• BIST 89.371
  • Altın 146,677
  • Dolar 3,6426
  • Euro 3,9175
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 19 °C

Bakan Nihat Ergün

Bilal Dündar

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’de üretilecek yerli otomobilde en azından 3–4 tane modelin pazara çıkacağını kamuoyuna açıkladı. Bu modellerin değişik ekonomik seçeneklerinin olacağını belirtiyor. Bunda öncelikli amacın orta gelir gruplarının kolayca ulaşacağı hedefleniyor.
İlk etapta işin ekonomik sürdürülebilir olması açısından geniş kitlelerin talebini dikkate alan bir üretim ve tasarım anlayışı ile hareket edileceğini belirtiyor.
Türkiye’de teknoloji ve üretim kapasitesinin yerli uçak ve otomobil üretmeye müsait olduğunu söylüyor. Türkiye’nin otomotiv sektöründe 50 yıllık bir tecrübe birikimi vardır. Buna karşılık Türkiye büyük bir pazara sahiptir. Nitekim 2010 yılında 510 bin otomobil satışı olduğunu söylüyor. 2011 yılında ise bu miktar 600 bin rakamını geçecek. Birkaç yıl sonra bu talep miktarının 1 milyondan aşağı olmayacağını açıklıyor. Bakan Ergün’ün bu açıklamaları hemen karşılığını buldu. Etkin ve birikim sahibi sektör temsilcileri belirlenen hedefi sahiplenerek yerli otomobillerin 20–25 bin liradan ilave edilen vergilerle birlikte 30–35 bin liradan satışa sunulabileceğini bile hesapladılar.
Uzun yılların özleminin inşallah Bakan Nihat Ergün’ün sahiplenmesi ile gerçekleşmesini diliyor ve bekliyoruz. Bakan Ergün bu projeleri gerçekleştirirse tarihe geçeceği ve iz bırakacağı kesin olur. Bu projenin gerçekleşmesi Nihat Ergün’ün şahsının başarısı olacağı kadar Kocaeli için de gurur duyulacak bir başarı olur.
İki dönem milletvekilliği yapan, dalında bu konularda uzman halihazırda parlamentoda olmayan bir partinin üst yöneticisi olan bir dostumla bu konuda bir sohbetimiz oldu. Görüşlerini sizlerle aynen paylaşıyorum.
Bakan Nihat Ergün iddialı, istikrarlı ayakları yere basan bir siyasetçidir. Ne zaman ne yapacağını projelendirmeden boşuna konuşmaz. Göreceksiniz bu projeyi en kısa zamanda hayata geçirecektir” diyor.
Bu duygu ve düşünceye ben de katılıyorum ve inanıyorum. Bakan Nihat Bey İl Başkanı iken köşe yazarlarını kahvaltıya davet edip çalışmaları hakkında şeffaf bilgi verip sorularımızı cevaplandırmıştı. Bu toplantıda anlatılanları ve verilen cevapları kaleme almıştım. Makalemin son satırında İl Başkanı Nihat Ergün’ün AK Parti’ye ihtiyacı yoktur ama AK Parti’nin Nihat Ergün’e ihtiyacı var demiştim. Yanılmamışım.       
 
Üniversite hastanelerinde hastalar perişan
 Sağlık Bakanlığı 26 Ağustos’ta çıkardığı kanun hükmünde kararname ile Tıp Fakültesi hastanelerinde çalışan ve özel muayenesi olan doktorların hasta muayenesi ve ameliyat yapmasını yasakladı. Bu tercihin sebebi “rant sistemi” oluşturduğu nedeniyledir. Yani haksız kazancı önlemek. İlk bakışta kulağa hoş gelen bir neden. Ama detaylı düşünüp ve içinde yer aldığımız zaman ise getirisi götürüsünden çok bir durumla karşılaşıyorsunuz. İnsan ister istemez düşünüyor atılan taş ürkütülen kuşa değiyor mu?
Sağlık Bakanlığı diyor ki “Ya üniversitede kal ameliyat yap, ya da git muayenende çalış.”        
Diğer bir deyimle tam gün bana aitsiniz diyor Bakanlık.
Doktorların iki tercihten birini seçme durumunu kazandıkları para yönlendirecektir. Tıp Fakültesi Hastanesinde profesör hocanın eline 7 bin lira civarında para geçiyor. Konuştuğumuz birkaç hoca muayenehanelerde duruma ve yerine göre bunun üç veya dört katı gibi ellerine para geçtiğini ileri sürüyorlar.
Kendine güvenen doktor elbette ki özel muayenehaneyi seçecektir. Basına yansıyan haberlere göre özel muayenehaneleri tercih eden uzman hoca sayısı hayli kabarıktır.
Kritik ve önemli bölümlerde tedavi gören hastaların etkilenmemesi mümkün değildir.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı “Ameliyatlarda büyük aksaklıklar oluyor, hastalara uzun süreli randevular veriyoruz. Cerrahi branşlarda yarıdan fazla öğretim üyesi çalışmıyor. Ameliyatların aynı oranda düştü. Önceden günde 100 hasta şimdi ise en fazla 54 hasta ameliyat yapabiliyoruz” diyor.      
İstanbul Tabip Odası Başkanı önemli uyarılarda bulunuyor. “Bu sistemin doğru bir sistem değil” diyor. Muayenehanesini kapatan hekimi performansa dayanan bir sistem beklediğini söylüyor. Bir hekimin durum icabı bir hastasına bir saat zaman ayırması gerekebilir. Performansta ise bunu düşünmeden zamanla yarışıp birkaç dakikada daha çok hasta bakma yolunu tercih eder. Bu durumda kaliteyi düşürecektir.
Kısaca “Üniversite Hastaneleri diye bir şey kalmayacak. Öğretim üyesi bilimsel araştırma yapamayacak. Asistan öğrenci yetiştiremeyecek. Hasta bakma, araştırma ve eğitim zamanla son derece düşük kalitede olacaktır. Bu sistem özel hastanelere yarayan bir sistemdir. Parası olan hocalara özel hastanelerde ameliyat olacak ve tedavisi oralarda yapılacaktır” diyor.

Bu yazı toplam 936 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim