• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 15 °C

Babalar ve oğullar!..

Mustafa Küpçü

“Babalar ve Oğullar” Rus roman yazarı Turgenyev’in bir klasik eseridir.

Her klasik eser, üretildiği çağın tanığıdır. Turgenyev de bu eserinde, 19. Yüzyıl ortalarında Rusya’da ve pek çok Avrupa ülkesinde ve özellikle gençler arasında yayılan “nihilizm” yani ( Hiçlik ) felsefesini yansıtır.

Toprak egemen düzenden “çoklu üretim” düzenine geçilmiş, toplumda yeni bir sınıf ortaya çıkmış. Elbette bu yeni sınıfın getirdiği yeni bir siyaset ve felsefe anlayışı olacaktır. İşte, bu noktada yeni değerlere uyum sağlayamayan kişilerin kendilerini “çağ dışı” saydıkları, kendi kişiliklerini değersiz gördükleri bir dönemdir bu.

Bu ve benzeri dönemlerde çocukların sığınacakları en güvenli liman “anne-baba” limanıdır.

Peki ama genç insan, sığınmak istediği bu limanda yer bulamazsa? Hatta itilip kakılırsa hoyratça? O genç insanın bireysel ve toplumsal yaşamı alt üst olmaz mı? Komplekslere kapılmaz mı?

Günlük yaşamımızda bunun ilginç örneklerini görüyoruz!

Küçük yaştan itibaren sigara, içki ve ne yazık ki uyuşturucu bağımlısı oluyor çocuklarımız. Ya da “teknoloji tutsağı” oluyorlar! Saatlerce bilgisayar başında, “bilgi hazinesini geliştirmek” için değil, oyun oynamak için harcıyorlar! Gözler kan çanağına dönüyor, ruhsal bozukluklar oluşuyor, derslere zaman kalmıyor! Ya da cep telefonlarıyla uğraşmaktan insanlarla selamlaşmak akıllara gelmiyor!

Küçük bir örnek verelim; Kitap Fuarı’nın son günü ve hava yağmurluydu. Halk Otobüsü’ne bindim ve kısa bir süre sonra yanımdaki ikili koltuğa yayılmış, çamurlu ayakkabısını da diğer koltuğa koymuş bir genç takıldı gözüme.  Önce bakışlarımla uyarmak istedim. Göz göze geldiğimde ayakkabısına bakarak –sessizce anlatmaya çalıştım derdimi! Ama anlamadı! Biraz daha sabrettim ve sonunda patladım; “Delikanlı, indir o ayağını, orada insan oturacak!”dedim. İndirdi ve hiç tepki de göstermedi.

Bu kez, onu utandırdığım için ben üzüldüm.

Sonra düşündüm; “neden çocuklarımız ve gençlerimiz bu kadar duyarsız?” diye.

O  çocukların anne-babaları, okullarda aldıkları eğitimler, yaşadıkları toplumda tanık oldukları olumsuzluklar geldi gözlerimin önüne. “Malzeme belli, usta belli, ürün de bu kadar” dedim.

Evlerde, “anne-baba şefkat ve ilgisi var mı?”

 Evlerde, aileler birbiriyle sohbet edebiliyor, çekinmeden sorunlarını paylaşabiliyor mu? Yoksa, herkes kendi televizyonu ya da bilgisayarının başına geçip, “yalnızları” mı oynuyorlar?

Televizyon ve bilgisayarlar yönlendiriyor çocuklarımızı. Okullarda, hurafelerle yıkıyorlar beyinlerini! Eğitim sistemi rezalet; “ezberle, unut, çoktan seçmeli sınavlarla kaderini belirle!”

Çocuklarımız ve gençlerimiz mutsuz, korku ve kaygı içindeler. Uyuşturucu yaşı 13’lere inmiş. “Çevre ve temizlik kültürü” bir yaşam biçimi olarak verilmiyor. Çocuklarımızın “DÜŞÜNMELERİ” istenmiyor!

Bencillik, kindarlık, öfke, kolay yoldan köşeyi dönme tercihleri aşılanıyor kafalara…

Kimileri “işe yaramaz bir varlık” gibi görüyor kendini, kimileri baba parasıyla şımarık ve uç noktalarda!

Ne “insan gibi “gençliğini yaşayabiliyor ne de “ruhsal yaşamında denge” bulabiliyor!

Sonrasını hep birlikte görüyoruz…

Anneler, babalar; çocuklarımızı ellerimizden alıp bir meçhule taşımak ve onları köleleştirmek isteyenler var! Farkında mısınız?

Çocuklarımıza sahip çıkalım. Onlara sevgiyi saygıyı, doğa ve insan sevgisini “İNSANİ DEĞERLERİ” aşılayalım.

 

Bu yazı toplam 1228 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim