• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

"Aydınlık" Yüzlü Aydınlar...

Banu Gürer




Şurası muhakkak ki bir ülkenin ilerlemesinde, ülkenin aydınlarının bu doğrultuda yaptıklarının büyük payı vardır.
Zira eski tabirle "münevverleri" özveriyle çalışan ülkelerin hızla kalkındığına, medeniyetlerin oluşumuna katkıda bulunduklarına tarih pek çok kez şahitlik yapmıştır.
Aydınlar her zaman bu etkiye mi sahip?
Ne yazık ki hayır.
Bahsettiğimiz hususun tersini, hem de sıkça, görmek bugün dahi mümkün.
Bunun için uzaklara gitmeye de gerek yok.
Ülkemize baktığımızda konuyla alakalı tablo hemen dikkati çekmektedir.
Aslında Türkiye açısından bu tablonun çok yeni olmadığını da belirtmek gerekir. Çünkü bilhassa Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren tartışılan önemli problemlerden biri, “aydınların” kendi ülkelerine yabancı olup olmadıkları meselesidir.
Bugün itibariyle de zaman zaman bu konuların işlenmesi, sorunun çözüme kavuşmadığını göstermektedir.
Öyle ki; bugün ülkemizde “aydın” olarak nitelendirilen bazı isimlerin, adeta ülkenin geleceğini “karartmaya” yönelik yarış içerisinde bulunduklarını, ülkenin ciddi meselelerini, aynı ciddiyetle ele alıp “ülke için” çözüm üretmek yerine; çözümsüzlük merkezleri olarak faaliyet gösterdiklerini esef ve öfkeyle seyrediyoruz.
Bir aydın olarak ülkenizin meselelerine bizzat ülkenin penceresinden bakmazsanız/bakamazsanız, çözümsüzlüğün kaynağı olma yolunda temel hatayı yapmış olursunuz.
Hal böyle olunca ülkenizin meselelerini kendi meseleniz olarak sahiplenip çözümü ona göre üretmeniz de imkansız olur.
Halbuki aydın dediğiniz zaman, ki burada maksadım tartışılan bu kavrama dair bir alternatif tanım koymak değildir, halkı iyiye ve güzele doğru yönlendiren, mevcut kafa karışıklıklarını “aydınlatan” ve bu esnada bir ayağı kendi kültüründe diğer ayağıyla dünyayı dolaşacak geniş bir bakış açısı ve “donanıma” sahip olarak meseleleri bu çerçevede çözümlemeye çalışan insanları anlamak yanlış olmasa gerektir.
Gelin görün ki bugün ülkemizde tartışılan belli konulara dair halkın kafasının “aydınlanmak” yerine daha da karışmasına bizzat "bazı aydınlar" sebep olmuyor mu?
Mesela “geçmişiyle hesaplaştırılan” insanımızın bu esnada çok haklı meselelerinde dahi kendinden şüphe eder hale getirilmesinde rol oynayan aydınlarımız hangi meseleyi nasıl çözmüş oluyorlar?
Özellikle son birkaç yıldır ayyuka çıkan bilgi ve zihin kirliliğinin kaynağında bilgi üreten merciler olarak kabul edilen "bazı aydınların" payı yok mu?
Meselelere bu örneklerden hareketle bakan insanımızın "üst seviyede" bir anlayış kazanması ihtimali var mıdır? Veya meseleleri ciddiyetle ele alabilme ihtimalleri?
İşte bu nedenle gerçekten aydın vasfını taşıyan ve bu konuda sorumluluk hissedenlerin seslerinin daha gür ve net çıkması gerekir...
Unutulmamalı ki, diploma sahibi olmak aydın olmak için tek başına yeterli değildir. Bilgi faydalı kullanıma dönüşmüyorsa, üretime ve hizmete vesile olmuyorsa yüktür.
Alınan diploma önce alan kişiyi sonra da bu kişinin muhatap olduğu insanları aydınlatmalı ki günümüz ve geleceğimiz aydın olsun…






Bu yazı toplam 1472 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim