• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 5 °C

Ayvalık denince, ne akla gelir?

M.Tanzer Ünal

 

                       

Zeytin, zeytinyağı…

Balık, rakı…

Temiz deniz, bol oksijen…

Taş evler…

Cunda Adası, Şeytan Sofrası, Sarımsaklı Plajları…

Yetti mi?

Yetmedi…

Bir şey daha ekleyelim.

CHP’nin hep kazandığı, AKP’nin hep kaybettiği ilçe…

Son seçimlerde DSP biraz daha gayret etseymiş, AKP’yi “dördüncü” sıraya itecekmiş.

CHP, yüzde 37. 4’le birinci…

MHP, yüzde 28. 2 ile ikinci…

AKP, yüzde 15. 7 ile üçüncü…

DSP, yüzde 15’le dördüncü.

Anlayacağınız, AKP karşıtı oyların toplamı yüzde 84. 3.

Bu, bölgede yaşayan insanların kişilik yapısından kaynaklanan siyasi bir sonuç!

                                                                              **********

Merak etmeyin, bu yazının “siyasi bölümü” bu kadar.

Okurken, Ayvalık halkının siyasi eğilimini de bilin istedim.

Ayvalık’ın yeni Belediye Başkanı Rahmi Gencer…

Aday olmadan önce Ayvalık Ticaret Odası Başkanı’ymış.

Söylendiğine göre, Rahmi Gencer’in belediye başkanlığına aday gösterilmesini bölgeye ilgi duyan Koç, Sabancı, Komili aileleri çok istemiş.

Kendisinden çok şey bekliyorlar.

 

 

30 yıl sonra ikinci gidiş

                                               *********

Ayvalık’a 80’li yılların başında gittiğimi hatırlıyorum.

Çocuklar küçükken sahili izleyerek tüm Ege’yi dolaşmıştık.

Cunda’ya tekneyle gidip dönmüş, Şeytan Sofrası’na çıkıp o muhteşem manzarayı seyretmiştik.

Kısmet oldu, bir dostumuzun kızının düğünü nedeniyle geçen hafta tekrar Ayvalık’taydık.

Bu defa “alıcı gözle” gezdim, gördüm, yedim içtim…

Anlatılanları can kulağıyla dinledim.

Sizlerle paylaşmak için…

Anlatacağım iyi şeyler de var, kötü şeyler de…

Ne gördüysem o!

Önce olumsuzluklar…

Kent dokusu, korunamamış.

Ayvalık’ın merkezinde de, Cunda adasında da durum aynı.

Halbuki, Ayvalık ve çevresi 1976 yılında “doğal ve tarihi sit alanı” ilan edilmiş.

Edilmiş de, gördüğüm kararıyla bu kararı pek takan olmamış.

Eski taş binaların önüne getirip çirkinlik abidesi beton binaları dikmişler.

Kim, nasıl izin vermiş, neden hâlâ o binalar orada duruyor, bilinmez.

Dikkatimi çeken diğer bir durum…

Sahilde, yol ile deniz arasında kalmış eski zeytinyağı fabrikaları var.

Yıkık, dökük, harabe…

Bunlar neden böyle duruyor?

Efendim, sit alanı olduğundan dokunulamıyormuş.

“Koruma”nın anlamı bu olmasa gerek.

Madem yıkıldı, madem harabe, projesine uygun restore edilmesi, değişik amaçlarla kullanılması gerekir.

Yeni dönemde sorunun çözüleceğini söylüyorlar.

İnşallah, diyelim.

Gerek Ayvalık’taki, gerekse de Cunda’daki dar sokaklı, taş evli mahalleler korunmuş…

Ama aynı zihniyetle…

Bir gücün, bir elin bunları restore ettirip turizme kazandırması gerekir.

Bu konuda bir gayretin, bir projenin olduğunu sanmıyorum.

Ayvalık’ta içimi acıtan görüntüler bunlardı.

 

 

Balıkçılık ve zeytincilik, kutsal birer meslek

                                               *******

Ayvalık ekonomisi zeytinciliğe, balıkçılığa ve turizme bağlı.

Balıkçılık kutsal bir meslek…

Barbunya, çipura, izmarit, levrek, kefal, dil, pisi, lüfer, mercan, kırlangıç…

Hepsi bol ve mevsiminde ucuz.

Balık tutmaya meraklı olana, bedava…

Ayvalık’ta nişan törenlerinde, oğlanın nişanlısına gönderdiği ilk hediye; levrek, çipura veya mercanmış.

Bununla evliliğin mutlu olacağına inanılırmış.

Düğün davetiyelerine, “Denizde balık-Yüreğim ona yanık-Düğünümüz bu pazar-Davetlidir Ayvalık” dizelerini yazmak gelenektenmiş.

                                               *******

Balıkçılık gibi zeytincilik de kutsal…

Ayvalık’ın çevresi göz alabildiğine zeytinlik!

Ziraat Odası’na kayıtlı 6500 zeytin üreticisi varmış.

Ticaret Odası’na kayıtlı zeytin ve zeytinyağı işi yapan firma sayısı ise 83.

İlçede zeytinyağı üreten 24 tesis bulunuyormuş.

Zeytin severler, zeytine aşık olanlar, zeytinin önemini şöyle ifade ederler:

“Zeytin ağacı kadar uzun yaşayan ağaç var mı? Bu ağaç, topraktan ve çevreden gelen zararlılara karşı direnir. Zeytinyağı, işte böyle bir ağacın ürünüdür. Gelmiş geçmiş imparatorların başını zeytin süsler…”

 

 

Cunda mı, Alibey Adası mı?

                                               ********

Osmanlı dönemindeki adı, Cunda…

Cumhuriyet dönemindeki adı ise, Alibey…

Trafik tabelalarında “Cunda(Alibey)” yazıyor.

Her ikisi de kullanılıyor.

Ama daha çok “Cunda” olarak anılıyor.

İyi de, “Alibey” ismi nereden çıkmış?

Kurtuluş Savaşı yılları…

Padişah, “Yunanlılara teslim olun” emrini vermiş.

Ancak Ayvalık’taki birliğin komutanı Yarbay Ali Çetinkaya, bu emre uymamış ve silahlı mücadeleye başlamış.

İşte bu nedenle Cunda’nın adı “Alibey Adası” olarak değiştirilmiş.

                                                                              *******

Bölgeye sık gitmeyenler, Cunda’yı “ada” bilirler.

Değil…

Bir zamanlar adaymış, şimdi değil.

Cunda ile Ayvalık arasında “Lale Adası” var.

O da ada değil, ama ada diyorlar.

Önce bu ada, anakara ile birleştirilmiş.

Taaa 1817’lerde…

 Deniz o zamanki şartlarda doldurularak 700 metrelik yol yapılmış.

Cunda Adası ile Lale Adası’nı bir boğaz ayırıyormuş.

1964 yılında, yani 50 yıl önce de buraya bir köprü yapılmış.

Altı ayak üzerinde 54 metre uzunluğunda…

Böylece Ayvalık’tan Lale ve Cunda adalarına karayoluyla ulaşılır olmuş.

Köprünün iki başına, “Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü” yazmayı da ihmal etmemişler.

Köprüden ilk defa geçenler, o tabelaya gülümseyerek bakıyor.

                                                               ******

Cunda’nın sahilindeki balık lokantaları muhteşem!

Balıkları ve mezeleri…

Bir de “Taş Kahve” var.

Yüksek tavanlı, içinde kırlangıçların uçuştuğu otantik bir kahve…

Giderseniz, çay içmeden, bir şeyler atıştırmadan dönmeyin!

Bir de…

Taş evli dar sokakları mutlaka gezin.

Ve geze geze en tepedeki kafe-kütüphaneye mutlaka çıkın.

Koç ailesi tarafından restore edilmiş eski küçük bir kilise.

İçi kütüphane, önü kafe…

Kütüphanede eski Büyükelçi Necdet Kent’in kitapları var.

Necdet Kent, Coca Cola’nın başındaki Muhtar Kent’in babası…

Burada oturup Cunda’yı, diğer adaları ve Ayvalık’ı seyretmek inanılmaz bir duygu.

Cunda’nın kışın 3 bin olan nüfusu, yaz aylarında 20 bini buluyormuş.

Oturanlar, 1924 nüfus mübadelesiyle Girit ve Midilli’den göç eden Türkler.

Rumlar Midilli ve Girit’e gitmiş, Türkler Cunda’ya gelmiş.

Unutmadan yazayım…

Ayvalık’ın önünde irili ufaklı 22 ada bulunuyor.

Bunlardan sadece Cunda’da yaşam var.

Diğerleri boş…

Ne konut, ne turistik tesis hiçbir şey yok.

                                                                              *********

Ayvalık’la ilgili yazacaklarım bu kadar.

Gelecek pazar size Midilli’yi anlatacağım.   

Bu yazı toplam 870 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mehmet
12 Haziran 2014 Perşembe 01:02
01:02
Rakı-balık-Ayvalık
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim