• BIST 98.314
  • Altın 143,721
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 17 °C

Babam öldü (!)

Abdullah Karagöz

Doksan yıllık bir ömür bitti.
Babam,
İki yılı aşkın zamandır hastaydı.
Ama,
Öyle mız-mız hastalardan değildi.
Bildim bileli;
Doğduğu Yozgat’ın Topaç köyünden askere geldiği,
İstamnbul’un Kartal ilçesine yerleştiği 1942 yılından bu yana,
Bizleri büyütmek için çok ağır işlerde çalışmıştı.
BP. İşletmesinde fıçı yuvarlamaktan yağlı boyacılık dahil her işi yapmış,
Aldığı ücret (haftada 13 Tl.) aileyi geçindirmeye yetmediği için ,
Sabaha karşı Kartal sahillerinde balık tutan balıkçılara katılmış.
Ağ çeken balıkçı tayfası ile “kolon” bağlayıp ağ çekmişti.
Artı,
Hafta tatili günlerini kendine binalarda badana-boya işlerini yapmaya adamış ve
Ailenin yaşamını idame ettirmeye çalışmıştı.
Babam Yozgat çocuğu, askere gelmeden önce köyünde onun bunun davarına
Çobanlık yapan biriydi.
Annemle evliliği babası küçük yaşta ölen yetim bir genç köylü çocuğun “mutlu” evliliği gibiymiş.
Ben 3 yaşındayken askere alınmış ve Yozgattan çıkışı o olmuş.
Dört yıl askerlik yaptığı Kartal’da gönlünü gencecik bir İstanbul kızına kaptırmış.
Köy hayatnın o çekilmez halini unutup İstanbulda yaşamaya karar vermiş.
Evli olduğunu bir de “ benim bir oğlum var” diye açık açık anlatıp İstanbullu aşığına durumu izah etmiş ondan “onay “ almış.
Anacığımı göz yaşları arasında bırakıp boşamış beni alıp İstanbula getirmiş.
Yıl 1946.
O gün bu gün aramızda bir baba-oğuldan ziyade “arkadaş” ilşkisi vardı.
İşçi sendikalarının kurulduğu,
Sendika kuranların “ Kominist” didye fişlendiği gittikleri yerlerin gözlendiği yıllarda,
Bir limon sandığı üzerinde kurulan “Türkiye Petrol İş Sendikasının” kurucaları arasına girdi.
İşçi hakları uğruna Nuri Beşerler, Seyfi Demirsoylar,Ziya Hepbirler ve Halil Tunçlarla omuz omuza
Koşuşturduğu günlerde biz evde yolunu gözler,ekmeğe-yemeğe muhtaç onu bekler aç yatardık.
Köylü çocuğu İstanbula, şehir hayatına, adapte olmakta zorlanmamış,
Cemiyetçilik alanında kendisini geliştirmeye başlamıştı.
Sendikacılıktan sonra siyasete Fuat Arnalarla birlikte “Millet Partii” kurucularından olarak ismini
Yazdırmıştı.
Almanya’ya işçi göçünün ilk kafilesi ile ekmek parası için Almanyaya gitmişti.
Orada hastalanmış, dinini.dilini bilmediği doktorların neşterleri altına yatmıştı.
Türkiyeye döndüğünde ,
Bıraktığı yerden yine hayata tutunmaya çalıştı.
Kartalda bir işletmesi vardı.
Bir gece yarısı onun gür sesi ile uyandım.
-Sen ekmek yediğin yere ihanet ediyorsun!
Diye bağırıyor,elleri ile sağlı-sollu tokat atarak yüzümü tahrip ediyordu.
Ne olduğuınu anlamaya çalışıyordum.
Sonra,
Çalıştırdığı dükkanda görülen “örümcek” konusunda vatandaşın bana yaptığı şıkayeti gazetede “haber” yaptığımı, bunun üzerine Belediye zabıtalarının haberi göstererek babam ceza yazdıklarını, onun da beni bu yüzden gece kan uykumdan uyandırıp dövdüğünü öğrendim.
Aramızda baba-oğul buna benzer bir çok anlaşmazlıklar,uyuşmazlıklar olmuştu.
O da hasta, artık demini almış çay gibi sakinleşmiş,
Yıllardır ayrı olan aile fertlerini çocuklarını bir arada görmek istiyordu.
Ben geçen şeker bayramı sonu çok önemli bir ameliyat geçirmiştim.
Sık sık ziyaretine gidemiyordum.
Telefonla görüşmemizde hep “-Gel” diyordu.
Tedavim yeni bitmiş, yavaş yavaş seyahat etmeye başlamıştım.
Kız kardeşm Sevinç yanındaymış. Ağırlaşmış.konuşmuyormuş. Kardeşim telefonla durumu bildirdi.
Kendisine yarın geleceğimi söyledim. Gece sahur için kalktığım da eşim:
-Ben de bu gün oruç tutmayacağım sen den tutma dedi.
-Neden?
Diye sorduğumda ;
“-Dedeyi kaybettik !” dedi.
Bir an da ne diyeceğimi bilemedim.
Sonra yola koyulduk,Tuzlaya vardığımızda odasında yatağın üzerinde ayakları,çenesi bağlanmış, doksan yılın yorgunluğu ile nefesi tükenmiş babamın cenazesi ile karşılaştık.
Sonra malum işler,cenaze işlemleri, defin derken bir şey anlamadık ama,
Akşam eve gelenler , başsağlığı dileyen telefonlar gerçeği anlatıyordu.
Çevresinde herkesin “Turan abisi” Amcası,dedesi artık yoktu.
Beni “Gazeteci olmayacaksın !” diye döven adam yoktu.
Şimdi diyorum ki;
Keşke yaşasaydı da beni her gün dövseydi.
Artık keşkelerle yaşayacaktım artık,
Babam yok, babam öldü...
• Teşekkür
• Babamın vefatı nedeni ile cenazesi sırasında ilgilerini esirgemeyen ,telefonla acımıızı paylaşan, her türlü yardımı yapan İstanbul Büüyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve dost,akraba,yakınlara ve babamın komşularına şükran ve teşekkürlerimi sunarım. AK.

Bu yazı toplam 1958 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim