• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 5 °C

Azerbaycan’da 31 Mart katliamı

Bilal Dündar

1918 yılının 29–31 Mart günlerinde Bolşevik-Komünist bayrağı altında Birleşmiş Ermeni çeteleri Bakü’de, Nahçivan’da, Kuba’da, Şamahı’da, Lankeran’da Azerbaycan halkına akla hayale gelmeyen zulümleri yaşatmıştır.
Yukarıda adı geçen yörelerde 12–14 bin arasında Azeri Türkünü katlettiler. Kutsal, tarihi, turistik ne varsa yakıp yıktılar. Ele geçirmek için hedefledikleri yerlerde ki 250.000 Azeri Türkünü yerlerinden yurtlarından sürerek kaçkıncı durumuna düşürdüler. Bu plan ve proje daha sonraki yıllarda da kesintisiz uygulandı.
Rusların desteği ile yapılan bu katliamın öncelikli amacı Azerbaycan’ın özgürlüğünün yok edilmesidir. Rusya için Azerbaycan altın yumurta yumurtlayan tavuk görünümündeydi. Bu gerçeği Lenin “Bakı petrol, ışık ve enerjidir” diyerek dile getiriyordu. Bu gerçekten hareket ederek söyleyebiliriz ki Rus ve Ermeni çeteleri her dönemde ellerini ve gözlerini Azerbaycan üzerinden çekmediler.
29–31 Mart katliamı günlerce devam etti. Bu vahşeti Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa komutasında ki Kafkas İslam Ordusu Mayıs ayında müdahale ederek durdurdu.
Bu müdahale kardeşin kardeşe karşılık beklemeden verdiği tarihi bir destekti.
Türk halkı kardeşi olan Azerbaycan halkını yok olmaktan kurtarmıştır. Bundan sonraki dönemlerde de şartlar ne olursa olsun bu kardeşlik ilişkisini bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
31 Mart katliamını yapanları şiddet ve nefretle kınayıp, hayatını kaybeden şehitleri rahmet ve minnetle anıyorum.

Biz seçmiyoruz sadece onaylıyoruz
Milli irade sözü hikaye oluyor
Bir ülkenin demokratik olabilmesi için her şeyden önce partiler kanununun ve seçim sisteminin demokratik olması gerekir. Yüzde 10 baraj uygulaması gerçek demokrasi ile idare edilen hiçbir ülkede yoktur. Bu baraj uygulaması biraz fazla oy alan partiye hak ettiğinin çok üzerinde milletvekili çıkarma imkânı veriyor. Yüzde 10 barajının altında kalan partilerin oyu hiçbir surette işe yaramıyor, çöpe gidiyor.
Siyasi partilere üye olanların bile partilerin üzerinde tercih hakları yok, etkileri yok ve yaptırım güçleri hiç yoktur. Genel başkanlar ve çevresinde karar verici birkaç kişi ne derse o oluyor. Gerisi laf, gerisi göz boyama ve oyalamadır. Hakim nezdinde sandık konularak tüm üyelerin iştiraki ile ön seçim yapılmasına hiçbir parti yanaşmıyor. Biliyorlar ki o zaman genel başkan ve çevresinin yaptırım gücü azalacak.
Seçilen milletvekilleri kendilerine değil halka hesap verecekler. Bu da onların işine gelmiyor, ipleri ellerinde tutmak istiyorlar. İpler ellerinde olduğu içindir ki seçim öncesi aday adayları Ankara’nın yolunu aşındırıyor. Genel başkanlara yolunu bulup ulaşmaya çalışıyorlar. Ulaşamadıkları takdirde Genel merkezden birilerinden söz ve destek almak için her yola başvuruyorlar.
Nihayetinde her parti o ilden çıkacak milletvekili sayısı kadar sıralanmış bir listeyi illere gönderiyor. Örneğin Kocaeli’nden 11 milletvekili adayını belirten sıralamalı liste geliyor. Gerek partililer ve gerekse oy verecek seçmenlerin bu sırada tercih hakkını kullanıp, sırayı değiştirme şansı bile yoktur.
Seçmenin yani bizlerin tek yaptığı şey o listeye evet demekten başka hiçbir fonksiyonu yok. Tanısan da, tanımasan da, bilsen de, bilmesen de, istesen de, istemesen de önemi yok. Sadece “evet” de yeter. Önünüzde üç tas çorba var. İçinde ne olduğunu bilmiyorsunuz. Tuzu, yağı, tadı ve içindeki malzeme nedir bilmiyorsun.
Ama üçünden birini içmeye mahkûmsun. Diğer dönemlerde olduğu gibi 12 Haziran seçimlerinde de senaryo aynı, yol, yöntem aynıdır. Yani aynı tas, aynı hamam…
Seçimlere 2 ay gibi bir zaman kalmasına rağmen partilerin seçim programlarını gören ve bilen yok. Zaten ilgilenen ve okuyan da bir elin parmakları kadar azdır.
Genel başkanların sataşmaları, laf oturtmaları, gol atmaları birbirlerini belden aşağı vurmaları gündem oluşturacaktır.
Batı ülkelerinde olduğu gibi televizyonlara çıkıp beraberce programlarını tanıtmaları, halkın gözü önünde düzeyli tartışmaları, ne yapacaklarını anlatmaları, gelen sorulara cevap vermeleri gibi özlemlerimiz kursaklarımızda kalıyor.
Ülkenin gerçek gündemi işsizliktir, yoksulluktur, yolsuzluktur, kayırmadır. Maalesef bunlar gündemde yine olmayacak. Yapay gündemde boğulup gideceğiz.
İnsan kendisine sormadan edemiyor. Acaba biz kimiz, biz neyiz, milli irade nedir ve biz milli iradenin neresindeyiz?
Bize sorma, duyma, görme, konuşma git evet mührünü bas yeter deniyor. Bu seçimimizde hayırlı olsun diyelim.

Bu yazı toplam 1433 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim