• BIST 104.001
  • Altın 145,560
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 20 °C

B.Gomez… K.Gomez…Çilli Gomez… Horoz Gomez…

Hakan Yağcıoğlu

Türk futbolunun ilginç icatları vardır…

Mesela off-side’nın Türkçe adı ofsayt, halk dilinde ise zaman zaman hofsayıt’tır… (Sait Hofsayit Gol Kralı filminde sık sık geçer)…

Out olmuştur avut, çok bilmişlerin yazışına göre de aut…

Mesela golcünün adı bizde santrafor’dur… Aslında santrfor denmesi gerekir… Santrhaf diyen bile vardır…

Mesela krampon ayakkabının altındaki çivilerin eski adıdır…

Futbol ayakkabısı anlamına gelmez…

Ayakkabının bütünü değildir…

Futbol topunu bile travestilerle aynı anda anar olmuştur insanlar…

 

Birde aynı isimli futbolcuların başına ön ek konması olayı vardır…

Mesela Büyük Mehmet…

Küçük Mehmet…

Fuji Mehmet…

Çilli Mehmet…

Metin 1…

Metin 2…

Metin 3 gibi…

Büyük Mustafa (Denizli)…

Küçük Mustafa…

Büyük Savaş…

Küçük Savaş…

Hatta bunun esprisi meşhurdur…

Arkadaşına durup dururken dersin ki:

BÜYÜK SAVAŞ çıkmış…

Nerede?

Yerine KÜÇÜK SAVAŞ girmiş…

KİH KİH KİH…

 

Ancak meslekte de yeni yetişen kardeşlerimizin gayretiyle, nihayet futbolcuların da soyadlarının yazılması sistemi gelişti artık…

Bu kadar basit bir şeymiş ve çok kolaymış…

Eğer öyle olmasaydı, Mario Gomez’den sonra Beşiktaş’a gelmesine kesin gözüyle bakılan Gustavo Gomez karışıklık yaratacaktı…

Ama işin içinden şöyle çıkardık değil mi?..

Büyük Gomez…

Küçük Gomez…

Omdu bitti…

Hatta Çilli Gomez bile diyebiliriz…

 

Bunların en büyük sebebi kibir, burnundan kıl aldırmama ve taassup ile dogmatik yaklaşımlardır…

En iyisini ben bilirim en iyiyi ben yaparım deyip, ahkam kesen bizler, arkadan gelen genç kuşakları emek için her şeyi yaparız…

İstanbullu zamanın köşe yazarları bu işte öyle ileri gitmişlerdi ki, adamlar maçları bile neredeyse vip tribünlerinde izler, taraftarın ve halkın arasına karışmaz, yazısını sessiz ortamda, adeta roman yazar gibi yazarlardı…

Ortayla çıkan ise bir sanat eserinden uzak, süslü püslü ve içi boş yazılardır…

Kimsenin bir Uğur Meleke gibi analiz yapma yeteneği yoktur…

Ama onlara kızmadık ki…

Başımıza taç eden ve gökyüzüne kadar yükselten yine bizler değil miydik?..

Şimdi de tabuları yıkmak için süren mücadelelere ahkam keserek yanıt veriyoruz…

Biz duayen olduk…

DÜNYAların röportajlarını yapan Mehmet Ali Birand ‘Ben sade bir Muhabirim’ diyerek öldü…

Çünkü her şey o kadar basit değil…

 

Tabular yıkılmalı…

Halkın demokrasiye sahip çıkması ve darbeyi engellemesi gibi, burnu kaf dağında olan ahkamcıların da önünün esilmesi lazım…

Çünkü spora zarar verenlerin, çok bilenlerin ibikleri kesilebilir…

Yoksa sesi kesilecektir…

İbikle kurtarırlar…

Loksa neden suya tirit bir horoz olasınız ki…

 

Artık Türk futbolu, Türk sporu makus talihini yeniyor…

İnsanlar sadece maç izlemiyor…

Koşuyor…

Zıplıyor…

Yüzüyor…

Tenis oynuyor…

Çim halı sahaları doydurup, maç izlemek yerine sahaya iniyor…

 

Çocuklar artık “Arda olacağım, Messi olacağım” demiyor, ‘Ben’ olacağım diyor…

İşte özgüven…

 

Geleceğin büyüklerini, yani bugünün çocuklarını anlamak için meslektaşlarımızın da dikkatli olması, kendini yarınlara hazır tutması lazım…

Yoksa…

Yaya kalırlar ve ibiksiz horoza benzerler…

 

Nihat Çakır’dan teşekkür

Kocaelispor’un eski futbolcusu ve benim sevdiğim ve kıymeti bilinememiş eski futbolcu kardeşim Nihat Çakır, emekli oldu. En son Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’nde çalışan Nihat Çakır, sonunda muradına erdi. Darıca G.B.’nin 80’li yıllarının sonunda Güvenç Kurtar döneminde fırtına gibi esen Nihat, Petkimspor ve Kocaelispor maceraları da yaşamıştı. Ama olmadı. Kendi çocuğumuzu harcamasını iyi bildiğimiz için onu da harcadık… Nihat kendisine emeği genler şöyle teşekkür etti: Gençlik ve Spor İl Müdürüm Muzaffer Çintimar, Bahri bey, Ziyülhak Sarıgül, Engin Yaşar, Turgay Bulut, Metin bey ve tüm amirlerim Rahmi Yüce, Özge Daşdelen, Reşat Ceyhan ve tüm GHSİM çalışanları ile emekli ağabeyimiz İsmail Öztürk’e teşekkür ederim”…

 

Severcan kara ve D.dere…

Biliyor musunuz. Benim lisansım en son Değirmendere’de çıkarıldı. HİS lisansı hariç, o Başaran’da)… San Siro Cengiz ağabey almış lisansımı…

Babam da vermiş benim haberim yok tabii ki…

Ama yeşil siyah olması beni cezp etmişti…

Değirmendere’de oynayamadan futbolu Kağıtspor’da bıraktım…

Kocaelispor, Bekirdere, Çenesuyu, Baçhisar, Malofis, Kağıtspor serüveninden sonra Değirmendere’de son dedim…

Severcan Kara da Değirmendere’de güzel şeyler yapmaya hazırlanıyor…

Bekleyelim görelim…

Gerçekten futbolu ‘SEVER’can, küstürülmemeli ve mutlaka kazanılmalı. Murat Aydın bu noktaya bence çok dikkat etmeli ve heyecanı devam edenlerin önünü açmalı…

 

severcan-kara.jpg

Bu yazı toplam 313 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim