir tane lale dahi sattırmayalım. Uzun vadeli planlar yapalım.

Sonucunda bu planlar, ülkemizde üretimi artırır. İşsizlerimize iş bulur, ekonomimizi büyütür. 50, 500, 5000 Hollandalı veya Avusturyalıyı dövsek ne olur, hiçbir kazanımımız olamaz. Bu kez akıllı olalım. Gelin hepsinin ağzını burnunu kıralım, ama bunu yaparken elimizi acıtmayalım. Üretimimizle yapalım, ekonomimizle yapalım, demokrasimizle yapalım…

 

TURİZMDE Kİ SKANDAL

Alman turizminin önde gelen isimlerinden TUİ’nin eski Başkanı Karl Born, 2017’de Türk turizminin boykot edilmesinin konuşulması Berlin Fuarı’nın en önemli konusudur demiş…

Dünyanın en büyük Turizm Fuarı (İTB 2017) Berlin’de 8 Mart’ta açıldı. Türk turizminin belkemiğini oluşturan Almanca konuşan turistleri tekrar kazanmak için Türk turizm sektörü uzun bir süredir bu fuarını bekliyor ve hazırlanıyordu.

Gündeme bomba düştü.

Almanya ile Türkiye arasında son yaşanan gerginlikler ve bizim politikacıların, Almanya’yı faşistlik ve Nazilikle suçlayan söylemleri, Alman turizmcilerin (2017 NO TURKEY) kampanyası başlatmalarına neden olmuş. Çok üzücü bir durum, inşallah bir an önce normalleşme gerçekleşir.

Ayrıca, Alman kamuoyunda yapılan bir turizm anketinde (GfK-Studie) 2016’da Almanların yüzde 42’si “Artık hiçbir zaman Türkiye’ye gitmeyeceğim” derken, 2017’de bu oran yüzde 8 artarak yüzde 50 seviyesine yükselmiş durumdaymış.

Yani dünyada tatile en çok para harcayan ve en çok seyahat eden Alman milletinin yüzde 50’si “Artık hiç Türkiye’ye gitmeyeceğim” diyormuş.

***

Dünyanın en büyük acentelerinden olan Hotelbeds’e göre geçen yıl Almanya’dan İspanya’ya yönelik seyahatlerde rekor artış olmuş. Alman gezginlerin geçen yıl en çok tercih ettiği ülke yüzde 26’lık artışla İspanya olmuş.

Alman gezginler için hızla büyüyen diğer destinasyonlar ise Tayland, Yunanistan, Portekiz ve Hırvatistan olmuş.

Dinleyin…

Duyuyor musunuz, ding dong, ding dong, ding dong…

Bunlar ALARM çanlarının sesleri.

Bu ALARM çanları sadece otelciler için çalmıyor. Domates üreten, gazoz yapan, sebze satan, et ürünleri satan, süt ürünleri satan, temizlik kağıdı satan, baharat satan, deterjan satandan tutun, otobüsçü, taksici, tekstilci, turistik eşya satıcıları ve oralarda çalışan insanların tümü için çalıyor.

Boş vermeyin lütfen, “turiste selam, Ortadoğu’da kavgaya devam” felsefesi bizi bitirir.

Hedefimiz içerde ve dışarıda sıfır sorun olmalı. Tekrar bu ayarlara dönülmeli. Dönülmeli, ama aynı Avrupa’nın yaptığı gibi sinsilikle, ince planları iç politika için değil, dış politika için uzun vadeli yaparak dönülmeli.

***

Gelelim iç politikaya…

Avrupa’da, son günlerde yaşananların 16 Nisan’da yapılacak olan referandumla hiçbir ilgisi yok. Bazıları mağduru oynuyor. Vay şöyle, vay böyle şeklinde taraflı, saçma sapan yorumlar yapıyorlar. Kardeşim yapılanlar AK Partili bakanlara değil! Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcilerine yapılmıştır. Seversin veya sevmezsin, ama ortada Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yapılan bir diplomatik skandal söz konusu.

Referandumda evet oyları artsın diye yapılmış bir eylemmiş!

Bak hele…

Ne alakası var, bizim anayasa değişikliğimizle Hollandalı dangalakların yaptığı terbiyesizlik arasında.

HİÇ ama HİÇ bir alaka yok.

Bunu söyleyenler bizleri aptal mı sanıyorlar?

Bu bir referandum ile yapılacak olan sistem değişikliği!

Yani benim, çocuklarımın, torunlarımın nasıl yönetileceğini karara bağlayacak olan metin. Bu bir seçim değil, yapılan terbiyesizlik de AK Parti’ye yapılmış bir terbiyesizlik değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış olan bir terbiyesizliktir.

Bu yazı toplam 1566 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim